BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hürriyet bizde gazete adı, bazı memleketlerde hayat tarzı

Hürriyet bizde gazete adı, bazı memleketlerde hayat tarzı

Smith Sonian American Art Museum iç bahçesindeyim. Yazıya hazırlanıyorum.



Smith Sonian American Art Museum iç bahçesindeyim. Yazıya hazırlanıyorum. Az evvel ne yazacağımı bilmiyordum. Yazı, ihtiyaca göre sanki kendini yazdırıyor. Bina merdivenlerinden çıkarken ne yazsam acaba diye düşünüyordum. Burası American Art Museum ile The National Portrait Gallery’den mürekkep haşmetli bir külliye. Kullandığım mekânlardan biri. İki bina arası 30 metre gibi bir yükseklikte şeffaf çatı ile kaplanmış. Bahçede kocaman ağaçlar bulunuyor. Bizdeki kış bahçelerinin büyüğü. Bahçede bir dolu masalar var. Geziden yorulan ziyaretçiler, ders çalışan üniversiteliler, yemekleriyle gelen aileler vs. burada. Smith Sonian bir vakıf. Amerika genelinde birçok seçkin müzeye sahip. Geçen sene 180 milyon insan gezmiş. 30 milyon da web ziyaretçisi var. Buraya öğlen saatlerinde geldim. Dizüstünü açtığımda önce elektronik mektuplara cevaplar yazdım. Sonra Face Book’a baktım, o sırada sanal şartlarda bizi bulan birkaç kişiye teşekkürle mukabele ettim. Twitter’a birkaç not düştüm. Başımı kaldırdığımda iki masa ötemde 20’li yaşlarda bir genç dikkatimi çekti. Kafasında özel maşa ile tutturulmuş takkesinden belli ki bir Yahudi. Masasını düzeltmek için ayağa kalktığında üzerinde gayet geniş bir kumaş pantolon bulunduğunu gördüm. Düzelttiği masasına sofrasını açtı bekliyor. Biraz sonra kendi yaşlarında bir genç hanım aynı masaya gelip oturdu. Onun da başı kulakları da kapanacak şekilde simsiyah örtülü, yüzü tamamen makyajsız. Yemeklerini yemeğe başladılar. Sonra erkek, başındaki kippanın üzerine kocaman siyah bir fötr taktı, bir kitapçık çıkarttı ve başladı öne-arkaya sallanarak okumaya. Belli ki yemek duası yapıyor. Sonra ayağa kalktı ceketinin üzerine paltosunu giydi. Sonra yürüyüp gittiler. Kız da siyah uzun çoraplı, erkek hayli uzun paltoluydu. Bir Türkiye Türkü olarak bunu görüp de kayıp yıllarımızı hatırlamamak mümkün mü? Kendilerini gardırop devrimciliği ile kandıranlar, bir din devleti olan İsrail’den insansız hava uçakları almakta, uçaklarını tamir ettirmekte, onların davetlerine koşmayı şeref telakki etmekte bir beis görmediler. İnsan düşünmeden edemiyor. Bizde bir çift, şu gün bile şu tasvir ettiğim manzarada TBMM lokantasında yemek yiyebilir mi, Danıştay lokantasına girebilir mi, üniversite yemekhanesinde dua edebilir mi? Memleketimizde yemekten sonraki duada karşısındaki kitleye ‘tanrımıza hamdolsun’ değil de ‘Allahımıza hamdolsun’ dedirtti diye ölesiye dayak yemiş insan hikâyeleri yaşanmıştır. Bu hürriyet fotoğrafın başka kareleri de var. Bu bahçede veya yol kenarındaki parkta veya alışveriş merkezindeki bir mağazada isterseniz seccadenizi bir kenara serip namazınızı da kılabilirsiniz. Peki neden, nice nice yıllardır batı dendiği, Avrupa dendiği halde oraların sadece bir tarafları bizlere gösterildi? Neden bu taraflar hep saklandı? Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ne demişti? -Komünizm gelecekse onu da biz getiririz! Resmî ideolojinin izin verdiği kadar dindardın, vatandaştın, hürdün, insandın, aç veya toktun. Nasıl da müptezel bir yüzyıl yaşamışız. Bugün o günlerin devam etmesini isteyenlerle çağdaş yüzyıl standartlarına göre yaşamak isteyenlerin mücadelesini sürmekte. Bunların hoşgörüsü bizim muhteşem yüzyılımızdan iktibas izleri taşımakta. Hürriyetler insan içindir. Ne var ki hürriyet, bizde gazete adı, başka memleketlerde hayat tarzı oldu. Hürriyet, özgürlük, olmadan insanca yaşamak mümkün mü?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT