BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pinochet ve Livaneli’nin duası!

Pinochet ve Livaneli’nin duası!

İngiltere Hükümeti, eski Şili Devlet Başkanı General Augusto Pinochet’yi, Londra’da 16 ay tutukladıktan sonra, General’in yargılanamayacak kadar hasta olduğu gerekçesi ile nihayet serbest bıraktı ve ülkesi Şili’ye dönmesine izin verdi.



İngiltere Hükümeti, eski Şili Devlet Başkanı General Augusto Pinochet’yi, Londra’da 16 ay tutukladıktan sonra, General’in yargılanamayacak kadar hasta olduğu gerekçesi ile nihayet serbest bıraktı ve ülkesi Şili’ye dönmesine izin verdi. Tony Blair’in solcu hükümeti, siyasi ihtirasları ve hesapları olan solcu bir İspanyol savcının hazırladığı bir tevkif müzekkeresine göre, ileri sürülen suçlardan hiçbiri, Avrupa suçluların iadesi kriterlerine uymadığı halde, evrensel solcuları ve entelleri memnun etmek için sağlık muayeneleri için Londra’ya gelen Pinochet’yi, bütün devletler hukuku kurallarına aykırı olarak, aylarca tutuklamıştı. Başta eski Başbakan Thatcher olmak üzere, İngiliz muhafazakarların kınadıkları bu hareket -daha doğrusu komedi- halkının desteği ile ülkesine yıllarca hizmet eden bir adamı, aylarca hürriyetinden mahrum etmekten başka, sonunda neye yaradı ve kime hizmet etti? Tabii bilumum solculara ve liboşlara! DİKTATÖRLERE MESAJMIŞ İngiliz İçişleri Bakanı Jack Straw, bunun da cevabını veriyor ve New York Times gazetesi de, dünkü başyazısında sol-liboşların düşüncelerine tercüman oluyor: “Pinochet olayı bundan böyle bütün diktatörlere, dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar, uluslararası hukukun pencesinden kurtulamayacakları mesajını verecektir!” Güzel sözler, ama insanın hemen aklına geliveriyor: Bu kaide, Küba’da hâlâ insafsız bir Komünist baskı rejimi sürdüren Fidel Castro’ya ve mesela Çin diktatörlerine uygulanabilecek midir? Eğer Pinochet devirmese idi, Şili’de, kadınların boş tencerelerle sokaklara çıkmalarına sebep olacak kadar ağır bir Komünist yokluklar düzeni kuran ve üstelik halka dehşet salan Salvador Allende, bugün hayatta ve iktidarda olsa idi, İngiltere veya diğer Avrupa Hükümetleri ona karşı da aynı cesaretle harekete geçecekler mi idi? Şüphesiz ki hayır; Pinochet’ye bu kadar acımasızca düşman olmalarının asıl sebebi, Komünist Allande’yi ve rejimini devirip özel teşebbüse dayanan ekonomik tedbirleriyle Şili’ye refah ve huzur getirmiş olması idi. GÜNAHLAR VE SEVAPLAR O süreçte, Pinochet rejiminin ve mensuplarının aşırı hareketlerini tasvip etmek mümkün değil, ama bunlar komünizmi ve yardakçılarını bertaraf etmek için, zamanında zorunlu olan acı ilaçlardı. Pinochet’nin artıları herhalde eksilerinden çok ağır basar ve nitekim Şilililer’in büyük çoğunluğu için o hâlâ milli bir kahramandır. Şili’de son seçimleri kazanan ve yakında Devlet Başkanlığı’na geçecek olan Ricardo Lagos, Pinochet hakkında, Şili’de solcu “mazlum ve mağdurlar” ve işgüzar solcu savcılar tarafından açılacak davaların engellenemeyeceğini ve eski Devlet Başkanı’nın halen Senato üyesi olarak yararlandığı dokunulmazlığın kaldırılacağını söylüyor. Ama Şili’deki realiteler ve ordunun hâlâ etkinliğini koruması sebebiyle ve asıl halkın muhtemel tepkileri yüzünden, pek mümkün olamayacağı anlaşılıyor. TEHLİKELİ Bİ MECRA Ama gene de, uluslararası alanda tehlikeli bir içtihat oluşmuş, tehlikeli bir mecra açılmıştır. Bakın, bizim Solcular da şimdi, 12 Eylül müdahalesini yapan Kenan Evren ve arkadaşlarının da, hele yurt dışına çıkarlarsa, aynı tutuklanma tehdidi altında bulunacaklarını umutla söylüyorlar, hatta onları dışarıya jurnal ediyorlar! Eğer istedikleri olur da Anayasa’nın, onlara dönemlerindeki hareket ve kararlarından dolayı dokunulmazlık sağlayan geçici maddesi kaldırılırsa, aradan yirmi yıl geçtiği halde, Türkiye’de de yargılanmalarını talep edeceklerdir. Kuyruk acıları kolay iflah olmuyor! Ve kimse o müdahale ve sonrası olmasa idi, Türkiye’nin hangi felaketlere duçar olacağını düşünmüyor! Hep yazdım; Oniki Eylül Rejimi, devletin olmadığı bir dönemde devleti koruyan ülkücü gençleri, devleti yıkmak isteyen solcu teröristlerle ve onların fikir babaları ile aynı kefeye koyup yıllarca eziyet çektirmekle, asıl büyük hatasını işlemişti. Bu hata birçok ülkücü genci, hayal sükutu ile sonra yanlış yollara da sürüklemiştir. Ama sanıyorum, herşeyden evvel milletin ve vatanın yüksek menfaatlerini düşünen milliyetçiler ve MHP, solcularla aynı safta, Oniki Eylül’ün kapanmış yarasını kaşımak ve kanatmak istesinler ve Türkiye’de de bir Pinochet komedyasının oynanmasına razı olsunlar! LİVANELİ’NİN DUASI Ülkeyi Oniki Eylül müdahalesine zorlayan eylemlerdeki rolü, malum olan Zülfü Livaneli, Profesör Şükrü Hanioğlu’nun, yakında İngiltere’de yayınlanacak olan “Bir Devrime Hazırlık-Jön Türkler 1902-1908” başlıklı araştırmasını iki gün üst köşesinde konu yaptı. Profesör Hanioğlu, gerçekten Türkiye’nin yakın tarihinin değerli bir araştırmacısıdır ve kitabının da çok ilginç olacağı, tarihimizin o dönemine yeni bir ışık tutacağı beklenir.. Muhakkak olan ve kimsenin hiçbir milletin tarihi hakkında inkar edemeyeceği bir husus da, geçmişteki olayların, hareketlerin bugünkü olaylara zemin teşkil edebileceği hatta ettiği! Livaneli de, İttihat Terakkinin, yeminli zabit “fedailerinin”, “Teşkilatı Mahsususa”nın, Susurluk ve diğer karanlık olaylara zemin ettiğini söylüyor ve galiba demek istiyor ki bunlar milli kültürümüzün gerekleridir.. Ve yazılarını, damdan düşercesine şu temenni ile bitiriyor: “Tanrı bu ülkeyi ve hepimizi (Dr) Bahaettin Şükrü (İttihat Terakkinin gizli komitacısı) ve vatan kurtarıcılarından korusun!”... Hoppala, durup dururken, damdan düşercesine, bu dua, şu sırada neden gerekti ki? Yoksa Zülfü Livaneli kendi geçmişinden dolayı mı işkilleniyor? GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Tarih bir öyküdür... Neticede öyküyü kimin anlattığı önemlidir...” Dorothy Salisbury Davis
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT