BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Harb ve Sulh

Harb ve Sulh

Harb ve Sulh (Savaş ve Barış), dünya roman türü edebiyatının en büyük şâheseri olan Kont Tolstoy’un eseridir. İki zıt kavramın ne kadar iç içe bulunduğunu çok güçlü bir lirizm ile kaleme almıştır.



Harb ve Sulh (Savaş ve Barış), dünya roman türü edebiyatının en büyük şâheseri olan Kont Tolstoy’un eseridir. İki zıt kavramın ne kadar iç içe bulunduğunu çok güçlü bir lirizm ile kaleme almıştır. Romanın konusu Napolyon’un Rusya’yı istilâsı gibi bir şey bugün bahis konusu değil. Ama Moskova’da, Rusya gibi muazzam bir devletin en büyük hava alanında bombalar patlatılıp 35 ölü ve 180 yaralıya mâl olan bir eylem yapılabiliyor. Ayni gün Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Fransa’nın Strasburg şehrinde -milletvekiliğinde 11 yıl üyelik yaptığı -Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin açılışında İngilizce yaptığı uzun konuşmada, barışın erdemlerini, Avrupalı parlamenterlere anlatıyor. 12 milletvekilinin çetin sorularını teker teker cevaplandırıyor. Meclise bu yıl için de yeniden AK Parti Antalya milletvekili Mevlût Çavuşoğlu başkan seçildi. O da sorulanları cevapladı. Avrupa, bütün korkusuna rağmen, kargaşadan masûn değil. Kıt’anın en yoksul ülkesi Arnavutluk karıştı. Otranto Boğazı ile İtalya’dan ayrılan bir Müslüman devletidir. Halk hareketleri ile başlayıp ihtilâle dönen kargaşaların sârî (bulaşıcı) olduğunu biliyoruz. Yakın Çağ’da 1789, 1830, 1848’de Paris’te patlayan Fransız ve 1917 Petersburg’da başlayan Rus ihtilâlleri Türkiye dahil Avrupa devletlerini etkiledi. Avrupa dışı kıt’alara bile sirâyet etti (bulaştı). Tunus öyle öne çıkan bir ülke değil. Üstelik Avrupa’da da değil. Ama Orta Akdeniz üzerinde ve İtalya ile burun buruna. Fransa etkisi hâlâ ağırlıklı. Tunus ayaklanmasının Arap ülkelerine sıçrayıp başka Müslüman ülkelerine geçmek ihtimalinden bahsediliyor. Zaten Lübnan, Irak, Afganistan gibi devletlerin hâli malûm. Mısır kıpırdıyor. Büyüklerine ihtilâl dediğimiz halk hareketleri, vatandaşın yönetimden, iktidardan, yolsuzluklardan, yokluklardan, yoksulluktan şikâyetleri ile oluşuyor. Demokrasilerde bile insan hakları münakaşaları eyleme dönüşebiliyor. Refah düzeyleri çok değişken oluyor. Meselâ Arap dünyasının Moritanya, Sudan, Somali, Eritre (bu ikisi sadece Arap Birliği üyesi) gibi yoksulları, orta hallileri, Mısır, Suriye, Irak, Lübnan gibi en eski medeniyetlerin ülkeleri, 6 Körfez monarşisi gibi refahın en üst düzeyinde yaşayan devletler bulunuyor. Bu zenginlerde bile marksist sosyalistler var. Akılları fikirleri ihtilâl yolu ile iktidara oturmaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT