BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanlığın en yüksek derecesi

İnsanlığın en yüksek derecesi

Kendisine iyilik etmeyene hediyye vermek, ihsanın en üstün derecesidir. Kötülük edene ihsânda bulunmak, ise insanlığın en yüksek derecesidir...



Dost düşman herkese iyilik yapmalı, ihsanda bulunmalı, başkalarının ihtiyaçlarını görmelidir. “İyilik ettim kötülük buldum” dememelidir. Kişinin yaptığı iyilik, bir şekilde kendine döner. Balık bilmezse Halık bilir, sözü meşhurdur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Herkes, kendisine ihsân edeni sever. Bu sevgi, insanın cibilliyetinde yâni yaratılışında mevcuttur.” TATLI DİL, GÜLER YÜZ... Bunun için herkese, tatlı dil ve güler yüz göstermelidir. İnsanlara yapılacak en faydalı ihsan, en kıymetli hediyye, tatlı dil ve güler yüzdür. İneğe tapanları görünce, ineğin ağzına ot vererek, düşman olmalarına mâni olmalıdır. Kimse ile münakaşa etmemelidir. Münâkaşa, dostluğu azaltır, düşmanlığı artırır. Kimseye kızmamalıdır. Hadîs-i şerîfte, “Gadab etme” buyuruldu. Başka bir hadîs-i şerîfte de, “Sadaka vermekle mal azalmaz. Allahü teâlâ, affedenleri azîz eder. Allah rızâsı için affedeni, Allahü teâlâ yükseltir” buyuruldu. İnsanın yaratılışında, malı, parayı sevmek vardır. Ayrıca gadab vardır. Gadab, insanı intikama, kibre götürür. Bu hadîs-i şerîf, bu kötü huyların ilâcını bildiriyor. Sadakayı, zekatı emrediyor. Affederek, gadabı, intikamı temizliyor. Kendisine iyilik etmeyene hediyye vermek de, ihsanın en üstün derecesidir. Kötülük edene ihsânda bulunmak, insanlığın en yüksek derecesidir. Bu sıfatlar, düşmanı dost yapar. İsâ aleyhisselâm buyurdu ki: “Diş kıranın, dişi kırılır. Burun, kulak kesenin, burnu kulağı kesilir, demiştim. Şimdi ise, kötülük yapana karşı, kötülük yapmayınız. Sağ yanağınıza vurana, sol yanağınızı çeviriniz, diyorum.” İbn-ül Arabî hazretleri buyurdu ki: “Kötülük edene iyilik yapan kimse, ni’metlerin şükrünü yapmış olur. İyilik edene kötülük yapan kimse, küfrân-ı ni’met etmiş olur.” Hadis-i şerifte, “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Birbirlerini incitmezler, üzmezler. Bir kimse, din kardeşinin bir işine yardım etse, Allahü teâlâ da onun işini kolaylaştırır. Bir kimse, bir Müslümanın sıkıntısını giderir, onu sevindirirse, kıyamet gününün en sıkıntılı zamanlarında, Allahü teâlâ onu sıkıntıdan kurtarır. Bir kimse, bir Müslümanın ayıbını, kusurunu örterse, Allahü teâlâ, kıyamet günü onun ayıplarını, kabahatlerini örter” buyuruldu. DÜŞMANLARINI AFFETTİ!.. İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektubatında buyuruyor ki: “Allahü teâlâ, aşırı hareketlerden korusun! Ortalama, adâlet üzere doğru yolda bulunmak nasîb etsin! Allahü teâlânın, bir kuluna, faydalı, güzel işler yapmayı, çok kimsenin ihtiyâçlarını sağlamasını nasib etmesi, çok kimsenin ona sığınması, bu kul için pek büyük bir ni’mettir! Allahü teâlâ, kullarına ‘ıyâlim’ demiş, çok merhametli olduğu için, herkesin rızkını, nafakasını kendi üzerine almıştır. Allahü teâlâ, bu ıyâlinden birkaçının rızıkları, nafakaları için ve bunların yetişmeleri, râhat yaşamaları için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsân etmiş olur. Bu büyük ni’mete kavuşup da, bunun için şükretmesini bilen kimse, çok tâlihli, pek bahtiyârdır. Bunun kıymetini bilip, şük-retmek, kendi sâhibinin, Rabbinin ıyâline hizmet etmeyi saâdet ve şeref bilmek ve Rabbinin kullarını, yetiştirmekle övünmek, akıl îcâbıdır.” Uhud gazâsında Resulullahın mübârek yüzü yaralanıp, mübârek dişi kırılınca, Eshâb-ı kirâm çok üzüldüler: “Duâ et, Allahü teâlâ, cezalarını versin” dediler. Peygamber efendimiz: “La’net etmek için gönderilmedim. Hayır duâ etmek için, her mahluka merhamet etmek için gönderildim” buyurdu. Sonra da şöyle duâ etti: “Yâ Rabbî! Bunlara hidâyet ver. Tanımıyorlar, bilmiyorlar, bilselerdi böyle yapmazlardı!” Düşmanlarını affetti. La’net etmedi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT