BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çocukları diziler yönlendiriyor

Çocukları diziler yönlendiriyor

Ailelerin seçiminin çocukları etkilediğini belirten uzmanlar uyarıyor: Çocuklarınız Polat Alemdar, Memati, Behlül ya da Ezel’i kendisine örnek alabiliyor.



> Gülçin Esen Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşındaydı. Albert Einstein 24 yaşında yaptığı çalışmasıyla Nobel ödülü aldı ve 25 yaşında da yaptığı iş ile dünyanın en büyük bilim adamı olduğunu ispatladı. Isaac Newton, fizik kanunlarını oluşturduğunda ve matematiğe en büyük katkılarını gerçekleştirdiğinde henüz 26 yaşına girmemişti. Fransız matematikçisi ve astronomu Alexis-Clod Clero (18. yy.) Paris Akademisinde ilk bildirisini sunduğunda 12 yaşındaydı. İki yaşında kitap okumaya başlayan ünlü fizikçi Thomas Young, içlerinde Türkçenin ve Arapçanın da bulunduğu yaklaşık on dil biliyordu ve 23 yaşında tıpta doktora yapmıştı. Peki, bizim çocuklarımızın, kıt imkânlarla birçok başarıya imza atmış bu insanlardan farkı nedir? CEVAP BEKLEYEN SORULAR Toplumun beğendiği, sevdiği, takdir ettiği içi boş popüler kültürün parçası olan idollerin, hayatlarını örnek almak istemeleri olabilir mi acaba? Örneğin birçok ebeveyn tarafından hayranlıkla izlenen nam-ı diğer Polat Alemdar, Memati, Behlül, Ezel, Alex, Arda, Beren Saatçi, Demet Akalın, Paris Hilton... Kaç kere çocuğunuzun yanında Mimar Sinan’ı veya eserlerini övdünüz ya da Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Einstein, Edison, Necip Fazıl Kısakürek... Hangi yazar, bilim adamı veya bilimsel bir buluş hakkında güzel bir söz söylediniz. Çok nadir değil mi, belki de hiç? Tamam! Tüm bilim adamlarını ve başarılarını bilmek mümkün olmayabilir. Fakat Mimar Sinan’ın bir eserini gördüğünüzde övgü dolu birkaç kelam etmek veya yanından geçtiğiniz mimarisi güzel bir binanın mimarının başarılı bir iş çıkarttığını, çamaşır makinesini bulan kişinin insanlar için ne kadar faydalı bir ürün ortaya koyduğunu, arabanın keşfedilmesinin insan hayatına ne tür rahatlık getirdiğini, bu faydalı ürünlerin de bir insan tarafından düzenli bir çalışma ve emek sonucunda ortaya konduğunu söylemek mümkün. EZİLEN BİR NESİL Çocuklar, hayatını etkileyen dinamikleri seçerken çevresindekilerin seçimlerinden etkilenir. Siz neye değer veriyorsanız çocuğunuzun da ona yönelmesini sağlarsınız. Çünkü her insan takdir edilmek, sevilmek ve beğenilmek ister; en başta da ailesi tarafından. Dolayısıyla sevdiğiniz ve takdir ettiğiniz şahsiyetler, çocuğunuzun kişilik geliştirme ve hayatına yön vermesi esnasında örnek alacağı kimlikler hâline gelebilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Günümüzde popüler kültürün dikta ettikleri altında ezilen bir gençlik var. Bu gençliğin gençliği ve geleceği sadece onların seçimlerinde değil sizin seçimlerinizde de gizli! Her seçiş bir vazgeçiştir, her vazgeçiş ise bir terk ediştir. Kendi hayatımızı oluştururken yaptığımız seçimler, sözler ve davranışlarla sergilenir. Kolayı seçmeyi tercih ediyorsanız, kolayı seçen evladı bağrınıza basmalısınız demektir ve ideal evlat tanımınızdan vazgeçmeniz gerekir. PENCERELER Utku Öztürk / Emre Erdoğan utku.ozturk@ihlaskoleji.com “Tweetçi” acimasiztweet 1.72 boyunu 1.80’e yuvarlayan Türk erkeği, 60’a tur bindiren kilosunu 50’ye fiksleyen Türk kadını; abi kompleksliyseniz gidin evlenin bence. futbolovic Benim bildiğim innovatif Türk vatandaşı, Ali Sami Yen’deki veda programında o koltukları söker, internette iyi paraya satar! barut İkna kabiliyetimizin “Ölümü gör ye!”, duyarlılığımızın ise “Buraya çöp döken hayvan oğlu hayvandır” cümlesi üzerine kurulu olduğu bir ülkedeyiz. idraktahlili Filmler ve şarkılar olmasaydı daha az üzgün olurduk. Bizi hep olmayacak şeylerin varlığına inandırdılar. bamyacık “Acaba ne yapsam?” sorusuyla evden çıkma isteğini vücuda anlatamayıp, saati akşam ederek yatakta geçirilen kısmi felce “Pazar Sendromu” denir. tuti Türk insanı masada yalnız kaldığında telefondaki eski mesajları okumak yerine kitap, gazete filan okusaydı, medeniyette tavan yapardık. TipAdam -Saat kaç Anne? - Öyle bir geçer zaman ki... - Yemek ne Anne? - Yaprak Dökümü... - Anne iyi misin? - Doktorlar... ahmethc Birbirlerinin sırlarını paylaşan kızlar çetesi kadar tehlikeli bir oluşum henüz yeryüzüne gelmedi. emrebilgili Ayyy Starbucks’da Mac’imin üstüne kahve döktüm. Tam onun paniğiyle kalkarken Ipad’imin üstüne bastım, iyi ki Iphone’um var da duyurabildim. ceriLevis Ne ses hızı, ne ışık hızı, ne Ferrari, ne Porsche hızı... Hiç ir teknoloji Cuma’dan Pazartesi’ye geçiş arasındaki hızla yarışamaz... YAZILI YOKLAMA Soru: Hayalinizdeki okulu yazınız. Cevap: Öğretmenler robottan olsa; ama arada bir pilleri bitse. Soru: Kenar deniz ne demektir? Cevap: Bir evin kenarındaki denize kenar deniz denir. Soru: Okyanus nedir? Cevap: Derinliği 9-10 mil kadar olan uçsuz bucaksız sulara denir. HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY - GERİ DÖNÜŞÜM- > Geri dönüştürülmüş bir teneke kutunun, raflarda tekrar yerini alabilmesi için tam 3 ay süre gerekiyor. Fakat bunları raflara göndermek yerine farklı şeyler yapanlar da var: Rutgers Üniversitesinde çalışan akademisyenler bir nehrin üzerine, yaklaşık 100 bin polyester kahve bardağı ve 80 bin plastik su şişesinden 17 metrelik bir köprü yaptılar. > Nike, eskimiş spor ayakkabılarını toplatarak bunları tenis kortu, koşu yolu gibi spor alanlarının zeminlerinin yapımında kullanmak üzere geri dönüştürüyormuş. Çin’de ise 1 milyondan fazla satılamamış Robbie Williams CD’si yolların onarımında kullanılacakmış. > Amerikalılarsa, yılda neredeyse 80 milyon dolar değerinde demode olmuş cep telefonlarını çöpe atıyorlar. İkinci el piyasası orada durgun olsa gerek. Bu meyanda İngiltere’de de herhangi bir teknolojik aleti çöpe atmak kanunen yasak. BİLİYOR MUYDUNUZ? Discovery Dergisi’nin yayımladığı bir makaleye göre, bir Amerikan Mars hava uydusu, “Kızıl Gezegen”e çakılmış. Sebebiyse hayli ilginç: Uydunun hareket etmesini sağlayan laboratuvar metre birimine göre çalışırken yeryüzünden kontrolünü sağlayan Lockheed Martin’deki mühendisler, fit ve pound birimini kullanınca 125 milyon dolarcık heba olmuş. PAYLAŞIM MERKEZİ Hiçbir işini 24 saate sığdıramayanlar için > Her sabah 5 dakikanızı, o gün yapmanız gerekenleri planlamaya ayırın. Eğer sabah buna müsait değilse akşamları bir sonraki günün planını yapın. > Söz uçar yazı kalır. Yapmanız gerekenleri ya da aklınıza gelen fikirleri bir kâğıda not alın. > İş yerinde, dikkatinizi dağıtabilecek şeylerden uzak durun. Örneğin masanızın üzerinden işinizle ilgili olmayan şeyleri kaldırın. > Bugün ne yaparsam bu, beni, hedefime daha çabuk yaklaştırır? Bu soruyu kendinize günde 100 kere sorun! > Aynı anda birden fazla iş yapanlara özenmeyin. Aynı anda sadece bir işe odaklanıp o işi bitirmeye çalışın. GOOGLE ARENA arama motorlarına göre karşılaştırma Muhteşem Yüzyıl: 1.2 milyon Kanuni: 361 bin Dizi: 43 milyon Belgesel: 5.8 milyon Hobi: 23 milyon Fobi: 727 bin İbrahim Cebeci icebeci@ihlaskoleji.com Etkiliyorum Sen yaparsan o da yapar Niçin ülkemizde her şeyin zıddı yapılır, anlamak mümkün değil! Terörden şikâyet ederken trafiğe daha fazla kurban veriyoruz. Pislikten şikâyet ederken gittiğimiz her yeri -nasıl olsa bize ait değil mantığıyla- kirletiyoruz. Kurallara uyulmadığından şikâyet ederken kuralları çiğnemeyi bırakın eziyoruz. Sürekli çuvaldızı başkalarına batırıp insanları delik deşik ederken kendimize iğnenin ucunu bile dokundurmuyoruz. Buna benzer, şikâyet edip de tersini yaptığımız şeyler oldukça fazla. Hareketlerimizle örnek olmamız gereken çocuklarımızdan çok masum (!) isteklerimiz de olmuyor değil: Ben kitap okumayayım, çocuğum kitap kurdu olsun! Ben içki içeyim, çocuğum meyve suyu içsin! Ben geç yatayım, çocuğum erkenden rüyalara dalsın! Ben televizyonun başından, çocuğum dersin başından kalkmasın! Ben internette chat yaparken çocuğum internette proje ödevi yapsın! Ben küfredeyim, çocuğum iltifat etsin! ... Şimdi diyeceksiniz ki kim evladına böyle söyler! Evet, belki kimse bunları söylemez; fakat fotoğraf makinesi gibi olan çocuklarımız söylediklerimizi değil yaptıklarımızı denk getirdikleri zaman fotoğraf makinesinin deklanşörüne basıyor. Tabi ki herkes çocuğunun örnek bir insan olmasını ister. Peki, bu, onlardan çok bizim elimizde değil mi? Sürekli, çocuklarımızın davranışlarını düzeltmek için mücadele edeceğimize biraz da kendi yanlışlarımızla mücadele etsek nasıl olur? Bu işe, hatalarımızı tespit ederek başlayalım, ardından çocuklarımızı düzeltmek yerine kendimizi düzelterek operasyona devam edelim. Göreceğiz ki zamanla çocuğumuzda şikâyet ettiğimiz şeyler tersine dönmüş. Aslında onlardan şikâyetçi olurken aynaya baktığımızın hiç farkında değiliz. Onların hataları, bizim hatalarımızın yansımasından başka bir şey değil. Olumsuz durumlar için her evde seferberlik ilan edilmeli. “Savaşa mı hazırlanıyoruz?” diyenleri duyar gibiyim. Evet, bu bir savaştır, hem de büyük bir savaş! Kendimizi düzeltme savaşı. Nasıl mı? Biz kitap okuyalım ki çocuğumuz da kitap okusun! Biz zararlı alışkanlıklardan uzak duralım ki çocuğumuz bunlara hiç yaklaşmasın. Biz erken yatalım ki çocuğumuz da erken yatsın. Biz her odaya televizyon yerine, bir televizyonla yetinip faydalı programları izleyelim ki çocuklarımız da televizyonkolik olmasın. Biz interneti ölçülü kullanalım ki çocuğumuz da ölçülü olsun. Biz terbiyeli olalım ki çocuğumuz da edepli olsun. Bataklıkta gül bitmez, bitse bile bataklığın kötü kokuları güle siner; biz gülü, gül bahçesinde yetiştirmek için uğraşalım. İşte o gülün nefis kokusuna doyum olmaz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 114418
    % 2.01
  • 3.7915
    % -0.13
  • 4.6324
    % -0.58
  • 5.2252
    % -0.36
  • 162.659
    % -0.64
 
 
 
 
 
KAPAT