BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > “Bir kerâmetini görseydik!”

“Bir kerâmetini görseydik!”

Denizli evliyâsından Hasan Feyzi Efendi her velî gibi kerâmet göstermekten kaçınırdı. Ancak bu, zihnine takılırdı talebenin. Bir sabah ders başladığında, çocukların zihninde yine aynı şey vardı: Kerâmet.



Denizli evliyâsından Hasan Feyzi Efendi her velî gibi kerâmet göstermekten kaçınırdı. Ancak bu, zihnine takılırdı talebenin. Bir sabah ders başladığında, çocukların zihninde yine aynı şey vardı: Kerâmet. “Hocamız neden kerâmet göstermiyor? Âh bir kerâmetini görseydik” diyorlardı. Bu, mâlum oldu büyük zâta. Dersi kesip; - Biz, şu günahkâr hâlimizle yerin dibine müstehakız. Ama bakın, buna rağmen yer üstündeyiz. İşte size kerâmet, buyurdu. Ve sordu onlara: - En büyük kerâmet nedir, biliyor musunuz? - Bilmiyoruz efendim, dediler. - En büyük kerâmet, istikâmet’tir, buyurdu. - İstikâmet nedir? dediler. - İstikâmet, doğru yolda yürümekte sebat etmektir. İslâmdan kıl kadar ayrılan kimsede bir hârikulâde hâl görürseniz, kıymet vermeyin. Çünkü o, kerâmet değil, istidraçtır, buyurdu. - İstidraç nedir? dediklerinde; - Kâfirlerde ve günahkârlarda görülen fevkalâde hallerdir, buyurdu. *** Bir gün de bu zâta: - Bu gece nasıl sabahladınız? diye sordular. Mübarek başladı ağlamaya. Soranlar şaşırdı. - Efendim iyi misiniz? - Ölümü unutmuş, günahı da çok olan bir kulun hâli nasıl olur? buyurdu. Gözyaşlarını silip; - Ömrümüz azalıyor, günahımız artıyor. Âkıbet Cennet midir, Cehennem mi, belli değil. Bu halde olan bir insan, ağlamasın da ne yapsın? buyurdu. > www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT