BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Parti kapatma imkânsız gibi

Parti kapatma imkânsız gibi

ğ 12 Ağustos 1999’da kabul edilen 4445 sayılı yasanın parti kapatılmasına sınırlama getirdiğini söyleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, “Bu kanuna dayanarak parti kapatmak imkansız hale geldi” dedi. Savaş, anayasaya aykırı da olsa partililerin açıklamalarının kapatma davası açmak için yeterli olmayacağını söyledi.



Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş 1938’de Antalya’da doğdu. Antalya Lisesi’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1969’da mezun oldu. Askerliğini Polatlı, Urfa ve Siirt’te yaptı. 1972’de Ankara’da hakim adayı olarak mesleğine başladı. Sırasıyla Aralık ve Gülnar hakimliği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Tetkik Hakimliği yaptı. İki ciltlik “Türk Ceza Kanunu Yorumu” ve “Ceza Genel Kurulu Kararları” isimli ortak eserleri ve dergilerde yayımlanmış birçok makalesi var. 1987’de Yargıtay üyeliğine daha sonra da rekor kabul edilen oylarla iki defa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine seçildi. Seyfi Oktay Adalet Bakanı’yken yaptığı bazı atama ve seçimleri içine sindiremediğinden görevinden istifa etti. Yargıtay üyelerinin kendi içlerinden gösterdiği 5 aday arasında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 1997 Ocak ayında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevine seçildi. Dört yıl süreyle yapacağı görev bu sene sonunda sona eriyor. Ama aynı yöntemlerle bir kere daha seçilme ihtimali bulunan Vural Savaş ile son günlerde kamuoyunun dikkatini çeken yasa ve Anayasa değişikliklerinin mahiyetlerinin açıklanmasına yardımcı olacak bir teknik sohbet yaptık. * Kışlalı -Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılan değişiklikler ana hatlarıyla nasıl anlaşılmalı? Savaş -12 Ağustos 1999’da 4445 sayılı yasa kabul edildi. Böylece Siyasi Partiler Kanunu’nda önemli değişiklikler yapıldı. Anayasa dışı bölücü ve irticai faaliyet gösteren partilerin kapatılmasına sınırlamalar getirildi. Böylece bu kanuna dayanarak parti kapatma olanaksız hale geldi. * Kışlalı -Neden? Durum daha önce nasıldı? Değişiklik ne getirdi? Savaş -Değişiklikten önce Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. maddesine göre bir siyasi partinin genel başkanı, yardımcısı veya genel sekreterinin anayasımızın yasakladığı laiklik ve bölücülüğe aykırı demeçleri, sözlü ve yazılı beyanları dolayısıyla parti kapatma davası açmak mümkündü. * Kışlalı -Sadece bu kişilerin söyledikleri mi suç oluyordu? Savaş -Hayır. Seçimler yaklaştığında parti merkez karar yönetim kurulunca Yüksek Seçim Kurulu’na partiyi temsilen konuşma yapacağı bildirilmiş kimsenin radyo ve TV’de yaptığı konuşmalar da parti kapatma sebebi olabiliyordu. * Kışlalı -Şimdiki durum nedir? Savaş -Şimdi 102. maddede yapılan değişiklik ile bunlar parti kapatma sebebi ancak çok belli hallerde olabilecek. Parti kongresi, merkez karar kurulu gibi kurullar dışında kalan, buna genel başkan da dahil, kişilerin beyanları artık doğrudan parti kapatma davası açmaya imkan vermiyor. * Kışlalı -Hangi hallerde bu durum ortaya çıkabilecek? Savaş -Bir genel başkan bütün kongrelerde ya da radyo TV konuşmalarında partisini temsilen yaptığı konuşmalarda söz konusu yasakların sınırlarını aşan söylemler de yapsa savcılık hemen kapama girişiminde bulunamayacak. Dava açamayacak. 30 GÜNLÜK SÜRE * Kışlalı -Peki hangi hallerde kapatma davası açabileceksiniz? Savaş -Ancak yapılan bu konuşmaları dolayısıyla hüküm giyerlerse girişimde bulunabileceğim. Son değişikliklere göre mahkumiyetleriyle ilgili hükme dayanarak genel başkan dahil suç konusu konuşmaları yapanların partiden çıkarılmaları için parti yönetiminden isteyebileceğim. * Kışlalı -Çıkarılmazlarsa mı parti kapatma davası açılabilecek? Savaş -Evet. Benim müracaatımdan sonra 30 gün içinde bu isteğim yerine getirilmezse o zaman partinin kapatılması için dava açabileceğim. Fakat bu davayla ilgili iddianamenin karşı tarafa tebliğinden itibaren 30 gün içinde o siyasi parti suç işlemiş şahısları partiden ihraç ederse dava düşecek. * Kışlalı -Bu karar nihai oluyor. Sözkonusu parti hiçbir şekilde kapatılamayacak? Savaş -Evet. Aynen öyle. * Kışlalı -Seçim yapılmışsa veya seçimler yaklaşmışsa o arada durum ne olacak? Savaş -O zamana kadar mahkumiyet kararı gelmemişse, ya da gelmişse dahi seçime katılma bakımından sonuç değişmeyecek. Anayasa Mahkemesi’nin HADEP konusunda verdiği bir karar var. Partilerin seçime sokulmasını zaten engelleyemiyor. Partiler seçime de girecek, sözkonusu suç işlemiş kişiler milletvekili de seçilecek. Partileri onları ihraç etse dahi milletvekillikleri etkilenmeyecek. ODAK TARTIŞMASI * Kışlalı -Değişikliğin anayasaya aykırı tarafı yok değil mi? Savaş -102. maddedeki sözünü ettiğim değişiklik anayasaya aykırı değil. Bundan sonra uygulama böyle olacak. * Kışlalı -Bir de anayasayla ilgili değişiklik yaklaşımı var. Hangi anayasal suçlarda siyasi partilerin “odak noktası” haline gelmesine kim karar verecek? Şimdiye kadar buna Anayasa Mahkemesi karar veriyordu. Savaş -Bugünlerde tartışma konusu olan, anayasaya da geçirilmeye çalışılan konu yasak faaliyetlerin partilerde odak haline gelmesi konusu. 103’üncü madde diyor ki “Bir siyasi partinin anayasanın 68. maddesinin 4. fıkrasına aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı hususu Anayasa Mahkemesi’nce belirlenir.” Eskiden de bu hüküm vardı. Fakat belli hallerde odak haline gelmenin ispatı olabileceği 2. fıkrada yazılıydı. Anayasa Mahkemesi RP’nin kapatılması sırasında bu 103/2’yi anayasaya aykırı gördü. * Kışlalı -İptal mi etmişti? Savaş -1995 yılında yapılan değişiklikle odak haline gelmeyi belirtme yetkisinin kendisine verildiğini belirtip, bu husustaki delilleri serbestçe takdir edebileceği neticesine vardı. Buna kısıtlayıcı tarifler getirilmesinin anayasaya aykırı olduğunu söyleyip iptal etmişti. * Kışlalı -Getirilen Anayasa Mahkemesi’nin takdir hakkını sınırlayıcı hususlar neler? Savaş -Şimdi bu iptal kararına rağmen Siyasi Partiler Yasası’nın 103. maddesinde gene “odak haline gelme”yi tarif eden bir fıkra kondu. Şöyle dendi: “Siyasi parti 1. fıkrada yazılı fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre, merkez karar yönetim kurulu veya TBMM’deki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği, yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.” DAVA İÇİN YETERLİ DEĞİL * Kışlalı -Hangi konuşma partiyi bağlayacak? Savaş -Genel başkan dahil kişilerin sözleri gene partiyi bağlayıcı kabul edilmiyor. Sayılan kurumların ihlalde bulunması vurgulanıyor. Zikredilen parti organlarınca yasak fiillerin organlarca zımnen veya açıkça benimsendiğinin de kanıtlanması gerekiyor. * Kışlalı -Bunların kanıtlanması pek kolay değil herhalde? Savaş -Doğru. Bütün bunlar anayasaya aykırı fiillerin bizatihi parti kapama davası açılmasına yetmeyeceğini ortaya koyuyor. Dava açılması hemen hemen imkansız hale giriyor. * Kışlalı -Anayasada ne değişiklik yapılacak? Savaş -Anayasa Mahkemesi bu son sözünü ettiğimiz maddeyi muhakkak iptal ederdi. Neyin partileri “odak haline” getireceğine Anayasa Mahkemesi karar vermek isterdi. Bunu önlemek için 103 içeriğini anayasa hükmü haline getirme eğilimi var.
Kapat
KAPAT