BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Pasif Devrim’
model oldu

‘Pasif Devrim’
model oldu

ABD’de görev yapan Doç. Dr. Cihan Tuğal: Türkiye’deki değişim, otoriter ve diktatoryal ülkelere örnek gösteriliyor.



TÜRKİYE ÖZEL HABER ADEM DEMİR Önce Tunus ardından Mısır’da halk hareketleri başladı. İsyan dalgalarının diktatörlükle yönetilen diğer ülkeleri de etkileme ihtimali konuşulurken dünya buralara Türkiye’yi model gösteriyor. Türkiye’deki değişim ve dönüşüm özellikle Batılı ülkelerde takdirle izlenirken, yaşananları “Pasif Devrim” olarak yorumlayan ve bu konuda yaptığı doktora çalışmasıyla dikkatl çeken Doç. Dr. Cihan Tuğal ilginç tespitler yaptı. ABD’nin Kaliforniya Eyaletindeki Berkeley Üniversitesi’nde sosyoloji bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Tuğal ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiden bazı bölümler: * Türkiye’nin geçirdiği değişim ve dönüşüm için “Pasif Devrim” ifadesini kullanıyorsunuz? Neyi kast ediyorsunuz? Pasif Devrimi kabaca şöyle tarif ediyorum: Düzenin sınırlarını zorlayan bazı hareketler yaşanıyor. Fakat bunlar ne düzeni kökten dönüştürebilecek kadar güçlü, ne de bir karşı devrimle bastırılabilecek kadar zayıf. Böyle durumlar bazen iç savaşlara yol açar. Ancak bazen müesses nizam muhalefetin taleplerini, söylemini ve kadrolarını emerek (massederek) kendini kurtarır, ama bu sadece radikal olmayan bir dönüşüm pahasına gerçekleşir. Eski muhafazakâr kadroların ve halkın taleplerinin sistem içinde hapsedilmesi ve bu kapsamda yaşanan değişim ve dönüşüme Pasif Devrim diyorum. * Pasif Devrim’i kimler hayata geçirdi? Türkiye’de ‘emilen’ ya da ‘massedilen’ kuvvetler, İslami muhalefetin aktörleriydi. Refah-Fazilet çizgisinin liberalleşen isimlerinden tutun da, hayatı boyunca partili siyaset fikrine uzak durmuş ama sonra AK Parti’ye katılmaya karar vermiş bazı İslamcılar. Müesses nizamın bu soğurma, massetme işlemini gerçekleştiren kuvvetleri ise liberal aydınlar ve hâkim bloğun iş dünyası-ordu-polis-yargı, vs. görece daha liberal ve muhafazakâr bileşenleri. Düzenin zaten kısmen içinde kısmen dışında olan bazı güçlü kesimler ve iş çevreleri de bir nevi ara bölge işlevi gördüler. Pasif Devrimi hayata geçirdiler. * AK Parti, İslami muhalefeti sisteme dâhil etti mi? İslami hareketlerin bazıları zaten düzenin kısmen içindeydi. Örneğin çok büyük cemaatlerden biri, 12 Eylül darbesini desteklemişti. 28 Şubata da ciddi bir mesafe almamıştı, ancak 28 Şubatçılar, İslami kesim kadar muhafazakârları da tehdit olarak görüp bu cemaati çökertmeye kalkınca, söz konusu cemaat kendini ‘darbe karşıtı’ olarak yeniden tanımladı. AK Parti bu tarz cemaatlerin düzenle arasındaki sürtüşmeyi azalttı. Elbette bunun mümkün olabilmesi için, düzenin bazı bileşenlerinin tasfiye edilmesi gerekti. Diğer taraftan, asıl büyük değişim düzenin dışındaki İslami çevrelerde yaşandı: AK Parti’nin asıl atılımı bunları düzenin içine almak oldu. Eğer 28 Şubatçılar şu anda iktidarda olsaydı, bazı kesimler Tunus ve Mısır etkisiyle sokağa dökülmüştü. Şimdi olduğu gibi sadece oradaki halkları desteklemek için değil, Türkiye’de bir dönüşüm gerçekleştirmek için. Oysa şimdi devlet hâlâ laik, kapitalist ve de Batılı ittifakların içinde. Buna rağmen (eski) muhafazakârların çoğu artık bu devleti kendi devletleri olarak kabul ettiler. Yani Pasif Devrim “rıza” ile inşa edildi. * Tunus ve Mısır’daki halk hareketi Pasif Devrim sürecine benziyor mu? Mısır’da benzer bir süreç 1980’lerde yaşandı, ancak rejim 1990’ların başlarında bu sürecin önünü tıkadı. Tunus ve Mısır’da yaşanan halk hareketleri Pasif Devrim değil. Bunlar sadece devrimci ayaklanmalar, henüz bir devrime ya da pasif devrime dönüşmüş deği. Bunlara pasif devrim diyebilmemiz için aşağı yukarı şöyle gelişmeler olması gerekiyor: hâkim bloğun bazı önderlerinin muhalefetin bir kısmıyla bir araya gelip, yine sermayenin ve elitlerin çıkarlarının korunduğu bir “yeni rejim” kurması; bu rejimin eski rejime göre bir parça daha demokratik olması, ama aslında tam demokratikleşmemesi ve elitlere hizmet etmeye devam etmesi; fakat bu esnada eski elitlerin bir kısmının görünür ve gürültülü biçimde tasfiye edilmesi. Bunlar büyük dönüşümler ve Tunus ve Mısır’ın böyle bir rotaya oturacağının garantisi yok. * Ankara, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki ülkelere model olabilir mi? Yukarıda söylenenler yaşanırsa olabilir, ancak bu ülkelerin kendi rotalarını çizmeleri daha iyi olur. Pasif Devrim yerine, devrimlerini tamamlayarak kâmil bir demokrasi kurmaları ve de sermayenin çıkarları yerine çoğunluğun çıkarlarını gözeten düzenler oluşturmaları bu ülkeler ve de tüm bölge için daha hayırlı. * Diktatörlükle yönetilen ülkelerdeki halk hareketlerinin Türkiye’den etkilendiği söylenebilir mi? Şu aşamada hayır, ancak Batı basınında bu halk hareketlerini Türk modelinin etkisi altına sokmak gibi bir çaba var. Örneğin New York Times, Mısır’ın Türk modelini izlemesi gerektiğini, bunun için de Müslüman Kardeşler’in bir kısmının düzenin içine alınmasının elzem olduğunu söyledi. * Dört askeri darbeyi yaşamış Türkiye’nin hangi yıllar arasındaki geçmişi bugün Tunus veya Mısırla kıyaslanabilir? Türkiye’nin dününü bu ülkelerin bugünü ile kıyaslamak çizgisel bir tarih anlayışına yenik düşmek olur. Eş zamanlılık üzerinden düşünmeliyiz. Dünya sisteminin çözülme sürecinde, yine dünyanın dört bir yanında hareketlenmeler olması muhtemel. Türkiye’deki yeni kitle seferberlikleri de bunlardan etkilenen, ama kendi yolunu çizen oluşumlara yol açabilir. * CHP yetkilileri, Türkiye’nin Mısır, Tunus, Libya ve Ürdün gibi ülkelerin gerisinde olduğunu dolayısıyla benzeri halk isyanlarının burada da başlaması gerektiğini savunuyorlar. Türkiye bu ülkelerle kıyaslanacak bir ülke mi? Herkesin bıkmadan tekrarladığı gibi, Türkiye Avrupa ile bu ülkeler arasında bir köprü. Peki bahsi geçen çerçevede bunun anlamı ne? Türkiye’nin siyasi yapısı kısmen Mısır’ınkiyle, kısmen Yunanistan’ınkiyle örtüşüyor. Dolayısıyla evet, kıyaslanabilir, ama oradaki hareketlerin aynısı burada da tekrarlanabilir anlamına gelmiyor bu. TUĞAL KİMDİR? Cihan Tuğal 1997 yılında Boğaziçi Üniversitesi sosyoloji bölümünden mezun oldu. 2003 yılından University of Michigan’dan sosyoloji doktora derecesini aldı. Birçok makalesi yabancı hakemli dergilerde yayımlandı. Tuğal, Türkiye’deki dönüşümün, son dönem politik ekonomiyi en iyi bilen sosyologlardan biri. 2009 yılında bir kitabı Standford Üniversitesi tarafından basıldı ve yayımlandı. Söz konusu bilimsel çalışmayı daha sonra Koç Üniversitesi “Pasif Devrim” adıyla Türkçe’ye çevirerek yayımlandı. Tuğal şu anda Kaliforniya’daki Berkeley Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri veriyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT