BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ölüm, uykudan uyanmaktır...

Ölüm, uykudan uyanmaktır...

Dünyâ hayâtı, bir uyku hâlidir. Ölüm, bu uykudan uyanmaktır. Bu dünyâ, bir konaktır. Cennete göre, zindândır. Bu geçici varlık, bir görünüştür. Gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte, geçip gitmektedir...



Dünyâ hayâtı, rüyâ gibidir. Ölüm uyandırıp, rüyâ bitecek, hakîkî hayât başlayacaktır. Sa’dî-i Şîrâzî hazretleri buyuruyor ki: “Bu dünyâ kimseye kalmaz. Dünyâ mülküne güvenip bel bağlama. Çünkü bu dünyâda senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir. O hâlde ister taht üzerinde can vermişsin, ister toprak üzerinde ne fark eder?” Hâtim-i Esam hazretleri, kendisinden nasîhat isteyene; “Eğer nasîhat istersen, ölüm yeter” buyurmuştur. “KENDİNİZİ HESABA ÇEKİNİZ” Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde; (Ölmeden evvel ölünüz. Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz!) buyurmuştur. İmâm-ı Rabbânî hazretleri de; “Ölüm gelmeden önce ölmeyen kimseyi dertli bilmelidir! Ona geçmiş olsun demelidir!” buyurmaktadır. Ölmeden önce ölmek, öldükten sonra olacak olanları, başa gelecekleri iyi anlayıp, buna göre hareket etmek, yaşamak demektir. İnsan ölünce, kendisi için kıyameti kopmuş demektir. Çünkü dünyada iken yaptıkları, açık-seçik ortaya çıkacak ve kendisi de görecektir. Bunların olacağını yakinen bilen bir kimse, hayatta iken, ölmüş gibi hareket eder. Kimsenin hakkını yiyemez, gıybet edemez, yalan söyleyemez, namazı ve diğer ibadetlerini terk edemez ve geciktiremez. Çünkü, yaptığı her şeyin tek tek hesabını verecektir. Bunun için Peygamber efendimiz; (Ölmeden evvel tövbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya mâni çıkmadan önce acele ediniz. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız. Zekât ve sadaka vermekte acele ediniz. Böylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşunuz!) buyurmuşlardır. Bir gün Peygamber efendimiz ölüm hâlindeki bir kimseyi ziyâret ettiler ve; -Kendini nasıl buluyorsun? diye sual ettiler. O kimse; -Kendimi korku ile ümid arasında görüyorum cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz buyurdu ki: -Allahü teâlâ bir kalpte korku ve ümidi bir arada bulundurmaz. Eğer bir kimsenin kalbinde korku ve ümidi bir arada bulundurursa, onu ümid ettiklerine kavuşturur, korktuklarından da emin eyler. Rebî bin Haysem hazretleri buyurdu ki: “İnsan, nasıl yaşarsa, rûhunu o hâl üzere teslim eder. Ben mala, paraya karşı çok ihtirâslı ve insanları çok çekiştiren bir adamı hastalandığında ziyâret etmiştim. Son anlarını yaşıyordu. Yanında otururken, onun duyup okuması için ‘Lâ ilâhe illallah’ kelime-i tevhîdini okuyordum. O ise, her defasında para saymakla meşgul oluyordu.” Âmir bin Abdullah hazretleri, hastalanmış ve ağlıyordu. -Niçin ağlıyorsun, ölümden mi korkuyorsun? dediklerinde, cevaben buyurdu ki; -Dünyâ hırsı veya ölüm korkusuyla ağlamıyorum. Fakat yolun uzunluğundan ve azığın azlığından ağlıyorum. Gecelerimi hep Cennet’e kavuşma ümidiyle ve Cehennem’e düşme korkusuyla geçirdim. Şimdi hangisine gideceğimi bilmiyorum! Sıcak günlerde oruç tutmaktan, uzun gecelerde namaz kılmaktan mahrum kalacağım için ağlıyorum. Çünkü dünyâ, kederler, üzüntüler yeridir. Âhiret ise, cezâ ve mükâfat yeridir. “DÜNYA EKİN YERİDİR!..” Yahyâ bin Muâz-ı Râzî hazretleri şöyle buyurmaktadır: “Dünyâ ekin yeri, insanlar da sanki ekindir. Ölüm, bu ekinleri biçen oraktır. Azrâil aleyhisselâm harman sâhibi, mezar da harman yeridir. Cennet ve Cehennem ise, ekinlerin durumuna göre konulacağı ambar gibidir. İnsanların da bir kısmı Cennet’e ve bir kısmı da Cehennem’e gideceklerdir.” Bunun için Habîb-i Acemî hazretleri, sevdiklerine hep; “Boş oturmayınız. Çünkü ölüm peşinizdedir” buyururlarmış. Lokman Hakim hazretleri de oğluna hitaben buyurdu ki: “Ey oğul! Dünyadan ayrılmak muhakkak iken, ona nasıl meyledilir? Ölüm nasıl akıldan çıkar? Uyuduğun gibi öleceksin. Ey oğlum! İnsanın üç şeyi vardır: Rûhunu Azrâil aleyhisselâm alır. Ameli kendisine kalır. Bedenini de kurtlar yer ve toprak çürütür.” Netice olarak dünyâ hayâtı, bir uyku hâlidir. Ölüm, bu uykudan uyanmaktır. Bu dünyâ, bir konaktır. Cennete göre, zindândır. Bu geçici varlık, bir görünüştür. Gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte, geçip gitmektedir. Hadîs-i şerîfte buyurulduğu gibi: (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT