BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlıca meselesi

Osmanlıca meselesi

Kendi medeniyetimizle yüzleşmenin sancılarını yaşıyoruz. Tezatlar devam etmekte. Bir tarafta bölgesinin süper gücü olan bir devlet, bir tarafta bu devlette görülen şaşılası kavgalar. Bir tarafta siyasi üst yapı hareketleriyle kendi eksenine dönüş, diğer taraftan televizyonları esir almış dizilerin hiçbir gücün bugüne kadar tahrip edemediği kadar aileyi yıkıma uğratması.



Kendi medeniyetimizle yüzleşmenin sancılarını yaşıyoruz. Tezatlar devam etmekte. Bir tarafta bölgesinin süper gücü olan bir devlet, bir tarafta bu devlette görülen şaşılası kavgalar. Bir tarafta siyasi üst yapı hareketleriyle kendi eksenine dönüş, diğer taraftan televizyonları esir almış dizilerin hiçbir gücün bugüne kadar tahrip edemediği kadar aileyi yıkıma uğratması. Bizim tarihimizde İslamcılık yoktur. Fakat saf, tertemiz Müslümanlık vardır. Osmanlıcılık da yoktur. 1299’dan -hatta- bugüne dek bu halk, Osmanlıdır. Osmanlıcılığı ise bilmez. Teb’anın Türk unsuru en duru şekliyle hep Türklüğünü yaşadı, Türkçülüğü ise aklına bile getirmedi. İslamcılık, Osmanlıcılık, Türkçülük yerli halkın değil, yabancı yönlendirmesindeki münevverin çare arayışıdır. Fransız ihtilali olmuş. Dünya, imparatorluk hayatlarından milli devletlere doğru kaymaktadır. Osmanlı, 19. Asra tahammül azaplarındadır. Sunulan modeller, işte asrın zelzelesine karşı ayakta kalabilme arayışlarıdır. Bu teklifler tutmamıştır. Yalnızca Türkçülükten bazı bölümler tatbik edilmişse de o bir dünya görüşü halinde devlet hayatına da millet hayatına da girmemiş, dahası faydadan ziyade ayrışmalara yol açmıştır. O arayışlar 19. Asırda yaralı devin rüyalarıydı. Aynı dev şimdi de rüya görmekte. 19. Asrın rüyası mevcudu elde tutabilmek içindi. 21. Asrın rüyası, haklarım neden gasbedildi? Sorgulaması. Şair, yarım asrı aşkın biz zaman önce ‘Sen bir devsin, yükü ağırdır devin’ derken bugünlerin habercisidir. Dev olduğunu unutanlar ‘kalk ayağa dimdik doğrul ve sevin!’ müjdesini kavrayamazlardı. O dev, bugün bir bakıma hazırlıksız yakalanmıştır. Çünkü dev yanlış yuvalarda uykuya yatırılmıştı. Önce kendi kimliğini tanıyamadı. Ufak bir kıpırtı ile tren yeniden rayına oturdu. Hacda Osmanlıdan kalan yegane eser Medine Tren İstasyonunu gezerken bir arkadaş şöyle dedi: Bu defa buralara hızlı trenle geleceğiz. Hicaz Demiryolu da Bağdat Demiryolu gibi Sultan Abdülhamid’in eseridir. O, projesini ortaya koyarken düveli muazzama bıyık altından gülmüşlerdi. İnanmadılar. Şimdi de gelinen noktaya inanamıyorlar. Bu devlet, sadece 30 sene evvel 70 Cente muhtaçtı. Hızlı tren gibi bir proje daha var, Özal’ın Barış Suyu Projesi. Bunun unutulmaması ve hayata geçmesi lazım. Hızlı Tren, Barış Suyu Projesi, vizesiz hudutlar. Bunlar, Osmanlı Milletler Topluluğu’nun inşası, 2023 Büyük Türkiye’sine hazırlanan ülkemizin önündeki büyüme gömlekleridir. 2023 Bölgesel Süper Güç takvimidir. Süper Güç/Cihan Devleti olma tarihi 2071’dir. Bütün bunlar yoluna girerken mazi ile köprülerin sağlamlaştırılması gerekir. Kendi gençliğimiz, kendi mazisini keşfetme zorundadır. Çünkü ona çok uzun zamandır öğretilenlerin bir kısmı asılsız. Yabancı diller dış dünya ve yarınki dünya ile irtibat için. Osmanlı Türkçesi ise mazi ile sağlam bağlar kurmak adına elzem. Orta dereceli okullara Osmanlıca dersi konması, bir ideolojik çıkış, bir Osmanlıcılık değil, devletin bekası adına zarurettir. Osmanlıca bilmek günümüz insanı için artık bir entelektüel olma ölçüsüdür. Kendi ülkesinde turist hayatı bundan böyle bitmeli. Medeniyetimizle yüzleşirken, kendi medeniyetimizin diriliş sancılarını yaşarken elde sağlam veriler olması lazım. Bu coğrafyanın haritasını bilmeden yön tayin edemeyiz. Öyleyse önce o haritanın okunabilmesi lazım. Mevzubahis olan tek başına Osmanlıca Dersi değildir. Hedef, Devlet-i Ebed Müddettir. O rejimler üstü bir ideal.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT