BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Faşist ve diktatör!”

“Faşist ve diktatör!”

Bu saatten sonra kimse bana, “Futbol, barış, dostluk ve kardeşliktir” masalı anlatmasın! Çünkü söylemler, bu samimiyet havasını hiç ama hiç vermiyor. Aksine, gladyatörlerin (!) savaş tamtamlarını çağrıştırıyor. Yazık!



Bu saatten sonra kimse bana, “Futbol, barış, dostluk ve kardeşliktir” masalı anlatmasın! Çünkü söylemler, bu samimiyet havasını hiç ama hiç vermiyor. Aksine, gladyatörlerin (!) savaş tamtamlarını çağrıştırıyor. Yazık! Baskı ve tehdidin gırla gittiği bir ortamda futbolda adalet, huzur ve güvenden nasıl söz edebilir? Bu ortamda, Spor Toto Süper Lig’in kalitesinden nasıl söz edilir? Bu ortamda, hakemler, teknik adam ve futbolcular, kendini nasıl rahat hisseder? Yazık ki, yazık! Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören‘in, TFF Başkanı Mahmut Özgener‘e gürleyişindeki ifadelere bakın: “... Faşist ve diktatörsünüz!” ... Vah... Vah... O federasyona, o başkana ve o yönetimin alacağı kararlara kim, nasıl saygı gösterir? Ok yaydan çıkmış, çevir çevirebilirsen... Söylem öyle derin, öyle tehditkâr ki, daha fazlasını seslendirmenin manası yok. Eğer, Demirören gibi haksızlığa uğradığına inanan her kulüp başkanı bu fanatizmi körükleyen marjinal yolu seçerse, bu lig biter mi, asla! Dinamo Kiev’i yenin! Soru, Beşiktaş, A.Gücü maçını neden kaybetti? Eleştirinin bin türlüsü yapılabilir, teknik, oyun düzeni, oyuncu tercihleri, kapalı savunmayı açacak, varyasyonları başaramamak ve daha bir dizi eleştiri yapılabilir. Ama benim kanaatim şu; Ümit Özat‘ın gösterdiği taktik dehayı, Bernd Schuster gösteremediği için kaybetti Beşiktaş, bu maçı. Özat, rakibini ciddiye alıp, dersini çalıştı, maçı kazandı. Schuster ise ağustos böceği gibi işini hafife alıp, acıyı yaşadı! Haftanın özeti bu. Umarım, bu özetten Schuster bir ders çıkarır da Beşiktaş, hiç değilse Dinamo Kiev maçını kaybetmez. Hagi’ye sabır gösterilmeli! Terziye sormuşlar, “Yama mı yapmak yoksa sıfırdan elbise mi dikmek istersin?” Terzi, “Elin söküğünü dikmektense, kendi kumaşımdan bir elbise biçmeyi yeğlerim” demiş. Şimdi sorarım size, “Bu kırk yamalı bohça görüntüsündeki G.Saray, Hagi’nin kurduğu bir takım mı?” hayır! Diyorlar ki, “O kadar transfer yaptı, niye bu takımı ayağa kaldıracak oyuncuları aldırtmadı?” Sorarım size; devre arası dünya yıldızlarını toplayan takımlar ne halde! Ne Sosa‘nın o şık vuruşunda Zapata‘nın beşlikten yediği gole ne de Kolombiyalı kalecinin üç maçta kaleden çıkardığı 6 gole takılıp da, Hagi‘ye haksızlık etmeyin. Gerçek şu, G.Saray’ın ekol bütünlüğü de takım ruhu da yok. Hatları kopuk; sanki ligi bitirmişler de transfere hazırlanırlar gibi, kendine oynuyor, herkes bu takımda. Eksik, tabelayı değiştirecek ve takımı ateşleyecek gerçek bir lider. Maalesef, sakatlıklarla boğuşan Baros, Arda ve Kewell bu açığı kapatamadılar. Şu an G.Saray’ın en büyük yıldızı Servet! O da tek başına savunma mı yapacak yoksa bir ölü top olacak da öne çıkıp, gol mü atacak? Ben bunları anlatınca. soruyorlar, “Yekta’nın pasında Culio’nun vuruşu direkten dönmese yine aynı şeyleri söyler miydin?” evet. Çünkü G.Saray sadece bir pozisyon ve bir golden ibaret değil! Hagi; kriz, sakatlıklar, cezalar ve onca kesişen kaos dolu yollar arasında örümcek ağından düze çıkaracak bir çıkış yolu bulmaya uğraşıyor. Bunu bu sezon başarabilir mi, zor! Ama seneye mutlak çıkarır! Yeter ki, sarı-kırmızılı camia ona sabredebilsin. Yeter ki, Anıl gibi gençleri ortaya çıkaracak cesarete, Neill ve Sabri gibi oyuncuları farklı bölgelerde oynatarak, yeni şeyler yakalamaya çalışan uygulamaya destek verilsinler. Pansumancı Güneş! Trabzonspor, beklediğim dönüşü yaptı. Ancak, Sivas maçında, bir iyi bir de kötü görüntü verdi. İyi olan, Trabzonspor’un kazanma azmiyle dolu, o mücadeleci-tempolu ve pozisyon zengini olarak dönmesiydi. Kötü olan ise sahanın en iyisi olan Engin‘in bir pozisyon sonrası Burak‘la tartışıp, formayı sırtından çıkarıp, top toplayıcıya veren protestocu tavrıydı. Takımlar soyunma odasına giderken, herkes merak ediyordu, “Bu krizi Şenol Güneş nasıl çözecek, ikinci yarıya Engin’le mi çıkacak yoksa Enginsiz mi?”, diye. Tecrübeli Hoca, olması gerekeni yaptı, “Kol kırılır yen içinde” anlayışıyla, Engin‘i sahaya sürdü. Sonra mı, malum, Karadeniz fırtınası yeniden şahlandı. Artık tut tutabilirsen!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT