BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gazeteci asla suçlamamalı...

Gazeteci asla suçlamamalı...

Gerçekleri kamuoyuna açıklamak, bir medya mensubunun hem görevi hem de işidir... Ne var ki, ispatlanmış, kesinleşmiş gerçekler bahis konusudur... Yoksa, “olsa olsa” metotları kurgu ve kıskançlık duygularıyla hiçbir haber hazırlanmamalı, hiçbir yazı kaleme alınmamalı, hiçbir söz söylenmemeli...



Çeşitli sorunlar içindeki medya dünyasının enine boyuna tartışıldığı I. İletişim Kongresi’nde hazırladığımız tebliğin tümünü vakit azlığından sunamadığımızdan, “suçlamanın gazetecilik olmadığı” bahsini bugün sizlerle paylaşmak ihtiyacını hissettik. İşte, süre azlığından açıklama fırsatı bulamadığımız önemli konu ile ilgili görüşlerimiz; Gün geçmiyor ki, medya mensupları arasında bir “sürtüşme” bir “itham” hatta bir “iftira” olayı olmasın... Gerek yazılı, gerek sözlü ve gerekse görüntülü basında yer alan bu çirkinlikler, ne yazık ki, mesleğimizin üzerine kapkara gölgeler düşürmekte... Dolayısıyla medyanın saygınlığı tartışılır hale gelmekte... Gerçekten de, özellikle son aylarda önce bir fantezi, sonra bir tutku, bugünlerde de bir “kariyer” edinme ölçüsü haline getirilen bu “kokuşmuşluk” aslında müelliflerine “müfteri” damgasından başka birşey kazandırmıyor... Ne var ki, önce insani sonra meslek kurallarına ve de yasalara aykırı olan bu tür suçlamalar, anlaşılan daha bir dönem sürüp gidecek... Tekrar ediyoruz, medya tetikçilerinin savaşı önce kendilerine sonra da mesleğimize yarar yerine zarar getirecek boyutlara ulaşmış durumda. Denilebilir ki, bir parlamenteri, bir bilim adamını, bir sanatçıyı eleştiren basın mensubunun bir görevi de kendi meslektaşlarına “neşter” atmak değil mi?.. Tabii ki, kim olursa olsun, eleştiri sınırlarını aşmamak kaydıyla herkes dile getirebilir... “OLSA OLSA” METOTLARI Gerçekleri kamuoyuna açıklamak, bir medya mensubunun hem görevi hem de işidir... Ne var ki, ispatlanmış, kesinleşmiş gerçekler bahis konusudur... Yoksa, “olsa olsa” metotları kurgu ve kıskançlık duygularıyla hiçbir haber hazırlanmamalı, hiçbir yazı kaleme alınmamalı, hiçbir söz söylenmemeli... İster parlamenter olsun, ister bilim adamı olsun, ister sanatçı olsun ve ister medya mensubu olsun hiç kimse infazın mağduru olmamalı... “İftira et, çamur at... Doğru değilse bile izi kalır” adiliğini hiçbir medya mensubu, meslek ilkelerinin üstünde tutmamalı... Haksız yere itham etmek bir yana, yakıştırmalarda bulunmak, kafaları bulandıracak maksatlı sorular sormak bile “erdemli” kişilerin işlevi olmaması gerekirken, medya mensuplarının başvuracakları metotlar asla değil... Güvenilirliği gün geçtikçe aşınan mesleğimizin yeniden saygın hale gelebilmesi için, medya tetikçilerinin gerçekleştirdiği infazlara son vermek gerek!.. Halkın gerçekleri öğrenme hakkını, yalanlarla, iftiralarla, şüphelerle, kurgularla istismar edenlerin sayısı ne kadar azalırsa, mesleğimizin onuru da, o kadar artar... Dolayısıyla, halkın medyaya güveni yeniden gelir, gazetelerde tiraj, televizyonlarda etkinlik arzu edilen seviyeye ulaşır... Özellikle, medya tetikçilerine dikkat etmek gerekir... Gerçekleri haykıranları da kutlamak...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT