BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mekke-i mükerremenin fethi -2-

Mekke-i mükerremenin fethi -2-

Sayıca az olan ilk Müslümânlar, müşriklerin hücûmları karşısında, îmânlarını korumak ve yaymak maksadıyla, Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret etmişlerdir...



Müşrikler, ilk Müslümânlara envâ-i çeşit ezâ ve cefâ yaptılar... Peygamberimize kaç defa sûikast yapmak istediler. Hepsinden öte yurtlarından çıkardılar. Bu yetmiyormuş gibi, onların hicretinden sonra da, tamâmen ortadan kaldırmak için kaç defa harb ettiler... Allahü teâlâ, Müslümânların hicret etmelerine izin verdi. Sayıca az olan ilk Müslümânlar, müşriklerin hücûmları karşısında, îmânlarını korumak ve yaymak maksadıyla, Mekke-i mükerreme’de mallarını-mülklerini bırakarak, Medîne-i münevvere’ye hicret etmişlerdir... Müslümânların Mekke’den Medîne’ye hicret etmesinden sonra da düşmânlıklarını devâm ettiren müşrikler, ordu hazırlayıp defalarca Medîne’de bulunan Müslümânlar üzerine yürüdüler. Bedir, Uhud, Hendek... gibi kanlı savaşlar yapıldı. Bu savaşlarda Müslümânlar karşısında tutunamayıp perişân oldular. Nihâyet hicretin altıncı yılında Peygamberimizle sulh yapmayı kabûl ettiler ve “Hudeybiye Antlaşması”nı imzâladılar... Özet olarak söyleyecek olursak, Peygamber Efendimiz ve hâzırladığı İslâm ordusu [10-12.000 kişilik muhteşem bir ordu], hicretin 8. yılında, Medîne-i münevvere’den gelerek, harp etmeden ve kan dökmeden Mekke-i mükerreme’yi teslîm aldı [1 Ocak 630]. Düşmânlarına da; “Sizin hiçbirinizi, bugün sorguya çekecek değilim. Gidiniz, hepiniz serbestsiniz!” buyurdu. Ka’be-i muazzama’yı putlardan temizledi... KISACA FETHİ ELE ALALIM Hicretin sekizinci senesi idi... Hudeybiye antlaşmasının bir maddesi şöyle idi: “Her iki tarafın [ya’nî Müslümânlarla müşriklerin] dışında kalan Arab kabîleleri, istedikleri tarafın himayesine girebilecekler, Müslümânlar veya müşriklerle birleşmekte serbest olacaklar.” Buna göre; Peygamber Efendimizin müttefiki olan Huzâa kabîlesi, Müslümânlar tarafında; Benî Bekir kabîlesi de müşrikler tarafında yer almışlardı. Huzâa kabîlesi ile Benî Bekir (Bekir oğulları) eskiden beri düşmân olup, fırsat buldukça birbirlerine saldırırlardı. Hudeybiye barışına göre, onlar da bir müddet için saldırılarını durdurmuşlardı. Fakat, buna Benî Bekir kabîlesi iki sene uyabilmişti. Bir gün Mekke’li müşriklerin himâyesindeki Benî Bekr kabîlesinden biri, şiir okuyarak Peygamber Efendimizi hicvetmeye yeltendi. Huzâa kabîlesinden bir genç, buna râzı olmayıp, hicvedici şiir okuyan adama bundan vazgeçmesini söyledi; fakat o vazgeçmedi. Bunun üzerine başına vurup yardı ve onu susturdu. Benî Bekr kabîlesi, bu hâdiseyi bahâne ederek, antlaşma gereği tehlikeden emîn olan Huzâa kabîlesi üzerine ânîden saldırdılar. Kureyş müşrikleri de bu saldırıda Benî Bekr kabîlesine silah vererek ve gizli adam göndererek yardımda bulundukları gibi, ayrıca kıyâfet değiştirerek onlarla birlikte de Huzâa kabîlesi üzerine saldırdılar. HUDEYBİYE ANLAŞMASI BOZULDU Huzâa kabîlesi, “Hudeybiye Antlaşması” gereğince emîn oldukları için hâzırlıksız bulunuyordu. Bu ânî saldırıya da hâzırlıksız yakalandılar. Yerleşmiş oldukları “Vetir Suyu” denilen yerden Mekke’ye kadar kaçmak zorunda kaldılar. Kâbe’ye ve hareme sığınmış oldukları hâlde, üzerlerine hücûm edildi ve netîcede Huzâa kabîlesinden yirmiüç kişi öldürüldü. Bu saldırıda, himâyelerinde bulunan Benî Bekr kabîlesine, at ve silâh vermek gibi yardımda bulunmaktan başka, bilfiil çarpışmaya da katılan Kureyş müşrikleri, böylece “Hudeybiye Antlaşması”nı bozmuş oldular... O gece, Medîne’de, Hazret-i Meymûne vâlidemizin evinde bulunan sevgili Peygamberimiz, namaz kılmak için kalkıp abdest alırken; Allahü teâlânın izni ile bir mu’cize olarak, Mekke’deki Müslümânların kendisinden yardım taleb ettiklerini işitmişti. Onlara cevâb olarak; “Lebbeyk!=Da’vetinize icâbet ediyorum” buyurdu. Meymûne vâlidemiz, Peygamber Efendimizin yanında kimse olmadığı hâlde böyle konuştuğunu görünce; “Ya Resûlallah! Yanınızda bir kimse var mı?” diye sordu. Sevgili Peygamberimiz ona, Mekke’de meydana gelen hâdiseyi ve Kureyşlilerin bu işe ortak olduklarını haber verdi. Ayrıca Huzâa kabîlesi de, durumu Peygamber Efendimize arz etmek üzere, kabîleden 40 kişilik bir hey’eti Medîne’ye gönderdiler. Peygamberimiz, Huzâa kabîlesinden gelen hey’eti, kendilerine mutlakâ yardım edeceklerini va’d ederek, yurtlarına geri gönderdi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT