BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiç dağ sörfü denediniz mi?

Hiç dağ sörfü denediniz mi?

Erzurum’daki oyunlar, kış sporlarına olan ilgiyi zirveye taşıdı. Bizim de olimpik damarımız kabardı ve soluğu İzmit Kartepe’de aldık. Kar kaykayımızı (snowboard) sırtlayıp, yamaçtan yamaca rüzgârla yarıştık.



Kurtbay ÖNÜR - İSTANBUL YAMAÇTAN YAMACA Erzurum’daki oyunlar, kış sporlarına olan ilgiyi zirveye taşıdı. Bizim de olimpik damarımız kabardı ve soluğu İzmit Kartepe’de aldık. Kar kaykayımızı (snowboard) sırtlayıp, yamaçtan yamaca rüzgârla yarıştık. EMEKLEMEDEN ZOR İlgilenenler için hemen söyleyelim. Snowboarda sosyete sporu gözüyle bakılıyor. Oysa bu, bildiğiniz kızağın modern hali. Ama kendine has sürüş versiyonları var. Bu iş, bebek gibi düşüp kalkmadan öğrenilmiyor. Ülkeyi, Erzurum’da yapılan Üniversiteler Kış Oyunları’nın sıcaklığı sararken, biz de gaza gelip soluğu Kocaeli Kartepe’de aldık. Kartepe, bildiğin Turkish Davos. İzmit Körfezi ile Sapanca Gölü arasında, Kartepe Dağı’nın içinde bir yer. Bağlı bulunduğu Maşukiye ilçesi, Kartepe eteklerinde misafirlerine “hoşgeldin” demeyi alışkanlık haline getirse de boynuz kulağı geçmiş. Kartepe’nin ünü ilçeyi geride bırakıvermiş. Kartepe’ye vardığımızda dağın eteklerindeki Penguen Tepe Kayak Evi’nin sahibi kayak eğitmeni Emre Pekuz’dan malzemelerimizi kiralıyoruz. Kar montu, kar botu, eldiven, kask, gözlük ve kayak malzemesi ya da snowboard... Üst baş tamam... Hepsi toplasan bize 50 liraya mâl oluyor. Hani boardlara sabitlenen kar botları da öyle bir ağır ki, ayağımızı kaldırırken gülle gibi hissediyoruz. İnşallah bir sakatlık olmadan ‘kayak’ macerasını atlatırız diyoruz. BUZ ÜSTÜNDE KARİYER! Malzemeleri aldıktan sonra rehberimiz ve kayak ustamız Emre’nin eşliğinde tırmanmaya devam ediyoruz. Zirveye adım attığımızda önce dağın yamaçlarına yayılmış tesisleriyle Green Park Otel karşılıyor bizi. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen kendini dışarı atan yerli turistler vıcır vıcır kar üstünde dans ediyor. İçimden ‘Bekleyin beni geliyorum!’ diye feryat ediyorum. Heyecanımı belli etmeden, Emre’ye ‘hemen kayalım mı?’ diyorum. Emre doğuştan doğa sporları virüsü ile dünyaya gelmiş ve çevresine bulaştırmayı amaç edinmiş. Yapmadığı spor yok gibi... Zaten Kanada’da eğitim almış. Ardından snowboard malzemeleri ithal edep Penguen Tepe’yi faaliyete geçirmiş. ÖNCE ESNE SONRA ZORLA! Hocamız, bu sporu yapmadan önce ısınma hareketlerinin önemine değiniyor öncelikle. Özellikle eklem yerlerinin ve kasların iyi esnetilmesi gerektiğini, bu yüzden bir süre düz pistte kaymak lazım geldiğini söylüyor. Oysa bizim gözümüz zirvelerde. Isınma hareketleri cidden çok önemli. Çünkü zaten soğuk olan havada, yapılacak ani bir hareket özellikle diz, bilek, bel, boyun gibi eklemli bölgelerde büyük sıkıntılara sebep olabilir. Bu iş çocukluktaki gibi sırt çantasına oturup kaymaya benzemiyor. Hep birlikte düz alanda ısındıktan sonra teleferiğe binip, soluğu zirvede alıyoruz. Tabii teleferikle yolculuk sırasında Kartepe’nin bütün güzelliklerine şahit oluyoruz. Teleferik seyahatimiz sona erdiğinde zirveden Sapanca Gölü ve İzmit manzarasına bakakalıyoruz. Sadece bu manzarayı izlemek Kartepe’ye tırmanmaya değiyor. Bence kar sporu yapacaklar bu zirveye yürüyerek de çıkabilirler. KAR ÜSTÜNDE SÖRF Tabii herkese boyuna göre ve ustalığına göre board veriliyor. Ben de kendime göre bir board aldım. (Dev gibi bir şeydi!..) En hızlı iniş için zirvede hazırlık yapıyorum. Bana eşlik eden Emre Pekuz hocanın telkinleriyle zirveden kaymaya başlıyoruz. Hani okyanusta sörfü duymuştum da, karda sörf yapacağım aklıma gelmezdi. Zirveden aşağıya doğru hızla süzülürken, altımda ezilen ve hızla bana yol veren karın sesini duydukça, heyecanlanıyorum. Adrenalin ve hız bembeyaz bir tutkuda kaybolmama sebep oluyor. Ancak yanlış bir manevra yüzünden düştüğüm zaman gerçek dünyaya dönebiliyorum. Bu işte düşmek bile ustalık istiyor!... 90’LI YILLARDA MODA OLDU Snowboard, Türkiye’de 1990’lı yıllardan itibaren popüler hale geldi. Şimdi ülke genelindeki kayak merkezlerinde sevilerek yapılıyor. Snowfest denilen, üniversitelerin tatil olduğu haftalarda düzenlenen kampanyalar ise üniversite öğrencileri tarafından büyük ilgi görüyor. Bu sayede snowboard, Türk gençliğinde bir tutku haline gelmiş. Bu işi profesyonel olarak icra edenlerin sayısı da artıyor. Snowboard hocası Emre Pekuz bunlardan biri.... Pekuz, ders verdiği gençlerle poz verdi. BOYU BOYUNA UYMAZSA YERİ BOYLARSIN... Yeni başlayanların çözmesi gereken ilk konu kendilerine uygun genişlik ve uzunlukta ‘board’u bulmaktır. Eğer ‘board’un boyu yerden en fazla çenenize kadar geliyorsa bu; o board kısa demektir. Kısa board manevra yapmakta kolaylık sağladığı için yeni öğrenenler ve artistik hareketler yapanlara yöneliktir. Çene ile burun arasına gelen ‘board’lar, orta boy olarak kabul edilir; parklar, dik yokuşlar ve farklı arazilerde kullanılır. Uzun ‘board’lar, ise göz hizasından başın birkaç santimetre üzerine uzananlardır. Büyük dağlar ve derin inişler için tercih edilirler. Önce izle GÖRGÜN ARTSIN! Snowboard, kışın yapılan bir spor olarak görülse de, işin ustaları bir seneye yaymayı başarıyor. Gerçek bir snowboardcu kayamadığı mevsimleri, kışa hazırlık için bacak kaslarını güçlendirici antrenmanlar yaparak, televizyon ve internetten ustaları seyredip görgüsünü artırarak geçiriyor. Onun için board süratle dağdan aşağıya inmek için değil, sanki tümseklerden daha yükseğe zıplamak için bir araçtır. Bir boardcu, sakatlanmaktan ziyade, kayamayacağı için korkar. Ben ise sakatlanmaktan korkuyorum. SAKATLANMADAN ÖNCE Snowboard sporunu yerinde icra etmek için Kartepe’ye giden arkadaşımız Kurtbay Önür’ü en son elinde röntgenlerle gördük. Çünkü bu fotoğrafı çektirdikten sonra kayarken sakatlandı. MALZEME ZİRVEDE VAR Snowboard yapmak için Kartepe’ye gitmek isteyenler önce haritasını açıp yerini belirliyor. Sonra yola koyuluyor. Zirvede, isterlerse 50 liraya bütün malzemeyi kiralayıp teleferikle tırmanışa geçiyorlar. Ve... Kar üstünde dans sizi bekliyor. Dünya genç Türkolog görsün Türk dili, tarihi, edebiyatı ve kültürü üzerine çalışan Türkologların yaş ortalamasının yüksek ve alanda çalışanların az olduğunu gören Yunus Emre Vakfına bağlı Yunus Emre Enstitüsü, “Genç Türkologları Destekleme” adı altında bir proje başlattı. Enstitü Başkanı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan’ın verdiği bilgiye göre, proje çerçevesinde Macaristan, Mısır, Lübnan, Suriye, Belçika, Bosna Hersek, Makedonya ve Kazakistan’dan konu üzerine araştırma yapan 20 asistan Türkiye’ye getirilecek ve eğitim verilecek. Bir vakıf kursan Vakıflar Genel Müdürlüğü, önlisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerine yönelik “Ben Bir Vakıf Kursam” konulu bir kompozisyon yarışması düzenledi. Yarışmaya son başvuru tarihi 9 Nisan 2001. Ödüller 9 Mayısta sahiplerini bulacak. Birinciye 5 bin, ikinciye 3 bin, üçüncüye 2 bin lira verilecek. Detaylı bilgi www.vgm.gov.tr adresinden alınabilir. Kitap, internet ve TV’ye yenildi Demokrat Eğitimciler Sendikası Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM) tarafından yapılan “Türkiye Neden Okumuyor?” isimli anket, gençliğin de okumadığını gözler önüne serdi. Buna göre, ankete katılan gençlerin yüzde 77.5’inin evinde kitaplığı bile olmadığı ortaya çıktı. Gençliğin yüzde 10.7’si düzenli olarak, yüzde 18.9’u aralıklarla, yüzde 61.9’u ise ara sıra kitap okuyor. Gençler, kitap okumalarına engel olarak ise iş yoğunluğu, dersler, internet, arkadaş çevresi ve televizyonu gösteriyor. Kitap okumaya fırsat bulan gençler ise korsan kitap satın alıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT