BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Benim yapamadığımı yaptı!..

Benim yapamadığımı yaptı!..

Cevap korktuğum gibiydi: “-Sen nasıl istersen öyle olsun.” Başka hiçbir şey demedi. Şok olmuştum. “Nasıl olur?” diyordum, “Nasıl hiçbir şey söylemez?” Hani beni çok seviyordu? Hani ben olmazsam yaşayamazdı?



Uşak’tan rumuz “Hüzün Çiçeği”nin hüzün dolu hatırasına yer veriyoruz bugün. “Ben 18 yaşında genç bir kızım. Her genç kız gibi benim de hayallerim, umutlarım, özlemlerim vardı. Hayat bana da toz pembe görünüyordu. Gayet normal bir hayat yaşıyordum. Yaklaşık 7-8 ay sonra yapılacak olan üniversite sınavlarına hazırlanıyor, gece-gündüz hiç durmadan ders çalışıyordum. Tâ ki onunla tanıştırıldığım o güne, 15 Temmuz 1999 Perşembe gününe kadar... Onunla abimin nişanlısı aracılığıyla tanıştım ve o gün adeta büyülenmiştim. Bir anda benim her şeyim oluvermişti. Artık hayatta her şey bana daha da güzel görünmeye başlamıştı. Kendimde değildim sanki. Bir çılgın gibi ne yaptığımı bilmiyordum. Çok ama çok değişmiştim. Sanki daha önceki o kız ben değildim. Arkadaşlarım bendeki bu değişikliğin farkındaydı. Bana neler olduğunu soruyorlar ve ekliyorlardı: -Bu halini hiç beğenmiyoruz. Senin halin iyi değil. Hiç kimseye aldırmıyordum. Adeta havalarda uçan biri kimseye aldırır mı? Ondan başka hiç kimse umrumda değildi. Ailemi, geleceğimi hiç düşünmeden çok büyük kararlar veriyor adeta hayatımı hiçe sayıyordum. Hiçbir söz, hiçbir şey bana kâr etmiyor, hiçbir şey fikrimi değiştiremiyor, kararımdan vazgeçiremiyordu. Günlerim hep onun uğruna bir şeyler feda ederek geçiyordu ve gün geçtikçe ona daha da bağlanıyordum. Arkadaşlarımın hepsi üniversiteden başka bir şey düşünmezken ben artık 24 saatimi onu düşünmekle geçiriyordum. Daha önce de söylediğim gibi hiç düşünmeden onun için hep bir şeyler feda ediyordum. Hatta en büyük hatayı yapıp dersaneye gitmekten bile vazgeçmiştim. Sınavlara da girmek istemiyordum. Artık tamamen onun esiri olmuştum. Eğer “o varsa her şeyim var” demekti benim için. Derken bir gün hiç beklemediğim bir teklifle karşılaştım. Evet, bana evlenme teklifi etmişti. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Kelimeler boğazıma düğümlenmiş konuşamıyordum bile. Bu teklifi kabul ettiğimi sözlerimle söyleyemesem de hareketlerim ve tavırlarım kabul ettiğimi belli etmişti. Ben kabul etmesine etmiştim ama ortada büyük bir sorun vardı, ailem. Aileme ne diyecektim? Onlara bu konuyu açtığım takdirde bü yük bir tepkiyle karşılaşacağımı çok iyi biliyordum. Büyük bir çaresizlik içinde günlerce düşünmeye başladım. Her defasında tam konuyu açayım derken cesaret edemeyip geri çekiliyordum. Günlerce bu hep böyle devam etti ve birgün tüm cesaretimle ailemin karşısına çıktım. Ne diyeceğimi nasıl diyeceğimi hiç bilmeden başladım anlatmaya: “Birkaç ay öncesine kadar bir gençle tanıştım. Birbirimizi çok seviyor ve evlenmek istiyoruz. Ben çok düşündüm ve kararımı verdim. Beni bu kararımdan asla vazgeçiremezsiniz.” Ellerim, ayaklarım titriyor, kalp atışlarımı rahatlıkla duyabiliyordum. Korktuğum başıma gelmiş ailemden gelen ilk ve son söz “Hayır” olmuştu. Büyük bir üzüntü içerisindeydim. İtiraz bile edememiştim. Elimden gelen tek şey hıçkıra hıçkıra ağlamak olmuştu. Ailem hemen ona telefon etmemi ve ondan ayrılacağımı söylememi istediler. Bunu asla ama asla yapamazdım. Çünkü ben onu her şeyden çok seviyordum. Eğer ondan ayrılırsam benim için yaşamamın anlamı da kalmazdı. Ne ettiysem ailemi bu düşüncelerinden vazgeçiremedim “-Tamam” dedim, “Telefon edeceğim ve ondan ayrılacağım” Sadece ailemin yüreği ferah olsun diye böyle demiştim. Ama bir taraftan da “Onu benden siz değil ancak ölüm ayırır” diyordum kendi kendime. 7 Eylül 1999 Salı... Saatler gece yarısı 02.00’yi gösteriyordu. Ailenin tüm fertleri yanımdaydı. Telefon ettim. -Evlenmemize karşı çıkıyor ailem. Seninle ayrılmak zorundayız. Tabii ki bunu konuşurken, ailemin yanımda olduğunu söyleyemezdim. Dolayısıyla telefondaki konuşmamın zoraki olup olmadığını o bilemezdi. Cevap korktuğum gibiydi: “-Sen nasıl istersen öyle olsun...” Başka hiçbir şey demedi. Şok olmuştum. “Nasıl olur?” diyordum, “Nasıl hiçbir şey söylemez?” Hani beni çok seviyordu? Hani ben olmazsam yaşayamazdı? Şimdi neden bunları tekrar söylemiyordu. Ondan itiraz etmesini bekliyor ve bir türlü telefonu kapatamıyordum. En sonunda benim yapamadığımı o yaptı ve telefonu suratıma kapattı. İkinci bir şok geçiriyordum. Devamı yarın
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT