BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Önemli adamın önüne konan notlar

Önemli adamın önüne konan notlar

Önemli adamların önüne günün haberleri, dikkat çeken yorumları, özellikle kurumuyla ilgili haber ve yorumlar derli toplu olarak konur.



Önemli adamların önüne günün haberleri, dikkat çeken yorumları, özellikle kurumuyla ilgili haber ve yorumlar derli toplu olarak konur. Bu yıllardır yapılır. Acaba bu önde gelen insanlar, önlerine konulan hazır paket dışında, ister hobi olarak, ister can sıkıntısından, ister önlerine hazır konulanlarla karşılaştırmak için internete girip bugün haber portallarında ne var, diye şöyle bir dolaşırlar mı? Ben önemsiz bir adam olarak dün girdim, bir haber ilgimi çekti. Acaba aynı haberi Genelkurmay Başkanı, yahut Deniz Kuvvetleri Komutanı da görmüş müdür? İlgimi çeken habere göre, donanmadan ele geçen belgelerden (klasörlerden) birinin başlığı kaos planı imiş. Yapılacaklar başlığı altındaki maddelerden biri şöyleymiş: Filan ilçede, merkezi vaaz frekansına sızılacak, bütün ilçenin duyacağı şekilde Kur’an-ı kerim ve ilahi yayını yapılacak, yayın kaydedilecek, sonra polise ihbarda bulunulacak, ardından, ‘bunlar da gemi iyice azıya aldı’ vaveylası koparılacak. O tarihte, o ilçede böyle bir olay yaşanmış. Bu haberde benim ilgimi çeken nokta, “tüh tüh neler neler yapmışlar” kısmı değil. Acaba doğru mu kısmı da değil. Suçtur, gereği yapılsın, talebi de değil. Gereğini ister yapsınlar, ister yapmasınlar. Ben, başka bir yönünü merak ediyorum: Bu işlere kafa yoran insanlar nasıl bir eğitimden geçiriliyor ki, kafaları hep böyle hinliklere çalışıyor. Bu nasıl bir eğitim ki, düşman deyince, hassasiyet deyince, savunma deyince, vatan deyince, akıllarına ilk olarak irtica, irtica deyince de minareden ilahi yayını, kutlamada küçük çocukların ilahi okuması geliyor. Okuyan olmayınca da bir tertiple yapılmış gibi, okunmuş gibi yapma, yaptırma ihtiyacı duyuyorlar. Bu suçmuş gibi kayıtlara geçirip memleket elden gidiyor diyebiliyorlar. Bu duygunun sebebini araştırmak için mahkeme kararını mı beklemek gerekiyor. Ben olsam evraklarda imzası olan bir iki kişiyi çağırır sorarım: Komutan olarak çağıracağıma göre, - Evladım, hiçbir isnatta bulunmuyorum. Bu resmi bir görüşme de değil. Sadece duygularını merak ediyorum. Bunu yazarken ne hissettin, neden böyle bir tertibe ihtiyaç duydun, bu senin işin mi? Bunun senin işin olduğuna nasıl karar verdin? Minareden ilahi okununca bunun gürültü koparacağını nasıl anladın, diye sorar.. Sonra bunun bir sorgu olmadığını, sadece merak ettiğim için sorduğumu, isterse anlatmayabileceğini söylerdim. Ardından yapacağım iş bellli: Müfredatı gözden geçirirdim. Biz nasıl bir eğitim veriyoruz ki, minareden okutulan (tertip de olsa) ilahiyi ihbarlık bir iş sayıyoruz. Bu sorunun cevabı “hukuk der ki, kanun dedi ki” faslına girmiyor. Mahkeme kararına da muhtaç değil. O işler kendi mecrasında akarken, duygu analizi yapmanın ne sakıncası var?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT