BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dün, Rebîu’l-evvel ayı başladı...

Dün, Rebîu’l-evvel ayı başladı...

Hicretten 53 sene evvel, Rebîu’l-evvel ayının onikisinde, Pazartesi gecesi sabâha karşı, Mekke’nin Hâşimoğulları Mahallesi’ndeki bir evde, Muhammed aleyhisselâm doğdu...



Bildiğiniz gibi, dün birinci gününü idrâkle şereflendiğimiz Rebîu’l-evvel ayı, Hicrî-kamerî senenin üçüncü ayı olup Peygamber Efendimizin hem dünyâyı teşrîf buyurdukları, hem de âhirete irtihâl buyurdukları bir aydır. 12 Rebîu’l-evvel Pazartesi gecesi sabâha karşı doğmuş, yine 12 Rebîu’l-evvel Pazartesi günü öğleye doğru vefât etmişlerdir... Dünyâ târihinin çok önemli dönüm noktalarından, kilometre taşlarından biri, “İki Cihân Güneşi Hazret-i Muhammed (Aleyhisse-lâm)”ın dünyâyı teşrîfleridir. Yüce Allah, Muhammed aleyhisselâmı, son peygamber [son nebî ve son resûl] olarak bütün insanlara ve cinnîlere göndermiştir. İslâm âlimlerinin ittifâkla bildirdikleri gibi, her peygamber, kendi zamanında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden her bakımdan üstündür. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm ise, dünyâ yaratıldığı günden kıyâmet kopuncaya kadar, her zamanda, her memlekette, gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünü, en fazîletlisidir. Hiçbir kimse hiçbir bakımdan O’ndan üstün değildir. Cenâb-ı Hak, O’nu öyle yaratmıştır. “CÂHİLİYE DÖNEMİ” Peygamberimizin Peygamberliği kendisine bildirilmeden önceki dünyânın hâline (ya’nî “Câhiliye Dönemi”ne) kısa bir göz atmakta fayda var. Fahr-i kâinât Efendimiz doğmadan önce, bütün âlem, ma’nevî yönden müthiş bir zulmet (karanlık) içinde idi. İnsanlar hudûtsuz derecede azgınlaşmışlar, Allahü teâlânın gönderdiği dînler unutulmuş, ilâhî hükümlerin yerini, insan kafasından çıkan fikirler, düşünceler almıştı... Yeryüzünde bulunan bütün milletler, Allahü teâlâyı unutmuş, huzûrun, saâdet ve sevincin kaynağı olan “Tevhîd” inancı ortadan kalkmıştı. Küfür fırtınası, kalplerden îmânı söküp atmış, insanlar putlara tapmaya başlamışlardı. İsrâîloğulları birbirlerine düşmüş, Mûsâ aleyhisselâmın getirdiği dîn unutulmuş, Tevrât bozulmuştu. İsâ aleyhisselâmın getirdiği hakîkî dîn de bozularak, dîn ile hiçbir alâkası kalmamıştı. Böylece her iki kitap da, Allah kelâmı olmaktan çıkmıştı. Îrân’da ateşe tapılıyor, ateşperestlerin âteşi bin senedir söndürülmüyordu. Çin’de Konfüçyüsizm, Hindistân’da ise Budizm gibi uydurma dînler hüküm sürüyordu. Arabistân’ın insanları da karanlık içinde idiler. Yeryüzünün merkezi olan mübârek Mekke’de, küfür sel gibi akıyordu. Beytullah’ın içine, “Lât”, “Menât” ve “Uzz┠gibi yüzlerce put doldurulmuştu. Zulüm son haddine varmış, ahlâksızlık, iftihâr vesilesi sayılıyordu. Netîce i’tibâriyle o zamanın insanları arasında şefkat, merhamet, iyilik ve adâlet gibi güzel hasletler yok olmuş gibiydi. İşte, Sevgili Peygamberimizin gençlik yıllarında, bütün âlemdeki insanlar gibi Araplar da, böyle alabildiğine bir câhiliyetin içine düşmüşlerdi. Puta tapmak, içki, kumar, zinâ, fâiz ve daha birçok çirkin iş, aralarında yaygınlaşmıştı. Muhammed aleyhisselâm, onların bu bozuk hâllerinden son derece nefret eder ve kötülüklerinden dâimâ uzak dururdu. Bütün Mekke halkı, O’nun bu hâlini görür ve hayret ederlerdi. Bugün de, bozuk inanışlara, kötü işlere, dînî yönden harâmlara, kânûnî yönden suçlara sapmamak aslında bir yiğitliktir. RESÛLULLAHIN DÜNYÂYI TEŞRÎFLERİ Yedi kat yer, yedi kat gök, kısacası bütün âlem, büyük bir hasret içinde “Seyyidü’l-mürselîn”, “Hâtemü’l-enbiy┠ve “Habîb-i Hud┠olan Efendisini beklemekte idi. Hicretten 53 sene evvel, “Fîl Vak’ası”ndan iki ay kadar sonra, Rebîu’l-evvel ayının onikisinde, Pazartesi gecesi sabâha karşı, Mekke’nin Hâşimoğulları Mahallesi’nde, Safâ Tepesi yakınındaki bir evde, Muhammed Mustafa (aleyhisselâm) doğdu. O’nun teşrîfiyle âlem, yeniden hayât buldu; karanlıklar dağıldı; bütün cihân aydınlandı. Nasıl ki maddî güneş, her tarafı aydınlatıyorsa, o ma’nevî güneş de her tarafı tenvîr etti. Dost-düşman herkesçe ma’lûm olduğu üzere, Resûl-i Ekrem Efendimizin doğduğu gece, pekçok olağanüstü hâl görülmüştür: Meselâ o gece, Kâbe-i Muazzama ve Mescid-i Harâm’daki bütün putlar, yüzüstü devrilip yere kapandılar. Peygamberimizin doğduğu zaman görülen diğer bazı hâlleri de, doğum esnâsında annesine yardımcı olan Abdülmuttalib’in kızı, yâni Peygamberimizin halası olan Safiyye Hâtun uzun uzun anlatıyor. [İnşâallah, gelecek haftaki makâlelerimizde de, bu konuda birkaç kelime daha etmek istiyoruz.]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT