BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgili Peygamberimizin dünyayı teşrîfleri -1-

Sevgili Peygamberimizin dünyayı teşrîfleri -1-

Bütün insanlar Muhammed aleyhisselâmın ümmetidir. Ona inanan kimselere “Ümmet-i İcâbet” henüz inanmamış olanlara da “Ümmet-i Da’vet” denir.



Târihte belli bir zaman dilimine, belli bir coğrâfî bölgeye ve belli bir kavme gönderilen peygamberler vardır. Ama âhir zaman nebîsi Muhammed aleyhisselâm, [günümüz de dâhil] bütün zamanlara, bütün mekânlara ve bütün kavimlere, milletlere, hattâ hem insanlara, hem de cinnîlere gönderilmiş bir Peygamberdir; onun için “Resûlüs-sekaleyn” diye anılır. Bu husûs ittifâklıdır, ya’nî bütün âlimlerimizin söz birliği ile sâbit olan bir husûstur. Ama diğer mahlûkâta da Peygamber olduğunu bildiren âlimlerimiz de vardır. Meselâ bazı hayvanlar kendisine gelip dertlerini anlatırlardı. BÜTÜN İNSANLAR ONUN ÜMMETİ Kendisine Peygamberliği bildirildikten sonra gelip geçen bütün insanlar hadd-i zâtında onun ümmetidir. Bunu İmâm-ı Gazâlî, Arapça “Cevâhiru’l-Kur’ân” ve “ed-Dürretül-Fâhire” isimli eserlerinde ve Kâdîzâde İslâmbolî de “Feraidül-Fevâid fî Beyâni’l-Akâid” isimli Osmanlıca eserinde ifâde ediyorlar. Ancak, ümmetin ikiye ayrıldığını, ona inanan kimselere “Ümmet-i İcâbet” dendiğini, henüz inanmamış olanlara da “Ümmet-i Da’vet” dendiğini yazmışlardır. “Peygamberlerin sonuncusu” olduğu için “Hâtemül-enbiyâ ver-rusül” diye anılan Muhammed aleyhisselâmın dîni, bütün dînleri nesh etmiş, ya’nî yürürlükten kaldırmıştır. O’na gelen kitâp “Kur’ân-ı kerîm”, geçmiş kitapların en iyisidir. O’na gönderilen dîn olan “İslâm” da kıyâmete kadar bâkî kalacaktır; kimse tarafından değiştirilemiyecektir. Bu vesîle ile belirtelim ki, İslâmın birinci şartı, bilindiği gibi, Allahü teâlâya ve Peygamberine (aleyhisselâm) îmândır. Ya’nî onları sevmek ve sözlerini beğenip kabûl etmektir. İki cihân saâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhiretin Efendisi olan Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmaya bağlıdır. Ona tâbi’ olmak için de, îmân etmek ve onun getirdiği ahkâm-ı İslâmiyyeyi öğrenmek ve yapmak lâzımdır. Yine Muhammed aleyhisselâm’a tâm ve kusûrsuz tâbi’ olabilmek için, onu tâm ve kusûrsuz sevmek lâzımdır. Bunun alâmeti de, onun dostlarını dost bilmek, onu beğenmeyenleri ise sevmemektir. Tabîî ki sevgi ve nefret kalpte olur. Dînimizin gereği, onu beğenmeyenlere de zâhiren iyi davranmak, tatlı dilli ve güler yüzlü olmak lâzımdır. Resûlullah Efendimiz buyurmuştur ki: “Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.” [Deylemî] [Resûlullahı seven de, onu çok anar.] “Peygamberleri anmak, hâtırlamak ibâdettir.” [Deylemî] KUR’ÂN-I KERÎMDEKİ MEDHİ Şimdi birazcık da, Muhammed aleyhisselâmdan âyet-i kerîmelerde nasıl bahsedildiğini ele alalım: “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” [Enbiyâ, 107], “Ey Peygamber! Biz seni hakîkaten bir şâhit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle O’na çağıran ve nûrlandıran bir ışık olarak gönderdik” [Ahzâb, 45], “Senin için bitmeyen-tükenmeyen [sonsuz] mükâfât vardır. Elbette sen büyük bir [en büyük] ahlâk üzeresin” [Kalem, 3-4], “Allah ve melekleri, Resûle salât ediyorlar [Allah’ın salâtı ona rahmet etmesi, meleklerin salâtı ona istiğfâr etmeleri ma’nâsındadır]; ey îmân edenler, siz de O’na salât u selâm getirin [Mü’minlerinki de ona duâ etmeleri anlamındadır]” [Ahzâb, 56] gibi âyet-i kerîmelere muhâtap olan Sevgili Peygamberimizin Mevlidi [doğum zamanı], Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki [bu sene 14 Şubat Pazartesi’yi 15 Şubat Salıya bağlayan] gecedir. Yüce Rabbimiz: “Peygamber, mü’minlere canlarından evlâdır, ileridir, daha yakındır; [O, mü’minler nazarında kendi nefislerinden, canlarından daha önce gelir; Mü’minlerin, Peygamber’i kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir.] O’nun hanımları da onların anneleridir...” [Ahzâb, 6] buyuruyor. Yine Allahü teâlâ şöyle buyurmaktadır: “(Ey inananlar!) Andolsun ki, size içinizden [kendinizden] öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız, ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün [üstünüze çokça titreyen], mü’minlere karşı çok şefkatli ve gâyet merhametlidir. (Ey Habîbim Muhammed!) Eğer yüz çevirirlerse [aldırmazlarsa], onlara de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben, sâdece O’na güvenip dayanırım. O, yüce Arş’ın sâhibidir, [O, büyük arşın Rabbi’dir.]” (Tevbe, 128-129)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT