BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Babaanneme rapor veririm

Babaanneme rapor veririm

“Kurtlar Vadisi Irak” ile dünyayı sarsan Necati Şaşmaz, dizinin neden sevildiğini “Sanatçı haksızlığa başkaldırmalı. Biz söylenmezi söylüyoruz” diyerek özetledi. “Polat Alemdar” bir de sırrını paylaştı: Dayak yediğim sahneler sonrası babaannemi arar “Bir şeyim yok” derim.



SUNUŞ Mezarlıkta buluştuk! Necati Şaşmaz ile röportajımızın ilginç bir buluşma öyküsü oldu. Yolda giderken Kocatepe Mezarlığı’nda buluşacağımızı öğrendik. Kurtlar Vadisi’nin son bölümlerinde çekilen, o iç burkan mezarlık sahneleri için hemen hemen bütün dizi ekibi orada. İlk defa bir mezarlıkta röportaj yapıyor olacağım! Set arasında Necati Bey, bizi bekliyordu. Çay kahve faslından sonra Şaşmaz, herhalde mezarlık etkisini fark etti ki, incelik göstererek sohbetimize Pana Film’de devam etmemizi teklif etti. YER YERİNDEN OYNADI! Türk televizyon tarihiyle kalmayıp dünyanın birçok ülkesinde reyting rekorları kıran 8 yıllık Kurtlar Vadisi efsanesinin başaktörü Necati Şaşmaz’ın hiçbir yerde duymadığınız ‘özel’ini sizin için araladık. Kurdu kuzu yapan ise Elazığ’daki babaanne... Tanıştığınız ilk anda “Hay Allah! Havalı galiba, bu sohbet nasıl olacak, nereden başlasak?” gibi sorular kafamı kurcalarken bir süre sonra baktım ki sohbet kıvamında akıyor. Hatta “Yok canım bunlara girmeyeyim” dediğim yerleri Necati Bey kendi anlatıyor. Kendisi ile Polat Alemdar’ı, Kurtlar Vadisi’ni, Kurtlar Vadisi Filistin filmini ve daha başka konuların yanında Necati Şaşmaz’ı konuştuk. Bu röportaj ile ilgili beni etkileyen iki unsuru da yazıp sohbete geçiyorum. Örf ve adetlerimize bağlılıkla, dini bütünlük ve misafirperverlik... Ev sahibine teşekkür edip sohbetimize dâhil olmaya davet ediyorum sizi... > Nerede doğdunuz, adınızı kim koydu, okul hayatınız nerede geçti? Benim adımı dedem vermiş, önce Naci demiş daha sonra Muhammed Necati olmasını istemiş. Dedemden yadigâr olduğu için Naci ismini nadiren kullanırım. Elazığ Harput’ta doğdum, dedem çok misafir ağırlamayı severdi, evimiz çok büyüktü, kalabalık bir aile olarak birlikte yaşıyorduk. Zaman içinde evden önce amcamlar daha sonra biz taşındık. Elazığ’da olan çocukluğumun geçtiği evde şu anda babaannem yaşıyor... Lise bittikten sonra Ankara’ya taşındık. Oradaki evde ben pek durmazdım, arkadaşlarla bekâr evi gibi bir ev vardı. Devamlı orada zaman geçirirdim. Gezmeyi çok severdim. Hemen hemen Türkiye’nin her yerini gezmişimdir. Hatta o dönemde yurt dışında da birçok yeri gezdim. AMERİKA MACERAMI 11 EYLÜL BİTİRDİ > Seyahatlerinizin en önemlisi Amerika olmalı; oraya yerleşmeyi düşünmüşsünüz. 1995-96 yıllarında Amerika’ya gittim ve 6 yıl orada kaldım. Amerika’ya giderken aklımda okumak yoktu, babamın Kanada’da tanıdıkları vardı ve bana: ‘Git, gez, dolaş, okumak istiyorsan da oku’ dediler, ben de gittim. İngilizce bilmiyordum ve orada öğrenilmesi gereken çok şey olduğunu hissettim, Amerika’da Turizm ve Otelcilik okudum. Okurken aynı zamanda da giyim mağazasında çalışıyordum. Zaman içinde kazancımla kendi evimi ve arabamı aldım. Amerika’da yaşamaya karar vermiştim. Orada bir otel açıp onu işletmeyi düşünüyordum ve bunun üzerine belki de tekrar dönmemek üzere ailemi ve özellikle aile büyüğümüz olduğu için babaannemi görmek için Türkiye’ye gelmeye karar verdim. Dönüşüm ilginç bir gündü. İkiz kulelerin yıkıldığı 11 Eylül günü ben uçaktaydım ve uçak okyanusa ulaşmıştı ki, geriye dönülmesi gerektiği söylendi. Geri döndük, aylar sonra evimi ve arabamı satmak için gittim ve temelli geri döndüm. BİR ŞİİRLE GELEN ŞÖHRET > Döndükten sonra Osman Sınav’ın teklifi ile hayatınızın yönü değişmiş ama siz bu teklifi hemen kabul etmemişsiniz. Kardeşim Raci Şaşmaz, ‘Deli Yürek’ dizisinin senaryosunu yazıyordu ve dizinin son bölümünde benim şiirimi yayınlamıştı. Osman Sınav’ın da o zamanlar benimle ilgili düşünceleri varmış. Türkiye’ye kesin dönüş yaptığımı öğrenince, hakkımdaki düşüncelerini açıklamak istediğini belirtiyor ama benim bu konuyla ilgili hâlâ bir bilgim yok. Sadece gelip görüşmek istediğini ve teklifi olacağını söylediler. Dizide yayınlanan şiir dolayısıyla senaryo ile ilgili bir teklif geleceğini bekliyordum. O zamanlar Ankara’daydım kendi sigorta acentemi açmıştım. Ben de ‘Düşünmem lazım’ dedim. Benim bu cevabımın Sınav’ı ne kadar şok ettiğini daha sonradan öğrendim. Teklifi kabul etmek için bir tek şart istedim: ‘Bu süre içerisinde benim arkamda ol ve arkamda sağlam dur. Çünkü her taraftan darbe yiyebiliriz’ dedim. Sanırım elinden geldiğince durmaya çalıştı. Sonra ‘Ben yoruldum, siz yapmak isterseniz, sizindir’ dedi. Bizim hiç böyle bir tecrübemiz olmamıştı ama, ‘Madem kapatıyorsun, biz diziyi henüz nihayetlendirmedik, anlatacaklarımız var nihayetlendirince bırakırız’ dedik ve yolumuza devam ettik. ÖNCE KÜÇÜK HABER OLDUK Dizi yayınlanınca ya başarılı olup bir hayali gerçekleştirmiş olacaktık ya da hayal kırıklığı ile son bulacaktı. Seyircimiz bizi izledi, bence hak ettiğimiz takdiri gördük. Bu bize başarıyı getirdi. İlk önce manşetlerde küçük haber olarak çıktı. Hakkımda çıkan küçük haberlerin bana faydası oldu. Şöyle ki; manşetlerde olmanın hazırlığı da o dönemlerde geçmiş oldu. KURTLAR VADİSİ’NDEN AL HABERİ! > Lafı çok uzatmadan soracağım, dizinizle gerçekler çoğu zaman örtüşüyor, senaristleriniz bazı konuları önceden nasıl biliyor? Yıllarca hep böyle yaşadık. Söylenmezi söyleyen, daha önceden iyi tahmin edebilen ve öngörü sahibi senaristlerimiz olduğu hep söylendi ve gerçekten öyle oldu. Yani çok iyi araştırmacı, satır aralarını çok iyi okuyabilen ve neyin nereye gidebileceğini önden tahmin eden arkadaşlarımız var. Seyirciyle interaktif olduk. Bir şey yaptık. Seyirci de bize bir şey gönderdi. Yaptığımızı beğendiğini “Ben bunu haber niyetine izliyorum” ya da “Benim söyleyeceğimi söyledi” dedi seyircimiz. Neredeyse her şeyin ‘Kurtlar Vadisi’ gerçeği ile gerçekleştirildiğini düşünmeye başladılar. > Dizinizde geçen sözler, hafızada yer ediyor, bu da senaristlerin başarısı mı? Aslında bilinmedik sözler değil yani seyircimizin zaten yaşadığı ve bildiği şeyler, cümleyi ya da atasözlerini örneğin; ‘Söyleme sırrını dostuna, o da gider söyler dostuna’ atasözünü ‘İki kişinin bildiği sır değildir’’e çeviren bir mekanizması vardı senarist grubumuzun. Özellikle kardeşim Raci Şaşmaz çok güzel vecize üretir. > Şiir yazmaya devam ediyor musunuz? Eskiden yazıyordum, 20 yaşımdayken bir şiir kitabı çıkaracağım dedim kendi kendime ve çıkarttım. Tabii acemice bir deneyim oldu bu, daha sonraları yurt dışına çıkınca şiirle ilgilenemedim. ÇOK?İYİ YEMEK YAPARIM > Araba kullanmak, yemek yapmak ilgi alanlarınıza giriyor mu? Araba kullanmayı severim ama artık izin vermiyorlar çünkü benim için tehlikeli olabileceğini düşünüyorlar. Köprüde bilet alma anında araba kullanan bir adam bana el sallarken öndeki arabaya çarptı. Yemek yapmayı biliyorum hatta yurt dışında uzun süre yaşadığımdan iyi yemek yaparım ama sadece kendime yaparım. Ya da sadece kendime yaptığım için iyi olduğunu düşünüyorum (gülerek). > Diziyi izledikten sonra aile fertlerinizle görüşüp yorumlarını alıyor musunuz? Tabii ki her bölümden sonra haberleşiriz. Dizide bazen dayak yediğim ya da sıkıntıya düştüğüm yerlerde babaannemin şikâyetlerini anlatıyorlar ya da yanımdaki adamların yaramazlıkları için şikâyetlerini iletiyorlar. Çok dayak yediğim ya da dizinin o tarz bölümleri olduğunda babaannemi, ‘Ben iyiyim, merak etme’ diyerek teselli ederim. Bunların dışında şurası iyiydi, burası kötüydü diye birbirimizin görüşlerini de alırız. OSMAN SINAV BAKIŞLARIMDAN ETKİLENMİŞ Osman Sınav geldi ve görüştük. Teklifini duyunca şok oldum: “Neden ben?” diye sordum. “Duruşundan, olaylara karşı davranış biçiminden ve bakışlarından etkilendim” dedi KURTLAR VADİSİ’NDE OYNAMAK İÇİN TAM BİR AY DÜŞÜNDÜM... Necati Şazmaz ile Pana Film’deki bürosunda görüşüyoruz... Birçok kişi oyuncu olmak için can atarken, o dizide oynaması için Osman Sınav’dan gelen teklifi bir ay düşündüğünü söylüyor: “Kurtlar Vadisi hayatımdaki yönümü değiştirdiği için çok sıkı tedbirler aldım. Düşünmek istediğim 1 ay içerisinde darbelerin nereden gelebileceğine, açıkların neresi olabileceğine ve sıkıntı yaşayacağım yerlere dair sıkı tedbirler aldım. Şöhreti taşıyıp taşıyamayacağımı iyi analiz ederek kafayı bayağı yordum” KURTLAR VADİSİ’NİN BAŞARISINDAKİ SIR: Doğu’nun yekvücut kültürü başarıyı getirdi Her yaptıkları olay olan Kurtlar Vadisi’nin ekibi, başarı için günlerce kafa yormuş... > Diziniz ve filmlerinizin bu kadar tutulmasının sırrı nedir sizce? Bizim örfümüzde ve kültürümüzde bulunan birlik bütünlük değerlerini çok ön plana çıkaran bir dizi olduğundan sevildi. Batı sinemasında ya da dizilerinde pek görülmeyen bir sistemi var dizinin. Bir lider ve onun etrafında bulunan sağ kolu, sol kolu gibi kalabalık bir kadro fakat tek vücut halindeler, dizi sadece Polat Alemdar değildir. Polat’ın babasından aldığı öğüt, Memati’den aldığı sokak ağzı, Abdülhey’den aldığı bir başka özelliği gibi beraber bütünleşmiş ve tek vücut olmuş bir yapıdan bahsedildi. Bu da bizim kültürümüz, Doğu kültürü gibi bir kültürü anlatmış olduk bu dizide. Çünkü Doğu insanı birlikte zafere ulaşmayı ve zafere ulaştıktan sonra sevincini birlikte yaşamayı çok sever. Biz Polat Alemdar’la böyle bir kahraman çıkardık ve bu yüzdendir ki hiçbir ilgisi olmayan Ortadoğu ülkeleri, Balkanlar ve Türk Cumhuriyetleri ve daha nice ülkeler kendilerinden bir parça bulabildiler bu diziyle. Sadece din, dil ve ırk değil bir şekilde herkesi bütünleştiren bir kahraman çıktı ortaya. İnşallah devam ettireceğiz. Görüyoruz ki ülkeler de bu lideri benimsemiş ve onu takip etmekteler. “ALAMET” ADLI İLK 3D ANİMASYON SİNEMA FİLMİ YAPACAĞIZ > Animasyon filmi ile Türkiye’de bir ilki gerçekleştireceksiniz. Türkiye’de ilk defa bir ful 3D animasyon sinema filmi düşüncesiyle yola çıktım. 5 yıl önce bir ekip oluşturma çabamla başladı ve ekibi oluşturdum. Filmin senaryosunu ben yazdım. Sultan Abdülhamit’in Ertuğrul fırkateyni ile “Alamet” isimli robotu Japon İmparatoruna götürmesiyle bağlantısı olan bir hikâye, tamamen gerçek üzerine kurulmadı ama gerçeğe dayanan tarafları da var. Sadece çocukların değil büyüklerin de seyredip sevebileceği bir şey yapmak istedim. Bu çalışmada kendi sesimle ana karakterlerden birini seslendireceğim. Belki bir çocuğa ya da Sultan Abdülhamit’e düşünüyorum. Önümüzde Türk animasyon sinema filmi yapmış bir örneğimiz olmadığı için biraz zorlandık ama üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum. SAMİMİYETSİZ SAMİMİYETLİKTEN KAÇINIRIM Fırsat buldukça dostlarımı arayıp halini hatırını sorarım. Dinlemeyi severim. Samimi-yet duvarlarının yavaş yıkılmasını severim... Sanatçı haksızlığa baş kaldırmalı > ‘Kurtlar Vadisi Irak‘ filminde kendi sıkıntılarımızla birlikte yine komşumuz olan bir ülkenin kendi acılarına şahitlik etmesi için Polat Alemdar’ı oraya gönderdik ve onların çığlıkları olduk. Yani dünyaya burada bunlar yaşanıyor diyebilmek için güzel bir senaryoyla filmi anlattık. Tepkiler oldu, biz mücadelemize devam ettik. Çünkü biz gücümüzü sevdiklerimizden alıyoruz. > ‘Kurtlar Vadisi Filistin‘ filmiyle, Filistin’in yarım yüzyıldır çekilen çilelere ve sıkıntılara biraz çanak tutmaya çaba gösterdik. Çünkü ben Filistin’de yaşanan sıkıntıları çocukluğumdan hatırlıyorum büyüklerimizin anlattıkları kadarıyla. Umarım bizden önceki nesilde ve bizim neslimizde yaşanan sıkıntılar bizden sonraki nesillerde giderilmiş olur. Burada bu sıkıntıları ne kadar göz önünde sergileyebildiysek ne mutlu bize diyorum. Kendi sesimi kullanmadım çünkü... > Kendi sesinizi neden kullanmıyorsunuz? Yurt dışından geldiğimde sesimde melodi vardı ki; gelenlerde olur. Sözü yuvarlayarak atıyordum. Elazığlı oluşumdan dolayı, az da olsa aksan sorunu vardı. Diksiyon dersi almaya karar verdim. Oyunculuğa yeni başlamıştım ve tam seslendirmeye başlayacakken; ‘Bununla uğraşma, bu senin oyununu da etkiler. Kendini daha kasarak oynayabilirsin’ dediler. İlk 20 bölüm beni seslendiren kişinin sesinden inanılmaz derecede rahatsızdım çünkü oturmuyordu. Bunu dile getirdim ve sesi kendim yapmak istediğimi söyledim ama kabul etmediler. Bir ses bulundu, seslendirecek arkadaş Umut Tabak ile 4 bölüm dublajda beraberdik. Sonrasında rahat ettim çünkü istediğimi alabildim. Şimdi seslendirmeye Umut Tabak devam ediyor. Sesimi dinleyen herkes, kendi sesimle neden oynamadığımı soruyor. Şu anda Polat’ın sesine herkes alıştı. Birden çıkıp kendi sesimle devam edersem insanları yadırgama durumuna götürür diye istemiyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT