BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mağribde bir ateş yandı

Mağribde bir ateş yandı

Yerleşik kültürümüzde Orta Doğu, Uzak Doğu gibi tarifler yoktur. Onlar, başkaları merkezli.



Yerleşik kültürümüzde Orta Doğu, Uzak Doğu gibi tarifler yoktur. Onlar, başkaları merkezli. Bizde ‘Mağribden Maşrıka kadar’ diye bir deyim vardı, yine vardır. Kocaman hacimli kitapların cildleri açılsa bunlara dayalı metinler okunabilir. Mağribden Maşrıka dair alan tarifini ‘Uzak Batıdan, Uzak Doğuya’ kadar diye aktarmak mümkün. İki uç da doğrudan hudutlarımız içinde olmasa da bin yıl etki alanımızda/nüfuzumuzdaydı. Fatih, Yavuz, Kanuni, 4. Murad... İlki Rumeli fatihidir, ikincisi Orta Doğu fatihi, üçüncüsü Orta Avrupa fatihi, sonuncusu Kafkaslar-Basra Körfezi hattı fatihi. Elbette öncesi ve sonrasında başka isimler de var ama ağırlıklı olarak alan hakimiyetini bu Sultanlar tesis etmiştir. Bu hakimiyet, önce durdu, sonra zayıfladı sonra da Düveli Muazzama tarafından gasbedildi. Osmanlı Türkü, buraları kare kare adaletle, insafla ve hakkaniyetle idare etti. Kendini halkın hakimi değil, hadimi/hizmetçisi saydı. Kula hizmet, Allah’a makbul kulluktu. Osmanlı’dan sonra bu topraklar Düveli Muazzamanın eline geçti. Düveli Muazzama...İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Amerika. Ve arada bu tabire dahil olmasa da bazısı çömez diğer sömürgeciler: İspanya, Hollanda, Portekiz, Danimarka, Osmanlı Türkü‘nün doğrudan veya dolaylı hakimiyetindeki bütün topraklarda gördüklerini kendi ülkelerine taşıdılar. ‘Demokrasi, eşitlik, insan hakları getiriyoruz’ diyerek yer altı ve yer üstünde ne buldularsa götürdüler. Sömürü, 1908’de Sultan Hamid’in çekilmesinden 2008’de II. Körfez Harekâtı’nın durmasına kadar devam etti. Biz merkezli bakarsak... Tanzimat döneminin süper gücü Fransızlardır. İttihad Terakki döneminin Almanya. Cumhuriyette II. Dünya Harbi sonuna kadar İngiltere, Bu tarihten 1990’a dek ABD ve SSCB. Bahsettiğimiz bütün bu coğrafyada harita iki elden çıkmıştır. Masa başı ve cetvel çizimidir. Yukarı tarafta Stalin, aşağıda Mağribden Maşrıka veya isterseniz yeşil kuşak veya ölü doğan tabirle BOP bölgesinde Çörçil. İngiliz başbakanı Çörçil ve halefleri, bu kuşakta nahiyeleri, kasabaları, şehirleri emirlik, şeyhlik, sultanlık, krallık şeklinde kurdular. Başlarına kendilerine sadık, azat kabul etmez bendeler getirdiler. Bazıları da sözde cumhuriyet rejimi oldu. Ortak tarafları despotluktur. Sistemli bir şekilde hepsinde Türk düşmanlığı işlediler. Türkiye ders kitaplarında Arap düşmanlığı işlettikleri gibi. Bunların içinde Müslümanlara en fazla zulüm Tunus’ta yapıldı. Habib Burgiba adlı diktatör zamanında kadın, Tunus sokaklarında bile başını örtemezdi. İleri yaştakiler bükülmüşler dışında kimse camilere gidemezdi. Sonra bu şiddet, kısmen hafifledi ama tamamen yok olmadı. Bir söz vardır ‘her şey inceldiği, zulüm, kalınlaştığı noktadan kopar’ diye. Halkın şuurlanması, halkın uyanması, halkın bir ihtialle hürriyet ateşini yakması Tunus’ta gerçekleşti. İşsizlik bahanedir. Sebep zulümdür, din düşmanlığıdır. Sebep, Türkiye’dir. Türkiye, Mağribden Maşrıka bütün bu coğrafyayı sarsıyor. Davos’taki ‘One minute’ gecesinde TGRT bize bağlandığında o gece, Antalya’daki otel odamızdan şunu ilan etmiştik: ‘Şu andan itibaren Sultan Abdülhamid Han‘dan bu yana bütün İslam âleminde en çok sevilen lider Recep Tayyip Erdoğan’dır.’ Türkiye’nin sağlam iktidarlarla istikrarını koruması lazım. Su yatağına akıyor. Tarih’e verdiğimiz ödünç geri alınıyor. O sipariş, o güdümlü şeyhlik, sultanlık, emirlik, krallık ve güya cumhuriyetlerin hepsi göçecek. Onların yerine Türkiye ile kardeş, halktan idareler gelecek, İslam dünyası ve mukaddes olan her değer kurtulacaktır. Dahası İsrail de hizaya gelecektir. İslam ve diktatörlük zıt kavramlardır. Bu ateşin alev alev büyümesinden şüpheniz olmasın. Ankara teyakkuzda olmalıdır. Türkiye seçmeni ise macera peşinde koşmamalı. Tarih bize gülüyor, talihin de gülmesi aklımızı ve basiretimizi kullanmaya bağlı. Tarih, tashih olacak, toprak yerine oturacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT