BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yazar ne yazar?

Yazar ne yazar?

Yazarlar ne işe yararlar, hiç düşündünüz mü? Bütün sermayesi kağıt ve kalem olan; hadi çok çok bir bilgisayar olan bir meslek olabilir mi? Başka insanlar sabahtan akşama kadar canları çıkarcasına çalışırken yazarlar genellikle keyiflerine bakmakta olurlar.



Yazarlar ne işe yararlar, hiç düşündünüz mü? Bütün sermayesi kağıt ve kalem olan; hadi çok çok bir bilgisayar olan bir meslek olabilir mi? Başka insanlar sabahtan akşama kadar canları çıkarcasına çalışırken yazarlar genellikle keyiflerine bakmakta olurlar. Mesele de budur zaten. Yazarların, çoğunlukla bakacak keyifleri olmaz. Nefret ederek kabul etmek zorunda olduğum bir gerçektir mutluluktan sanatın çıkamayacağı. Mutlu olduğunuzda “mutluyum” dersiniz ve biter. Bunun üzerine söylenecek başka ne vardır? Mutlusunuzdur işte. Açıklanacak bir tarafı yok bunun. Ama mutsuz olduğunuzda saatlerce konuşursunuz. Kendinize ve başkalarına mutsuzluğunuzun olası nedenlerini anlatmaya çalışırsınız. Burada kullanılabilecek en doğru kelime “çalışmak”. Çünkü birilerine bir duyguyu anlatmakta başlar yazarlık. Yani, siz anlattığınızı sanırsınız ama keşfedilmemiş bir yetenek değilseniz ya da muhatabınız fazlasıyla zeki değilse aslında hiçbir şey anlatamıyorsunuzdur. Kelimeleri duygulara tercüman eden ve cümlelerle evlendiren kişidir yazar. Ve bu muhteşem düğün töreninin davetlileridir okurlar. Yazarlar zannedildiği gibi yalnızca kendi duygularını yazmazlar. Bir gün doğumuna, herhangi bir sokak köpeği ile şahitlik ettiğinde, kendisinden çok köpeğin ne düşündüğüyle ilgilenebilendir. Hayatı zaten yaşamakta olan diğer şahitlere baştan anlatmaya kalkışacak bir çılgındır. Ve kalemiyle kağıdına ya da her ne ile yazıyorsa, ona bağımlıdır. Patron yazan olmaz. Patron, kalptir. Çünkü yazabilme eylemini gerçekleştiren her ne kadar ellerse de, onları yöneten gönüldür. Bilmediğiniz bir şeyi anlatamazsınız. Mesela bir erkeğin oturup bebeğin doğum anını anlatmaya kalkışması boşunadır bana göre. Belki renkli hayal dünyası ve tahmin, hatta tecrübeleri ona biraz yardım edebilir ama o acıyı çekmeden tam anlamıyla aktarabilmesi mümkün değildir. Düz mantıkla hemen karşı görüş üretilebilir. Mesela “ölümü yalnızca ölenler mi anlatacak” gibi. Bana göre bu sorunun cevabı da “evet”. Hiçbir şeyi yaşamadan bilemeyiz ve dolayısı ile anlatamayız. Buna ölüm de dahil. İşte yazar, yazabilmek için başkalarından daha fazla acı çekmeyi göze alan kişidir. Daha fazla acı çektiği için keyif çatıyor zannedilirken sancı çeker. Ve bazıları acı çekmeyi sanat haline dönüştürür. Ve onlara “yazar” denir. sözün özü Akıl unutsa bile kalp unutmaz. LEVHA Güzellik geçici, aptallık kalıcıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT