BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Körfezin parlayan yıldızı Bahreyn

Körfezin parlayan yıldızı Bahreyn

Ham petrolü üreten ilk Arap ülkesi olmasına rağmen İngilizlerin yıllarca “sömürdüğü” bir ada ülkesi olan Bahreyn bağımsızlığından sonra hızla gelişerek yapay adacıklar, ihtişamlı yapılar lüks ve şatafatlı eğlenceleriyle körfezin parlayan ülkelerinden biri oluyor.



GEZİ YAZISI HAZIRLAYAN:?İnan ARVAS inan.arvas@tg.com.tr SUNUŞ Bahreyn tarihi boyunca hep stratejik bir öneme sahip oldu. 1520’li yıllardan 1602 yılına kadar Portekiz işgali yaşadı. İranlılar Portekizlileri kovup 1783 yılına kadar ülkeye hükümran oldular. 1783’te Bahreyn Halifesi’nin dedeleri idareyi ele geçirdi. Zaman zaman İran, Mısır ve Suudiler de burayı ele geçirmek isteseler de başarılı olamadılar. Her petrol ülkesi gibi Bahreyn de İngilizlerin iştahını kabarttı. İngilizler, Halife ailesi ile dostluk anlaşması imzaladı, sözde onları himayesine aldı (1820) Adanın zengin yer altı kaynaklarını hoyratça kullananan İngilizler Bahreyn’i sömürdü hatta köle ticareti yaptılar. Bahreyn ancak bundan 40 yıl kadar evvel (1972) istiklaline kavuşabildi. Şimdi kalkınma yolunda yaptığı şaşırtıcı hamlelerle dikkatleri üzerine çekiyor. Bahreyn 3 büyük ada ve 33 adacıktan oluşuyor. En büyük ada 48 kilometre uzunluğunda. Başkent Manama’da bu adanın üzerinde bulunuyor. Diğer büyük adalar Muharrak ve Sitra. Ülkenin en yüksek dağı 137 metre. Halkın çoğunluğu Arap. Yüzde 60’ı Şii, yüzde 40’ı Sünni. Hindistan, Suudi Arabistan, Pakistan, İran, Umman, İngiltere ve ABD’den gelen 150 bin civarında ecnebi insan yaşıyor. Nüfusu 700 bin’den biraz fazla. Resmi dili Arapça. Okuma yazma nispeti yüksek. İngilizler inanç ve kültürü bozmak, ülkeyi geri bırakabilmek için ne gerekirse yapmışlar. Bahreyn babadan oğla geçen Şeyhlik sistemi ile idare ediliyor. Mühim makamlara halife ailesi mensuplarından biri bakıyor. İdare meclislerin üyelerinin yarısını Halife ailesi tayin ediyor, diğer yarısı ise seçimle geliyor. Ülkeyi kurulduğu günden beri (1971’den bu yana) Halife bin Selman yönetiyor. 3 ADA BİR ÜLKE! Bahreyn’de yazlar sıcak kışlar da sıcak, yazı aratmıyor. Yumurtayı asfaltta kırıyorsunuz anında omlet oluyor. Akşamları yüzünüzü okşayan ılık bir rüzgar.... Bahreyn’in geniş caddeleri, yüksek gökdelenleri Dubai’yi aratmıyor. Oteller tıka basa dolu, eğlencenin haddi hesabı yok. İçki serbest, müzik sesi sokaklara taşıyor. Bahreyn Suudi Arabistan’a bir köprü ile bağlanmış. Suudiler tatil günleri buraya geliyor, yapamadıklarını yapıyorlar. Diğer körfez ülkeleri gibi burada hizmet sektöründe bir tek Bahreynliyi göremezsiniz. Hizmet sektörünün öncülüğünü Hintli, Afgan, Filipinli ve Afganistanlılar yapıyor. Bayan çalışanlar ise Filipinli, Endonezyalı ve Malezyalılardan oluşuyor. İNCİ VAZGEÇİLMEZDİ Ülke nüfusunun yarısından çoğu Şii olduğu için 10 Muharrem günü Bahreyn’de resmi tatil. O gün bütün resmi daireler kapanıyor. Kerbela vakasından dolayı Şiiler matem tutuyor. Evlerin balkonlarında siyah bayraklar göze çarpıyor. Petrolden önce Bahreyn’in en büyük gelir kaynağı inci idi. Bahreyn incisi yüksek kaliteli, hayli rağbet görüyor. Bahreynliler tekne yapımı ve mobilya üretiminde de mahirler. Balıkçılığı iyi biliyorlar. Toprakları elverişle olmadığından ziraat ülkede gelişememiş. Zaten Bahreyn’in üçte ikisinde tatlı su bulunmuyor. Gelirin yüzde 80’i petrolden Bahreyn’de petrol varlığı 1920 yılında tespit ediliyor. Ancak pompalar hep ingiliz için çalışıyor. Bağımsızlığını ilan ettikten sonra petrol gelirleri kendisine kalıyor. Şu anda gelirinin yüzde 80’ini petrolden elde ediyor. Ancak bu ne zamana kadar sürecek? Elbet bir gün petrol bitecek. O günler buhran yaşamamak için şimdiden petrol dışı kaynaklar bulmaları gerek. Ziraat hayvancılık ve sanayii kolay değil. Yapacakları en akıllıca şey ticaret. SEVE SEVE MÜSLÜMAN Bahreyn İslamiyet’in ilk zamanlarında da önemli bir rol oynuyor. Bahreynli El-Eşec diye bilinen Münzir bin Âiz el-Abdi yanına yirmi kişiden oluşan bir heyet alarak (aralarında Amr bin Abdülkays’da var) Medine-i Münevvere’ye geliyor. Peygamber Efendimizi ziyaret edip iman ediyorlar. Başlangıçta açığa çıkmıyor, kendilerini gizliyorlar. Mekke’nin fethinden sonra Efendimiz (Salllahü aleyhi ve sellem) Bahreyn’e bir davet mektup yazarak Alâ bin Abdullah bin İmâd el-Hadrami ile yolluyor. Bahreyn hâkimi Münzir bin Sava ve ada halkının çoğu İslamiyet’i kabul ediyor. Bahreyn Medine İslam Devleti’ne bağlanıyor. AL-KHAMİS CAMİİ Bahreyn’deki iki minareli Al-Khamis Camii, bölgedeki en eski İslam eserlerinden biridir. M.S. 692 yılında temeli atıldığı söylenen cami 14. ve 15. yüzyılda elden geçiriliyor. BİR MEYDAN BİR FİRMA Dikkat ederseniz körfez ülkeleri hızla kalkınıyor. Konuklarını sıradışı tesislerde ağırlayıp cazip alış veriş imkânları sunuyorlar. Normalde bir Avrupalının buraya gelmesi için çok sebep yok ancak uzak doğuya Avustralyaya uçanlar aktarma ve mola için buraya uğramak zorunda. Niye çünkü o hatlarda kendi havayolları çok güçlü, isteyeni de istemeyeni de mutlaka körfeze indiriyorlar. Biliyorsunuz bunu ilk başaran Dubai oldu. Dubai havaalanı adeta bir alışveriş merkezine dönerken Emirates hizmet kalitesiyle hep başa oynadı. Ardından Abu Dabi merkezli Etihad, Sarjah merkezli Air Arabian, Katar merkezli Air Qatar, Kuveyt merkezli Kuwait airways, Umman merkezli Oman Air ortalığı harmanlamaya başladılar. DENİZ YOLU OLDU Ülkeye ulaşım açısından enteresan yapılar inşa edilmiş. 38 milyon dolar harcanarak yapımı 3 yıl süren Şeyh Halife bin Selman geçidi sayesinde Manama adası ile Muharrak adaları birbirlerine bağlanıyor. Ayrıca Seef bölgesinde 26 milyon dolara mal olan bir üst geçit inşa ediliyor. Bir diğer önemli geçit ise Suudi Arabistan ile Bahreyn’i 1.2 milyar dolar harcanarak birbirine bağlayan Kral Fahd geçidi oluyor. YEMEK KÜLTÜRÜ ZENGİN Arap kültürünün estiği ülkede at ve deve yarışlarına ilgi çok. At yarışları yaşamın bir parçası olmuş. O sebeple Bahreyn atların çeşidi yönünden çok zengin. Halk ayrıca futbola da çok meraklı. Tabii Bahreyn’de yemek konusunda yabancılık çekmeyeceksiniz. Yemek Bahreyn kültürünün önemli parçalarından olmuş. Geleneksel lezzetler ön plana çıkıyor. Balık, pilav ve et ülkenin vazgeçilmezlerinden. Zaten hurma sofraların tacı. Hiç yemediğiniz balık türlerini de burada görmeniz mümkün. Yani Bahreyn’de aç kalmak imkânsız gibi. Fakat yemekler biraz baharatlı haberiniz olsun. KRALİYET MEZARLIĞI Bahreyn’de alışveriş yapmak isteyenler için Mahmutpaşa tarzı pazarlar, isteyenler için ise büyük alışveriş mağazaları da mevcut. Ülkenin pazarları çok. Yalnız büyük alışveriş merkezlerinde markalar konuşuyor. Tabii fiyatlar oldukça astronomik. Ülke turizm açısından çok gelişmiş. Turistlerin çoğu denizin temizliğinden dolayı dalış için geliyor. Ülkenin en önemli ziyaret yerlerinden biri de Kraliyet Mezarları. 85 bin mezardan oluşan bu mezarlık ülkeye gelen turistleri en çok etkileyen yerlerden biri oluyor. Yalnız Kraliyet Mezarlığı’nda öyle antik yapılar falan beklemeyin çünkü mezarların hepsi toprak yığını halinde. Ayrıca Bahreyn Kalesi ve müzeler de oldukça turist çekiyor. Halk, lüks bir hayat yaşıyor Bahreynliler oldukça zengin. Fakir insana pek rastlanmıyor. Halk genelde hurma ağaçlarının gölgesindeki şatavatlı villalarda yaşıyor. Her evde muhakkak hizmetçi bulunuyor. Akşama yakın güneşin harareti dinmeye başlayınca halk kendisini Marina Beach’in önündeki yeşil alana atıp mangal yapıyor. Bu da onların vazgeçilmezlerinden. Kadınların açığı da kapalısı da var kimse kimseye karışmıyor. Şık kıyafetlerle Nargile sefası yapanlar da var burnunun ucunu göstermeyenler de var. Bahreyn gençliği genelde oldukça popüler olan Ghahwas adı verilen “kahve evleri”ne takılıyor. Nargile ve satranç ülkenin vazgeçilmez eğlencelerinden. Dört kişiye bir otomobil düşüyor. Yollar düzgün ve geniş, lüks araç bolluğu dikkat çekiyor PALMİYE’LERE RAKİP GELDİ Aklınızda olsun suni adacıklar bir tek Dubai’de yapılmıyor. Bahreyn “Amwaj Island” ismiyle deniz üzerinde bir şehir inşa ediyor. Al-Muharrak yakınlarında şekillenmeye başlayan ada 1.5 milyar dolara mal olacak. Zikr olunan adada mektep, medrese, üniversite, hastane, benzin istasyonları, oteller, restoranlar da bulunacak. Yine Muharrak yakınlarında inşaasına başlanan “Diyar Al-Muharrak” ve “Durrat Al-Bahreyn” (Bahreyn incisi) adlı adalar için 3 milyar dolar harcanacak. Eh, buralarda oturmak herkesin harcı değil tabii, milyon dolarlarınız yoksa heveslenmeyin boşuna... AL-FATEH CAMİİ Bahreyn’in en önemli yapılarından biri Al-Fateh Camii. Bu Cami Bahreyn’in simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Zarif ve asil yapısı ile insanları cezbeden külliyenin kütüphanesi ve konferans salonları da var. Cami 1990’ların başında inşa edilmiş. 7 bin kişiyi bağrına basabiliyor. Onu farklı kılan hususiyetlerinden biri de dünyanın en büyük fiberglas kubbesini üzerinde taşıyor olması (60 ton) ENERJİSİNİ ÜRETEN KULE Bizde de değişik şeyler düşünen gençler var ama hayal gerçekleşirmek parayla. Dubai, mimarlarına her imkanı açıyor, “Hayallerinize sınır koymayın çocuklar” diyebiliyor. Başkent Manama’da inşa edilen Bahreyn Dünya Ticaret Merkezi 50 katlı bir bina. Onu farklı kılan 240 metre yüksekliğinde ikiz kuleler arasına konulan 26 metrelik rüzgar gülleri. Bu sayede elektriğini de bedavaya getiriyor. F1’İN GÖZDE MERKEZİ oldu Bütün zengin Arap ülkelerinin lüks otomobillere olan merakı ülkeye F1 Pisti yapılmasına sebep oluyor. Bahreyn de aynı Dubai gibi F1 pisti inşa etti. Sokakta lüks otomobiller ile birbirleriyle yarışan halk da projeye destek verdi. Bahreyn Pisti böylece Kuveyt Pisti’nin yerini alarak Drag, GT ve Formula 3 yarışlarının düzenlendiği bir motor sporları merkezi haline geldi. Bahreyn’de alkollü içecek satışına izin verilmesine rağmen İslami kurallar çerçevesinde podyuma çıkan pilotlar başarılarını şampanya ile kutlamak yerine alkolsüz bir gül suyu olan Waard isimli bir içecekle kutluyorlar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT