BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ahmet Nâmıkî Câmî “Kuddise sirruh” -1-

Ahmet Nâmıkî Câmî “Kuddise sirruh” -1-

Evliyanın büyüğü, asrının bir tanesi, Sahabe-i kirama dayanır sülalesi. Kötü arkadaşları var idi ki önceden, Yer içip gezerlerdi hiçbir şey düşünmeden.



Bal şerbeti! Evliyanın büyüğü, asrının bir tanesi, Sahabe-i kirama dayanır sülalesi. Kötü arkadaşları var idi ki önceden, Yer içip gezerlerdi hiçbir şey düşünmeden. Hatta içki içmeği âdet edinmişlerdi, Şarap için, kırk adet küp alıp dizmişlerdi. Kırkı da şarap ile dolu idi lebâlep, Alıp getirirlerdi oradan sırayla hep. Şarap almak sırası gelince bir gün ona, Gitti sabah merkeple o küplerin yanına. Lâkin birden şaşırıp kaldı hayret içinde, Zira hiç içki yoktu o küplerin birinde. Bir şey anlamamıştı düşündü ki; “Dünkü gün, Hepsi de şarap ile doluydu bu kırk küpün.” Şaşkın halde oradan yöneldi bağ evine, Oradaki şaraptan yükledi merkebine. Bu sefer de merkebi yürümüyordu fakat, Ne kadar vurduysa da, diretip etti inat. O sırada gaibden bir nidâ geldi ona; (Ey Ahmed, suçu yoktur, ilişme o hayvana. O, şimdi sahip değil kendi iradesine, Biz mâni oluyoruz onun yürümesine.) O, bu sesi duyunca, kapandı yere hemen, Dedi: (Tövbe yâ Rabbi, artık içmem bunu ben. Lâkin emir buyur da, şu merkebim yürüsün, Ki mahcub olmayayım arkadaşlara bugün.) Başladı yürümeye merkebi en nihayet, Ve arkadaşlarının yanına etti avdet. Şarapları koyarak çekildi kendi geri, Dediler; (Nerde kaldın, sabah vaktinden beri? Hem niçin çekilirsin, haydi gel de sen de iç) Dedi; (Ben tövbe ettim, artık içmiyorum hiç.) Dediler ki; (Ey Ahmed, böyle neler diyorsun? Bırak şimdi, bizimle şaka mı ediyorsun?) Israr ettilerse de “Gel iç” diye ne kadar, Dedi; (İçmeyeceğim, etmeyin fazla ısrar) O sırada gaibden bir ses duydu; (Ey Ahmed, Al ve iç ellerinden, eyleme muhalefet.) Aldı bu emir ile şarabı ellerinden, İçti, lâkin o anda hayrette kaldı birden. Zira o içtiğinin değişikti lezzeti Şarap, onun elinde olmuştu “Bal şerbeti” Arkadaşlarına da, eliyle etti ikram, Onlar dahi içince, şaşkına döndüler tam. Onların içtiği de olmuştu çünkü “şerbet”, Hepsi günahlarına tövbe etti nihayet. Sonra eline alıp bir odun kütüğünü, Kırdı hep teker teker, o kırk şarap küpünü.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT