BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Habib Burgiba

Habib Burgiba

Yola çıktığında “Büyük Mücahid” diye tanınıyor. Vaazlar veriyor, hutbelere çıkıyor, din iman kelimesi ağzından düşmüyor.



ÖNCE YEŞİL Burgiba yola çıktığında “Büyük Mücahid” diye tanınıyor. Vaazlar veriyor, hutbelere çıkıyor, din iman kelimesi ağzından düşmüyor. SONRA?KIZIL İpleri eline geçirdikten sonra Fransızları aratıyor, İslamiyeti gönlünce yaşamak isteyen mütedeyyin müminleri bunaltmaya başlıyor. İstiklal mücadelelerine bakarsanız çoğunda şunu görürsünüz... Milletin bir marşı ve bir bayrağı olur ama sömürü son bulmaz asla. Bakın koca Hindistan İngiliz’in elinden yakasını kurtaramadı hâlâ... Uzunluk ölçüleri foot inch yarda, direksiyonlar sağda, tedrisat gavurca, tarih dersi güneş batmayan imparatorluk, coğrafya büyük Britanya... İngiliz’in ne kadar iğrenç, ilkel fabrikası varsa Hindistan’da, Hindistan’ın madeni baharatı, para eden nesi varsa İngiliz borsalarında... Tunus desen ona keza... Fransa’dan kurtuldu güya... Bütün otomobiller Fransız malı, bütün turistik tesisler Fransızların elinde ve ihalelerde Fransa bir numara. Bakıyorsunuz, ülke kurulduğu günden beri (55 yıldır) sadece iki lider kalmış başta. Gelin birlikte eşeliyelim. Haşmetmaapları ne gibi önemli (!) işleri başarmışlar acaba? BEYAZ TUNUSLULAR Efendim Habib Burgiba bir subay çocuğu. Monastir’de doğuyor (1903) ilk mektebe de orada gidiyor. Orta tahsilini bir Fransızın himayesinde yapıyor. Başşehir Tunus’ta... Velisinin tesirinde kalıyor, Arabça okuduğu Mekteb-i Sadıki’yi bırakıp, Fransızların deruhte ettiği Lycee Carnot’a geçiyor. Bütün hayali Sorbonne’da hukuk ve siyaset okumak. Emeline de nail oluyor. Paris’te entelektüel bir çevre... Liberalinden komünistine her çeşit insan bulunuyor, çocuğun siyasete karşı meyli artıyor. Ev sahibesi Mathilde Lorrain genç bir dul, henüz 35 yaşında. 1. Cihan Harbinde ölen Albay kocasını unutmaya çalışıyor. Evine kiracı olarak aldığı 22’lik Habib’e vuruluyor, Nisan 1927’de bir oğulları oluyor, Ağustos 1927’de evleniyorlar. H. Burgiba Bilahare ülkesine dönüyor ve avukatlık yapmaya başlıyor (1930). ASİMET-ÜL İSLÂM Tunus, İslamiyetin Afrika’daki merkezlerinden biri. Ukbe bin Nafi’nin üs kurduğu Keyruvan “Asimetül İslam” adıyla anılıyor. Ifrikiyye eyaleti asırlarca buradan idare ediliyor. Sonra Aglebiler yerleşiyor. Bir dönem Fatimilerin eline geçiyor ama bölge halkı (Ziriler) Şiiliği terk edip Sünniliği benimsiyor. Ardından Muvahhidler ve Hafsiler... Tunus 1574’ten itibaren Osmanlıya katılıyor. Asitane idareyi memleketin kendi çocuklarına (Beylere) bırakıyor. Derken sömürgeci Fransızlar sökün ediyor (1881). Bütün selahiyet işgalci Fransız hükümetinin tayin ettiği zalim, kan dökücü “yüksek komiser”in eline geçiyor. Düşünebiliyor musunuz nüfusunun % 99.5’i Müslüman olan bir diyarda üç beş Frenk hüküm sürüyor. Bunun böyle gitmeyeceği belli. Paris sömürünün devamı için çareler arıyor. Bunun bilinen bir yolu var, kendi adamını “kurtarıcı” gibi sunmak. Oturup münasip bir isim arıyor, Habib Burgiba’da karar kılıyorlar. İhtimal karısı Mathilda’nın da tesiri oluyor. İTİNA İLE KAHRAMAN... Fransa silahlı direniş istemiyor. Kahramanını (!) bir başka yola sevk ediyor. Parti kur, gazete çıkar! Burgiba denileni yapıyor, El Düstur Partisini parçalayıp ayrı bir baş çekiyor (Neo Düstur), ardından “l’Etendard Tunisien” ve “Sawt at Tunusi” gazeteleri ile atışa başlıyor. O günlerde adı “Büyük Mücahid!” Camilerde vaazlar veriyor, hutbelere çıkıyor. Mathilda da ihtida edip Müfide adını alıyor. Şimdi biraz da mapus damlarında çile çekmesi gerekiyor. 2. Cihan Harbi yıllarında Marsilya, Lyon ve Ain’de hapis yatıyor. Bilirsiniz kahramanlar genellikle vapur kullanır, karaya merasimle ayak basarlar. O da öyle yapıyor, o gulguleyle Yeni Düstur’un başına geçiyor. Parti görülmemiş bir hızla teşkilatlanıyor, sadece o yıl 400’den fazla şube açılıyor. Genç ihtiyar herkesin istiklalden bahsettiği günlerde Fransız başkanı Pieerre Mendes “kusura bakmayın sizinle muhatap olamam” diyor, “ama karşıma Burgiba gibi aydın birini çıkarırsanız o başka!” “Tamam o zaman Habib olsun” diyorlar ve taraflar “özerklik” hususunda el sıkışıyor. Tunus’un Beyi yine var ama sureta... Savunma ve İçişleri Bakanlıkları Fransızlarda kalıyor bu arada. Bilahare kabul edilen anayasa ile din, devlet kontrolüne sokuluyor. Fransız hukuku resmen meriyete giriyor. Mekteplerde Fransız tedrisatı. El kadar bebeler “öndöturva” sayıklıyor, bir “varlığım Frenk varlığına armağan olsun” demedikleri kalıyor. MASKEYİ ÇIKARINCA... Burgiba bir yıl boyunca kadro yapıyor, n’oldum delilerini masalara oturtuyor. Yoksa yeni bir Hannibal mı? Evet! Adam, Kartacalı rüyalar görüyor, iktidarını paylaşmaya asla yanaşmıyor. Siyasi rakiplerini kaçtıkları deliğe kadar takip ettiriyor. Yola birlikte çıktıkları Salah Bin Yusuf’u Franfurt’ta öldürtüyor. Zamanında elinden tutan, Şeyh Abdülaziz es-Se’alibi’ye hakaretler yağdırıyor. Ne kadar meslek örgütü, vakıf, dernek, sendika varsa kapatıyor. Gazetecileri susturuyor. Partinin adına “Sosyalist” kelimesini ilave ediyor ve Beyliği kaldırıyor. Doğum gününü (3 Ağustos) milli bayram ilan ediyor. Caddelere, bulvarlara adını bağışlıyor. Kurtarıcımız, babamız, atamız, liderimiz, önderimiz. Yoluna çiçekler atılıyor, uğruna şiirler okunuyor... Şakşakçıların avuçları patlıyor. Aleyhinde konuşan kesin vatan haini! Tahkir ve tazyiften paketlenip içeri alınıyor. Bu arada parlamento (tabii ki oy birliği ile) ömür boyu devlet başkanlığını bahşediyor. Hani çağdaş liderlerin büyük mozoleleri olur ya, o da kendine Monastır’da büyük bir anıt kabir yaptırıyor. Para önemli değil, gelsin ithal mermerler, bezensin altın varaklarla... DEMİR YUMRUKLU DESPOT O güne kadar oruçlarını rahatça tutan, teravihlere gönüllerince koşan Tunuslular laik demokratik, hukuk devletinde zor Ramazanlar yaşıyor. “Şimdi kalkınma zamanı, çalışacağız, muassir medeniyete ulaşacağız. Oruçmuş, namazmış, onlar sonra!” “Hac umre çok masraflı, bizim dövize ihtiyacımız var. Tarihi camilere meraklıysanız Keyruvan’a gidin. Hicaz uzak, halbuki o şuracıkta!” Al sana fetva, Bourgibaistler alleme kesiliyor. Hal böyle olunca medreseler gerek kalmıyor tabii, Zeytuniye gibi ünlü bir ilim yuvası bile kapatılıyor. Mescidler sadece namaz vakti açılıyor, selam veren tesbihini duasını tamamlayamadan dışarı çıkarılıyor. Yıllar evvel Tunus Medina’da bir camiye girmek istemiştik, baktık önümüzde iki yarma: “Beyler ikindi okunmadı daha!” - Biz geciktik, öğleyi kılacağız ama... - Memnu! Yallah! Nasıl öfkeli, nasıl saldırganlar... Turist olmasak var ya, kesin dalacaklar. Habib halkın örf ve adetleriyle de uğraşıyor, milli ne varsa yasaklıyor. Açılacaksın, saçılacaksın, papyon, kravat takacaksın. Ne o fes, cepken? Garplı olacaksın! Paris öyle emretmiş çocuk istenmiyor, senin fikrini soran yok zoraki aile planlaması dayatılıyor. BUYUR BİR “İZM” DAHA Bourgibaism denilen şey bir nevi sosyalizm ama halk yönetime katılamıyor, eşitliğin sadece lafı ediliyor. İş ehline verilmiyor, “ben senden daha Burgibacıyım” diyen koltuğu kapıyor. Rejimin derin dostlarına dokunmak ne mümkün? O yargılanabilir, bu yargılanamaz! Adalet tel tel dökülüyor. Burgi orduyu iç politikada kullanıyor. Enflasyon, hayat pahalılığı derken bıçak kemiğe dayanıyor... Millet sokaklarda... “Ekmek isyanları” yayılınca Burgiba geri adım atıyor. Adamın öyle de bir huyu var, yenileceği maça çıkmıyor. Tunus, Arap birliğine de âzâ, lakin genel kurulda biteviye pürüz çıkarıyor. Komşuları ile didişip duruyor, İsraile toz kondurmuyor. Burgiba 1961 yılında yaşlı eşini boşuyor, yerine Vesile hanımı alıyor. Vesile adı gibi hayra hasenata vesile olamıyor, milletin başına imparatoriçe kesiliyor. Kabine toplantılarını dinliyor, tayinlere parmak atıyor. Bakanlığa heveslenenler hanımefendinin gözüne girmeye bakıyor. First Lady diye bir tabiri tanımayan Tunus halkı onu da öğreniyor sonunda. Oğlu Jr. Habib mektebini bitirdiği gibi Fransa’ya Büyükelçi oluyor. Dışışleri ve Adalet Bakanlıklarında bulunuyor. BIAT Bankasının sahiplerinden, Başkan Danışmanı, The Clup Monaca’nın onursal üyesi... Ricası emir (!) sayılıyor. DEMOKRASİ BUYSA? Tunus sözde çok partili bir sistemle yönetiliyor. Gelgelelim 163 üyeli parlamentoda muhalif partilere sadece 21 sandalye veriliyor. Onların da kimi kavmiyetçi, kimi Baasçı, kimi Marksist dünya görüşünü savunuyor. Müslümanların hakları aranmıyor. İslami Yöneliş (Nahda) mensupları ya tutuklanıyor, ya da yurt dışına sürülüyor. Onlara sempati besleyen tüccarlar bile batırılıyor. Muhaliflerin miting, toplantı yapmaları, bildiri dağıtmaları yasak. 3 milyon 800 bin Tunuslu seçmenden 1 milyonunun kartı postada kayboluyor. Şu işe bakın iktidar partisinin oy oranı hiçbir seçimde % 99.91’in altına düşmüyor. Seçme, seçilme ve gösteri hakkının olmadığı bir demokrasi... Tiranlara yakışıyor. HEKİMLER DARBESİ Burgiba erken bunuyor, radyolarda, televizyonlarda tuhaf şeyler konuşuyor. Ona “şışşt” demek kimin haddine, rezalet büyüyor. Temmuz 1986’da Mzali’yi başbakanlıktan alıp yerine Zeynelabidin Bin Ali’yi tayin ediyor. Zeynel Abidin hırslı bir subay, fırsatını bulup Burgiba’yı kliniğe kapatıyor. Yedi hekimin imzaladığı bir raporla ev hapsinde tutuyor. Diktatörümüz tam 13 yıl oda ile salon arasını voltaladıktan sonra Nisan 2000’de ölüyor. Kendi hazırlattığı anıt mezara gömülüyor. Zeynel Abidin önceleri Müslümanlara hürriyet vaad ediyor. Hatta Zeytuniye medresesini yeniden açıyor. İpleri eline geçirince baskıya devam. Tesettür sadece kamusal alanda değil sokakta da yasaklanıyor.?Gariptir bizden birileri çok mutlu oluyor “Türkiye’de de Tunus modeli tatbik edilsin” teklifleri terennüm ediliyor. Bin Ali’nin yaptığı tek şey sağa sola resimlerini asmak, uyduruk vecizelerini milletin gözüne sokmak. Tunus şehrinin en büyük meydanına “7 Kasım” adı veriliyor. 7 Kasımlar bayram... Rap rap askerler geçiyor.. Diyeceksiniz 7 Kasımda n’olmuş? Efendi koltuğa oturmuş, n’olsun daha... KRAL İKİNCİ HABİB Müslümanlar saltanatını sallayacaklar diye ödü kopuyor. Tehlikeyi bertaraf etmek için Turistik bölgelerde bombalar patlatıyor, sonra dünyaya dönüp “görüyorsunuz işte bunlar terörist” diyor. Bin Ali, polis sayısını yüzde 400 artırıp 85 bine çıkarıyor. Çocukları ve kadınları saymazsanız her 20 yetişkine bir polis düşüyor. Dinini yaşamak isteyenler “rejim muhalifi” diye yaftalanıyor, sorgusuz sualsiz işten atılıyor, hesapları donduruluyor, pasaportları ellerinden alınıyor. Eğer polis evinizde silah ya da eroin bulursa (ki bulur) ocağınız sönüyor. Burgiba 31 yıl başkanlık yapıyor. Zavallı Zeynelabidin ise sadece 24 yıl keyf sürebiliyor. Halk sokağa dökülünce direnmiyor. Nasıl olsa torba doldu. Arzusu Fransa ama Sarkozy devrik devrimciyi def ediyor, dert almıyor başına. Tepe tepe kullanmış, posasını çıkarmış, Fransız kalıyor mevzuya... ETME BULMA DÜNYASI Burgiba siyasi hasımlarına karşı hiç de hoşgörülü olamıyor. Hasımlarına ne ettiyse başına geliyor son 13 yılını ev hapsinde geçiriyor. ANIT MEZAR Burgiba’nın Monastir’de büyük bir anıt mezarı var. Burası bir nevi müze, resmî erkan saygı duruşunda bulunuyor, çelenk bırakıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT