BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Verem geri döndü

Verem geri döndü

Veremle savaşanlar ilk maçı aldılar, ancak rövanş çetin olacak. Zira direnç kazanan mikrop klasik ilaçlara gülüp geçiyor..



Hastalık Belirtileri Nelerdir? Öksürük: Veremli hastada en çok görülen belirti öksürüktür. Bu öksürük inatçıdır verem ilaçları dışında ilaçlarla iyileşemez. Balgam ve kan tükürme: Balgam çok değişik vasıflarda ve bazen de kanlı olabilir. Ateş ve gece teri: Veremli hastalarda çoğunlukla ateş ve gece terlemesi olabilir. iştahsızlık: Sebebsiz zayıflama ve iştahsızlık da verem belirtilerindendir. Hatırlayacak-sınız eski Türk filmlerinde erkek hovardalık yapar, sazda cazda vakit eylerdi. Evin hanımı hem dikiş diker, hem de temizliğe giderdi. Çocuklarının peşinden koşar, saçını süpürge ederdi. Gül gibi kadın eriyip solar, muma dönerdi. Hem kendini kahreder, hem de bizi üzerdi. Ve beklenen an gelir, ufacık bir öksürük darbesi ile mendili al kanlara boyanırdı. İşte tam burada gonglar vururdu ki, bunun dehşet verici bir adı vardı: “Verem!” Tahir geçidindeki şakiler bile insafa gelir ama kara vicdanlı senaristin merhameti olmazdı. Artık acı son yakındı. İşte o güne kadar bar pavyon dolaşan erkek tevbeye gelir “Nayırrr n’olamaz” derdi, “N’olur Nalan, sakın n’ölme!” Ama Nalan ölmeliydi. Yönetmen konuyu bu kadar gerdikten sonra seyirciye mendil çıkartmalıydı. Uzatmayalım zavallı kadın için Karacaahmet kabristanında münhal bir yer aranadursun, esas oğlan sazını alıp dağlara çıkardı. Türk sineması o günden bu yana ne kadar değişti bilemiyorum. Ancak benzer senaryolar kapıda. Veremle savaşanlar 50’li 60’lı yıllarda ilk maçı aldılar, ancak gong yine vurdu ve rövanş çetin olacak. Zira mikrop dirençli hale geldi. Artık tüberkuloz ile mücadele ihtisas ve tecrübe istiyor. Kısacası verem mikrobuna benzemeyen verem mikrobu sağlıkçıları da korkutuyor. Yurdumuzda kime PPD testi uygulansa müspet çıkıyor. Bu, pek çoğumuz (tüberkuloz) mikrobu ile karşılaştı demek oluyor. Risk çok Evet mikrop hepimizin bünyesinde var ama çok sinsi, vücudumuzun zayıf bir anını kolluyor. Özellikle hayat pahalılığı altında ezilen, geliri sefalet sınırının altında seyreden ve dünyası çöken insanımız veremin pençesine düşüyor. Buna yetersiz beslenme, sağlıksız iş yerleri ve güneşe hasret izbeler de eklenince akıbet kaçınılmaz oluyor. Hele alkol ve uyuşturucu kullananlar, kolay yem oluyor. Batı da verem vakaları daha ziyade AİDS’lilerde ortaya çıkıyor. Çünkü onların savunma sistemleri gedik veriyor. Verem açısından büyük şehirler daha riskli. Zira göç, hava kirliliği, stres, parasızlık ve gıdasızlık en çok buralar-da hissediliyor. İstanbul’ da şu anda tespit edilen 5000 verem hastası var, tespit edilmeyenler mi? En az bir o kadar. Kısır döngü Verem uzun süren bir tedavi gerektiriyor. Hasta yaklaşık bir yıl kendine dikkat etmek zorunda, eğer bunu yapmazsa mikrop direnç kazanıyor. Bu kez üç yıl süren ve çok pahalıya mal olan bir tedavi süreci başlıyor. Üstelik hastalığın bu şekli Verem Savaş Dispanserlerinin sunduğu hizmetin dışında kalıyor.Göğüs hastalıkları uzmanı Fatih Kebanlı korkunç bir gerçeğe dikkat çekiyor. Yurdumuzda Verem Savaş Dispanserleri taramalar yapıyor ve tespit edilen vakaları ücretsiz olarak tedavi ediyor. Ancak verem tedavisi en az bir yıl sürmek zorunda. Öksürüğü kesilen, balgamı azalan ve kilo almaya başlayan hastalar iyi olduklarını sanıyor, bir kaç ay sonra ilaçlarını ihmale başlıyorlar. Fırsat kolluyor Ancak mikrop bünyeden atılmış değil ve fırsat bekliyor. Zayıf bir anda yine ortaya çıkıyor. İşin ürkütücü yanı bu kez direnç kazanıyor. Direnç kazanan bir mikrop klasik ilaçlara gülüp geçiyor. Bu kez hasta 3 yıllık bir tedaviden geçmek ve günde en az 30 tane hap almak zorunda kalıyor. Ancak klasik mikroba karşı amansız bir savaş açan devlet, dirençli mikropla mücadelede kenara çekiliyor. Çok özel ilaçlar gerektiren hastalık dal budak salıyor. Evini arabasını satan ayakta kalıyor, durumu iyi olmayan mezar yeri bakıyor. Kısacası yarım tedaviler sadece dirençli mikrop üretmeye yarıyor. Beklentiler Türkiye’de 271 dispanser ve 22 göğüs hastalıkları hastahanesi hasta kabul ediyor. 11 gezici ekiple aşılama yapılıyor. Gelgelelim Heybeliada ve Yedikule Sanatoryumları tarihi eser gibi. Süreyyapaşalı hastalar mahalle arasında dolanıyor. Hepsi bir yana sefaletle mücadele edilmedikçe bataklık kurumuyor. Gelişmiş ülkeler bu problemi kökünden hallettikleri için vereme karşı yeni antibiotikler üretmiyorlar. 20 yıldır değişmeyen ilaçlar mikroplara tesir etmiyor. Mukavim türlere dönük preperatları üretmek Türk ilim adamlarına düşüyor. Dünyanın değişik yerlerindeki 9 milyon veremli bunu bizden bekliyor. En çok neyi sever? * Loş, karanlık, tozlu yerleri. * Sigara tiryakilerini * Alkol ve uyuşturucu kullananları * Savunma sistemi zayıflamış vücudlar
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT