BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kim bu Schuster?

Kim bu Schuster?

Beşiktaşlılar, darılıp gücenmesin, Bernd Schuster, bu kafa ile devam ettiği sürece siyah-beyazlı camianın başına daha çok iş açar.



Beşiktaşlılar, darılıp gücenmesin, Bernd Schuster, bu kafa ile devam ettiği sürece siyah-beyazlı camianın başına daha çok iş açar. Açar, diyorum. Çünkü... O kafa öyle bir kafa ki; kendini bulutların üstünde görüyor, kural tanımıyor, hakemi hiçe sayıyor, TFF talimatlarını sürekli ihlal ediyor, Türkiye’deki futbolun varlığını yok sayıyor. Sonra, o anlamsız afra tafra ile burnu havalarda Olimpiyat’a gidiyor, İstanbul Belediye önünde boyunun ölçüsünü alıp, süklüm püklüm oturuyor. Bir adam, ara dönemde büyük yatırım yapan bir takımın geleceğiyle bu kadar oynar mı, maalesef oynuyor. Yazık, değil mi, Beşiktaş’a? Sahi kim bu Schuster? Sakın bana, Real Madrid’in eski hocası, demeyin! Beşiktaşlılar, Real Madrid’e unutulmaz şampiyonluklar yaşatan Del Bosque‘yi de gördü. Söyleyin, İspanyol teknik adamda, Schuster‘in çılgınlıklarının biri var mıydı, hayır! Sorarım size, kariyer olarak Schuster mi daha büyük yoksa Del Bosque mi? Mıhlama! “Dışarıya bakan hayale dalar, içeriye bakan uyanır.” Carl Jung Arena G.Saray’ındır! G.Saray futbol takımının sahada dökülmesi, kanıksandı, artık. Fakat şu “Arena tartışmaları” ciddi şekilde rahatsız ediyor, G.Saraylıları. Neden, bu rahatsızlık, anlatacağım. Gerçek şu ki, G.Saray’ı yönetmek, ip üstündeki cambazın denge marifetine benzer. Dengeyi kaybettin mi düşersin. Hele, ipi elinde tutan İnanç Kıraç gibi “Ağır ağabeyler”e karşı cesaretini toplayıp, “G.Saray başkanı kuzu değil aslan!” gibi aba altından sopa gösterirsen, daha da zorlaşır işin. Şu an böyle bir sendrom yaşıyor, G.Saray Başkanı Adnan Polat! Fakat daha da zor olanı, o nahoş protesto sonrası Arena’nın ellerinden alınıp, Beşiktaş’a verileceği söylentileri. Söylenti, diyorum. Çünkü sağduyu sahibi hiçbir siyasi irade, bu yola tevessül etmez. Hele GSGM Genel Müdürü Yunus Akgül böyle hiç bitmeyecek tartışmalı bir karara asla imza atmaz. Atmaz, diyorum. Çünkü herkes biliyor ki o stat, G.Saray’a verilmiştir, G.Saray’dan alınıp da, bir başkasına verilemez. Güneş tutulması! Biri, çıkıp deseydi ki, “Trabzonspor, ikinci yarıda oynayacağı üç maçın ikisini kaybedecek, birinde berabere kalacak!” İnanın, “Bu kadar da fantezi olmaz” der, güler geçerdim. Fakat ligin ilk yarısında 17 maçta sadece 9 puan kaybeden lider olan Trabzonspor, ikinci yarı, ilk iki maçta 5 puan kaybetti. Sadece o mu, inanılır gibi değil ama kupayı da kaybetti. Bu, fiilen bir “Güneş tutulmasıdır.” Trabzonspor, bu kaotik ortamdan sıyrılabilir mi, açıkçası endişeliyim. Çünkü Trabzonspor’u ligin ilk yarısında öne çıkaran o bütünlük kaybolmuş, takımdaşlık da, takım disiplini de ciddi zaafa uğramış. Şenol Hoca, bunları kısa zamanda düzeltebilir mi, bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, o da Trabzonspor’un bu haftaya kadar “garanti” gördüğü ligin zirvesindeki yarışın artık tam bir bilmeceye döndüğü. Yarışa, bir değil birden fazla takımın ortak olduğu. Düşünün, Bursaspor 41 puan yaptı, F.Bahçe 39 puana ulaştı. Kayserispor’un 36 puanını var. Lider Trabzonspor ise 43 puanda. Bu tablodan Trabzonspor’a bir şampiyonluk resmi çıkar mı, çıkar ama bu da tamamen, bordo-mavili camiaya kalmış durumda. Erzurum vizyonu Gittim, gördüm; ne görkemli bir açılıştı, öyle. Dünyanın dört bir yanından gelen binlerce insan; “Güneş Doğu’dan doğar” sözüne yeni anlam yüklediler, Universiad 2011 Erzurum Kış Oyunlarındaki varlıklarıyla. Gururlandım; literatüre milat olarak geçecek olan “Erzurum vizyonu” artık, yeni bir misyon yüklendi, Öyle ki; sporla siyasetin, spor ekonomisi ile insan iletişiminin, spor diplomasiyle, ülkelerin uluslar arası rekabette gücünün barış ve dostluk içinde sürdürülebileceğinin örneği olan Universiad 2011 Erzurum projesiyle Türkiye, Doğu’da kabuğunu kırdı. Artık bölgede, turizm hareketlenecektir, “bacasız fabrikalar” yükselecektir. Her sahada kalkınma hamleleri dalga dalga yayılacaktır. Kim bilir belki de diplomaside Davos’un da pabucunu dama atacaktır, Erzurum. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. O bir Avcı! Taraflı tarafsız herkes, Abdullah Avcı‘nın, “İyi bir teknik direktör” olduğuna inanır. Bunda şek ve şüphe yok. Ancak merak ettiğim şey, 5 maç üst üste kaybeden Abdullah Hoca‘nın başarı skalasında neden süreklilik yakalayamadığı ve bir Avcı gibi sadece büyük maçları kolladığıdır. Sahi neden bu tezat Hocam!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT