BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yüz çeviren, mahrûm kalır

Yüz çeviren, mahrûm kalır

İnsanların, âhiretteki ni’metlerden mahrûm kalmalarının sebebi, Allahü teâlâdan ve Onun gönderdiği emir ve yasaklardan yani İslâmiyetten yüz çevirdikleri içindir. Yüz çeviren, elbette bir şey alamaz...



Allahü teâlânın ni’metleri, ihsânları yani iyilikleri, her ân, insanların iyisine de, kötüsüne de gelmektedir. Cenâb-ı Hak, herkese mal, evlât, rızık, hidâyet ve dahâ nice her iyiliği fark gözetmeksizin göndermektedir. Allahü teâlânın gönderdiği bu nimetleri, alabilmekteki ve alamamaktaki fark, insanların kendisindedir. Bir şeyden yüz çeviren, ondan mahrûm kalır. Ni’metlerden yüz çevrilir, o ni’metlerin gelmesine vasıta olan sebeplere yapışılmazsa, şartlarına uyulmazsa, o ni’metlere kavuşulamaz. Nitekim Nahl sûresinin 33. âyetinde meâlen; (Allahü teâlâ, kullarına zulmetmez, haksızlık etmez. Onlar, kendilerini azâba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleri ile kendilerine zulüm ve işkence ediyorlar) buyurulmuştur. Güneş, çamaşır yıkayana da, yıkanan çamaşırlara da, aynı şekilde parlamakta, ısı ve ışık vermekte iken, çamaşır yıkayanın yüzünü yakıp karartırken, çamaşırları beyâzlatmaktadır. Güneş, elma ve bibere de aynı şekilde parladığı, ısı ve ışık verdiği hâlde, elma kızarınca tatlılaşıyor, biber ise, kızarınca acılaşıyor. Tatlılık ve acılık hep güneşin ışıkları ile ise de, aralarındaki fark, güneşten değil, bunların kendilerindendir. İNSAN, BAŞIBOŞ DEĞİLDİR!.. Allahü teâlâ, bütün insanlara çok acıdığı hatta bir ananın yavrusuna olan merhametinden dahâ çok acıdığı için, dünyânın her tarafındaki, her insanın, her âilenin, her toplumun, her zamânda ve her işlerinde nasıl hareket etmeleri lâzım geleceğini, dünyâda, âhirette râhat etmeleri, ebedi saâdete kavuşmaları için, işlerini ne yolda yürütmeleri, nelerden kaçınmaları lâzım geldiğini, Kur’ân-ı kerîmde bildirmiştir. Ehl-i sünnet âlimleri de, bunların hepsini, keskin görüşleri ile bulup, milyonlarca kitâp yazarak, bütün dünyâya bildirmişler, yaymışlardır. Allahü teâlâ, insanları işlerinde başı boş bırakmamış, İslâmiyyetin girmediği bir yer kalmamıştır. İnsanların, âhiretteki ni’metlerden mahrûm kalmalarının sebebi, Allahü teâlâdan ve Onun gönderdiği emir ve yasaklardan yani İslâmiyetten yüz çevirdikleri içindir. Yüz çeviren, elbette bir şey alamaz. Ağzı kapalı bir kap, nisan yağmuruna elbette kavuşamaz. İslâmiyetten yüz çeviren çok kimsenin, dünyâ ni’metleri içinde yaşadığı görülüp, mahrûm kalmadıkları zan olunuyor ise de, Allahü teâlâ bunlara dünyâ için çalışmalarının karşılığını vermektedir. Yalnız dünyâ için çalışanlara verdiği dünyâlıklar, hakîkatte azâb ve felâket tohumlarıdır. Ni’met şeklinde gösterilen musîbetlerdir. Nitekim, Mü’minûn sûresi, 56. âyetinde meâlen; (Kâfirler, mal ve çok evlât gibi dünyâlıkları verdiğimiz için, kendilerine iyilik mi ediyoruz, yardım mı ediyoruz sanıyor. Peygamberime inanmadıkları ve dîn-i islâmı beğenmedikleri için, onlara mükâfât mı ediyoruz, diyorlar? Hayır öyle değildir. Aldanıyorlar. Bunların ni’met olmayıp, musîbet olduğunu anlamıyorlar) buyurulmaktadır. “ŞEYTANIN DOSTU OLURLAR!” İslâmiyyete yani fıkıh kitâplarında bildirilenlere uymıyanlar, dalâlete düşer ve Allahü teâlânın yardımından mahrûm kalır, Cehenneme giderler. Dünyâda harâm işleyen kimse, âhirette ondan mahrûm kalır. Dîne, ibâdete yardım niyyeti ile dünyâya çalışanlara, hep sevâp vardır. Yalnız para kazanıp, dünyâ malı toplamak için çalışanlar, sevâptan mahrûm kalır. Lokman hakîm, oğluna nasîhat verirken; “Çalış, kazan! Çalışmayıp, herkese muhtâç kalanların dîni ve aklı noksân olur, iyilik etmekten mahrûm kalır ve herkesten hakâret görür” buyurdu. Netice olarak, cenâb-ı Hak, bütün insanlara, sayılamayacak kadar çok ni’met, iyilik vermiştir. Her kim Allahü teâlâdan ve Onun Resûlüne tâbi olmaktan yüz çevirir ve İslâmiyyetin hükümlerini mutlaka kendine lâzım bilmeyip, ehemmiyyet vermezse, şeytânın dostu ve Rahmânın düşmânı olur. İbrâhîm sûresinin 7. âyetinde meâlen buyurulduğu gibi: (Ni’metlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları arttırırım. Kıymetlerini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azâb ederim.)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT