BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya Bankası ile ilişkilerimiz

Dünya Bankası ile ilişkilerimiz

Çeşitli kaynaklardan sağlayacağımız dış kredilerden bu arada Dünya Bankası’ndan alacak olduklarımızdan bu günlerde sık sık bahsedilmektedir. Geçen hafta Dünya Bankası bu açıdan gene kamuoyu gündemine girmişti.



Çeşitli kaynaklardan sağlayacağımız dış kredilerden bu arada Dünya Bankası’ndan alacak olduklarımızdan bu günlerde sık sık bahsedilmektedir. Geçen hafta Dünya Bankası bu açıdan gene kamuoyu gündemine girmişti. Sözkonusu bankadan bahsedilince bunun ikiz kardeşi IMF de akla hemen geliverir. Bunların doğum tarihleri olan 1946’lı yıllara baktığımız zaman gözümüzün önüne harplerin ıstıraplarını taşıyan dünyamız gelir. Çünkü bu iki müessese, 1944 yılında İkinci Dünya Harbi’nin yol açtığı ekonomik problemlere çare aramak ve bulmak için toplanan Bretton Woods konferansından sonra 1946’da tesis edilmişlerdi. Dünya Bankası, az gelişmiş ülkelerin kalkınmaları için gerekli malî, teknik ve idarî destekler sağlamak üzere kurulmuştu. IMF ise özetle ülkeler arasında ticaretin geliştirilmesi ve dünyada iktisadî istikrarın temini ile görevlendirilmişti. Dünya Bankası’ndan alınan kredilerle; ülkemizde silo, baraj, liman ve İstanbul’un kanalizasyonlarına kadar çok çeşitli tesis ve yatırımlar gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilmektedir. Şimdiye kadar bu teşekkülden alınan kredinin miktarı, büyük kısmı 1980’den soraki döneme ait olmak üzere 15 milyar dolar civarındadır. Banka ile ilişkilerimizin başlangıcını 5 Haziran 1951 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan şu haberle anlatmak istiyoruz: “Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (Dünya Bankası’ndan) gelen heyetin Türkiye ekonomisi kalkınma programı için tahlil ve tavsiyelerini ihtiva eden rapor, banka tarafından Cumhurbaşkanı Sn. Celâl Bayar’a sunulmuştur.” Haberde çeşitli sektörler hakkında yapılan tavsiyeler belirtildikten sonra Dünya Bankası heyetinin zirai ıslahata büyük önem verdiği ve iktisadi faaliyetlerde koordinasyon gereğine bilhassa işaret ettikleri hususları da yer almaktaydı. İşte adı geçen banka ile ilişkilerimiz bu raporla başladı ve fakat sonradan rahmetli Başbakan Menderes’in tarafımızdan anlaşılması mümkün olmayan hassasiyeti yüzünden irtibatımız adeta kesilme noktasına geldi. Banka ile ilişkilerimizin tatsız olduğu o yıllara ait 3 Nisan 1954 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan şu haber de oldukça manalıdır: “Dünya Bankası, bilançosunu Türkiye’ye verdiği ilk krediden hiç ödeme almadığını bildirerek kapatmıştır. Banka sözcüsü, ilk kredinin silolar inşaatı için verildiğini ve bunun taksitlerinin ödenmesi icap ettiğini söylemiştir. Bu kredi 1950’de verilmişti ve 97 bin $ tutmaktadır.” 15 senelik bir aradan sonra 1965’te Ürgüplü hükümeti göreve başladığı zaman Dünya Bankası ile yeniden geniş kapsamlı bir temas kuruldu. Büyük bir heyetin yaptığı birkaç ay süren çalışma sonunda ilişkilerimiz yeniden canlandı ve bugünkü duruma gelindi. O sıralarda Hazine Genel Sekreterliği’ne yeni atanmıştık. Çok kalabalık olan heyetin ikametine, şimdi Kalkınma Bankası’nın işgal ettiği Balin Oteli’nin tamamını ancak tahsis edebilmiştik. Fakat heyet başkanı otelden memnun olmadıklarını söyledi. Biz de o zaman kendisine, “Bize çokça kredi verin de ülkemiz, sizleri memnun edecek sayıda otele sahip olacak düzeye çıksın” dedik. Ve sanıyoruz ki, bu temennimiz gerçekleşti. Bugün ülkemizde bazı kesimlerce dış borçlar konusu, yoğun bir tenkit atmosferi içerisinde ele alınmaktadır. Kredi alımında elde olmayan sebeplerle hatalı hareketler bulunabilir, fakat genelde eğer Türkiye, bugün Dünya Bankası heyetlerini, şikayet etmeyecekleri otellerde ve uygun ortamlarda misafir edecek seviyeye gelmişse, alınırken adı kredi ve ödenirken taksitlerinin ismi borç olan yabancı dış finansman imkanlarının akıllıca kullanılmasının bunda rolü büyük olmuştur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT