BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Beni evine davet etti...”

“Beni evine davet etti...”

Genç kız mutfak masasının yanındaki sandalyeye oturmuş, dikkatle maharetli bir şekilde oklavayla küçük parçalara ayırdığı hamurlardan geniş yufkalar oluşturan annesini izliyordu. Muazzez hanım kızına döndü:



Genç kız mutfak masasının yanındaki sandalyeye oturmuş, dikkatle maharetli bir şekilde oklavayla küçük parçalara ayırdığı hamurlardan geniş yufkalar oluşturan annesini izliyordu. Muazzez hanım kızına döndü: - Şu tepsiyi yağlayıver İclal.... Hemen atıldı. Güzelce her tarafını yağladı tepsinin. Sonra başını hiç kaldırmadan konuşmaya başladı: - Beni evlerine davet etti Oktay... Muazzez hanım yan gözle baktı kızına. Bu konularda çok katı kuralları yoktu. Ama sebepleri bilmek, iyi değerlendirmek isterdi. Ayrıca bugüne kadar kızının böyle yakınlaştığı bir arkadaşı olmamıştı. İclal genellikle zevklerini ailesiyle paylaşan bir kızdı. Arkadaşlarıyla birlikte bir yerlere gidileceği zaman mutlaka ağabeyiyle birlikte katılırdı. Ferhat evlendiği zaman bayağı bocalamıştı. Çünkü iki kardeşten ziyade iki arkadaş gibiydiler. Aralarındaki sekiz yaş hiçbir zaman bir sorun olmamış, aksine bu fark İclal’in işine yaramıştı. Çünkü yanında tecrübeli, hayata acemice bakmayan ve sevgi dolu bir ağabeyi vardı. Kendini sürekli koruma altında hissediyordu. Ailesi onu sanki bir koruma zırhı içine almış, tehlikelerden uzaklaştırmıştı. Oktay’la arkadaşlığındaki ilk bocalamayı bütün bunlar yüzünden yaşamıştı. Ferhat her zaman derdi: - Senin için özel birileri olursa hayatında mutlaka bana anlat! Annesinin yüzüne baktı. Muazzez hanım sanki kızının ilettiği davete aldırmamış gibiydi. İkinci bir sefer sormak gereğini duydu onun ilgisizliği yüzünden: - Duydun mu anne, Oktay beni eve davet etti. Annesi çok güzel kurabiye, kek, börek yapıyormuş ve benimle tanışmak istiyormuş... Ne dersin? Kadıncağız ayıkladığı ve bol suyla, tertemiz yıkadığı ıspanakları ince ince doğradı ve biraz ufalanmış beyaz peynirle karıştırarak harmanladı. Tepsiye yerleştirdiği yufkaların üzerine serpmeye başladı. - Sen bilirsin kızım... Kocaman kızsın artık. İki sene sonra doktor olacaksın. Gülümsedi İclal. Çok büyük bir yanlış yapılmış gibi: - Diş hekimi.... diye düzeltti... - Her neyse işte... Hekimlik değil mi sonunda... Eğer sen uygun görüyorsan gidersin. Sıkıntıyla yüzünü buruşturdu genç kız: - İşte şimdi ben ne yapacağımı bilmiyorum ki... Bütün topu bana atıyorsun. Bir kere nereden çıktı bu davet bilmiyorum. Neden ailesiyle tanışmamı istiyor onu da anlamış değilim. Mesela, kendimi onun yerine koyuyorum. Benim hiç aklıma sizinle tanıştırmak gibi bir şey gelmemişti. Ben neyin ne olduğunu bilsem zaten sormam ki anne... Kaşlarını kaldırdı, iri yeşil gözleri saf bir ışıkla parlıyordu: - Çok mu ince eleyip sık dokuyorum acaba? Muazzez hanım gülmeye başladı. Kızının bu saf, samimi hali çok hoşuna gitmişti. Ellerinin önlüğüne silerek yaklaştı yavrusuna, sarılıp boynuna alnından öptü kızını: - Canım benim, sen de ağabeyin de öyle iyi çocuklarsınız ki... Bizi hiç üzmediniz. Hiçbir sıkıntı yaşatmadınız. Sizinle gurur duyuyorum. Bundan sonra da bize bu tür can sıkıcı duyguları yaşatmayacağınıza inanıyorum kızım... İclal yüzünü buruşturdu. Gücenmiş gibi baktı annesine: - Buyurun bakalım... Benim sorumun cevabı bu değildi ki... Gene her şeyi bana yıktın anne... Güldü muzip bir şekilde kadın işinin başına dönerken. Kaşlarını kaldırdı: - Büyük bir hata yaptığını görürsem müdahale ederim ben. Genç kız bir süre düşündü, sonra kararını vermiş gibi başını salladı: - İyi o zaman, ben de gider tanışırım annesiyle. Bir kötülük görmüyorum bunda.... Kadın için için güldü. Kızının heyecanı gözünden kaçmamıştı. Bu delikanlı hakkında her şeyi bilmek istiyordu artık. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT