BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Allahü teâlâ gafûr ve rahîmdir

Allahü teâlâ gafûr ve rahîmdir

Allahü teâlâ, kullarına karşı gafûr ve rahîmdir yani affedici ve çok merhametlidir. İnsanlara râhat ve huzûr içinde yaşayabilmeleri için, her an sayısız lütuf ve ihsânlarda bulunmaktadır...



İnsânların, sıhhatli, sağlam, râhat, neşeli yaşamalarına ve âhirette sonsuz saâdete kavuşmalarına sebep olan faydalı şeylere ni’met denir. Allahü teâlâ, kullarına karşı gafûr ve rahîmdir yani affedici ve çok merhametlidir. İnsanlara râhat ve huzûr içinde yaşayabilmeleri için, her an sayısız lütuf ve ihsânlarda bulunmaktadır. Merhametinin çokluğundan, kullarına lâzım olan bütün ni’metleri yaratmıştır. Ayrıca bu ni’metlerden nasıl istifâde edileceğini, nasıl kullanacağımızı, Peygamberleri vasıtası ile gönderdiği kitâplarında bildirmiştir. Müslümân olsun, gayr-i müslim olsun, herhangi bir insan, bu kitâplara uygun yaşarsa, dünyâda râhat ve huzûr içinde olur. Meselâ, bir eczânede yüzlerce faydalı ilâç vardır. Her ilâcın kutusunda târifnâmesi vardır. İlâcı, târifeye uygun kullanan, faydasını görür. Târifeye uymayan ilâçtan zarar görür. Kur’ân-ı kerîme uygun yaşayan da, ni’metlerden fayda görür. EMİRLER VE YASAKLAR... Allahü teâlâ, bütün insanlara çok acıdığı ve bir ananın yavrusuna olan merhametinden dahâ çok acıdığı için, dünyânın her tarafındaki, her insanın, her âilenin, her milletin her zamânda, her işlerinde nasıl hareket etmeleri lâzım geleceğini, dünyâda ve âhirette râhat etmeleri, saâdet-i ebediyyeye kavuşmaları için, işlerini ne yolda yürütmeleri ve nelerden kaçınmaları lâzım geldiğini bildirmiştir. İnsanlar için iyi ve kötü şeyleri Kur’ân-ı kerîmde bildirmiş, iyileri yapmayı emretmiş, kötü olanları da yasaklamıştır. Bu emir ve yasaklara, İslâmiyyet denir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Allahü teâlâ, kullarına ıyâlim demiş, çok merhametli olduğu için, herkesin rızkını, nafakasını kendi üzerine almıştır. Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu, kullarına çok acıdığı için, 24 sâat içinde ibâdete, yalnız beş vakit ayırmış, ticâret eşyâsından ve çayırda otlayan dört ayaklı hayvanlardan, tâm veyâ yaklaşık olarak ancak, kırkta birini fakîrlere vermeyi emir buyurmuştur. Birkaç şeyi harâm edip, çok şeyi mubâh etmiş, izin vermiştir. Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için îmânın ve ibâdetlerin sûretlerini, görünüşlerini, hakîkî olarak, doğru olarak kabûl buyuruyor. Böyle kullarını Cennete koyacağını söz veriyor, müjdeliyor. İnsanları zayıf yarattığı için, her emrinde kolaylık göstermiştir. Nisâ sûresi 27. âyetinde meâlen; (Allahü teâlâ, size hafîf, kolay emretmek istedi. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır) buyuruldu. Allahü teâlâ, Hakîmdir, her şeyi yerinde, uygun olarak yapar. Raûfdur, acımaya lâyık olmayanlara da acıyıcıdır. Rahîmdir, âhirette sevdiklerine, yani mü’minlere Cenneti ihsân edicidir. NİHÂYETSİZ MERHAMET SAHİBİ Kullarına, kaldırılamayacak, büyük kayayı kaldırmayı emretmeyip, herkesin çok kolay yapacağı kıyâm, rükü, secde, ufak bir âyet okumak ile meydâna gelen namâzı emretmiştir. Namâz kılmak, herkes için çok kolaydır. Ramazân-ı şerîf orucu da, pek kolaydır. Zekâtı da, çok hafîf emretmiş, malın hepsini değil, kırkta birini verin demiştir. Hepsini veyâ yarısını vermeyi emretseydi, kullarına güç olurdu. Merhameti pek fazla olduğundan, emri tâm yapılamaz ise, dahâ da hafîfletmiştir. Meselâ, abdest alamayanlara, teyemmüm etmeye, namâzda ayakta duramayanlara, oturarak kılmaya, oturamayanlara da, yatarak kılmaya, rükü ve secde yapamayanlara, îmâ ile oturup, rükü ve secde için, az eğilerek kılmaya, bunlar gibi, dahâ nice kolaylıklara izin vermiştir. İslâmiyyetin emrlerine dikkatle ve insâfla bakan, bu kolaylıkları görür. Allahü teâlânın, kullarına ne kadar çok merhametli olduğunu, pek iyi anlar...” Netice olarak Allahü teâlâ, kullarına karşı, nihâyetsiz merhametinden dolayı, önce Peygamberleri, sonra da bunların vârisleri olan, evliyâyı, âlimleri dâvetçi olarak göndermiştir. Bunların dilleri ve kalemleri ile sevâplarını ve azâblarını bildirerek, kullarına özür ve bahâne bırakmamıştır. Bir kimse, Allahü teâlâya îmân eder, emir ve yasaklarına uyarsa, saâdete kavuşmaktan ve Onun rahmetinden, affından mahrûm kalmaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT