BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Babanı ben öldürdüm?!.”

“Babanı ben öldürdüm?!.”

Şahin kötü bir ses tonuyla gevrek bir kahkaha attı: - Evlenmek mi, seninle mi? Geç kızım bunları... Ben alacağımı aldım artık. Bundan sonrası senin bileceğin bir iş...



Şahin kötü bir ses tonuyla gevrek bir kahkaha attı: - Evlenmek mi, seninle mi? Geç kızım bunları... Ben alacağımı aldım artık. Bundan sonrası senin bileceğin bir iş... Titredi Şehnaz. Yıkılmış, sanki bütün dünya başına çökmüş ve altında kalmış gibiydi. Rengi bembeyaz olmuştu. Kelimeler boğazında düğümleniyor, dili dolanıyordu. Başının döndüğünü hissetti. - Sen... sen ne söylüyorsun Şahin? Şaka mı yapıyorsun? - Hayır şaka falan yapmıyorum. Bu iş bu kadar... Sıkıldım senden artık. Hem seninle nasıl evlenirim ben? Durakladı Şehnaz. Kafasının içinde binbir düşünce dolaşıyor, ama hiç birinin analizini, sentezini yapamıyor, öylesine boşlukta uçuşuyordu. Hâlâ duyduklarının gerçek olmadığını sanıyordu. Birazdan Şahin gülümseyerek o hayran olduğu sevecen tavrıyla: - Şaka yaptım sana, bakalım beni seviyor musun, sevmiyor musun, ölçmek istedim... diyerek gönlünü alacaktı. Bu beklenti içinde acı, şaşkın bir gülümseme yayıldı dudaklarına. - Haydi Şahin uzatma şakayı artık, yeter bu kadar, ciddi sanıyorum seni... Adam sigarasını komodinin üzerinde duran tablaya bastırdı ve sert bir sesle bağırdı: - Şaka falan yapmıyorum dedim, aptal mısın sen anlamıyorsun, ben seninle nasıl evlenirim be! - Ama neden, neden Şahin, ne söylemiştin? Bir kahkaha çınladı odanın içinde. Tok sesi kulaklarını tırmaladı sanki genç kızın. - Ben ha... Ben, asıl adıyla Bekir Çolakoğlu... Ne o, hâlâ evlenmek istiyor musun benimle? Şehnaz yerden yükseldi sanki son hızla ve birden tekrar şiddetle yere düşmüş gibi acı duydu. Kulaklarına inanamıyordu. Gözleri fal taşı gibi açılmış bir vaziyette, korku ve şaşkınlıkla bakıyordu karşısındaki adama. Duyduklarının doğru olmaması için dua ediyor, bütün vücudunun cereyanına kapılmış gibi titrediğini hissediyordu, güçlükle fısıldayabildi: - Bekir Çolakoğlu mu?... Yani sen... sen babamı... Aman Allah’ım... - Ne sandın ya? Ben babanı öldüren adamım. Onun kanlısı... Sizin can düşmanınız... Yutkundu Şehnaz güçlükle. Boğazına koca bir kaya oturmuş gibi canı yanıyordu. Yatağın kenarına tutundu. Birden yirmi yaş çökmüştü sanki. Günlerdir içinde yoğrulduğu büyülü dünya ayaklarının altından kayıvermiş, kendisini hiç beklemediği bir anda çirkefin içinde çamurlara bulanmış bir vaziyette bulmuştu. - Bunu neden yaptın, neden? Diye haykırdı olanca gücüyle. İsyanını sesinin tonunda belli ediyor, ne kadar çok feryat ederse o kadar rahatlayacakmış gibi geliyordu. Gözyaşları bir çağlayan gibi fırlayıverdiler aniden göz pınarlarından. - Ne istiyorsun bizden, babamı öldürdün yetmedi mi? Umarsızca baktı perişan haldeki genç kıza Şahin. Elindeki çakıyla oynuyordu. Dudak büktü: - Senin kim olduğunu başında bilmiyordum ki... Ama benim hiçbir zaman evlenmek gibi bir niyetim olmadı... - Beni öldürsen daha iyiydi... ben ne yaparım bundan sonra... Genç adam gözlüklerini taktı, aynanın karşısında saçlarını düzeltti, omuz silkti kapıdan çıkarken: - Orası senin problemin... Beni ilgilendirmez. Bu sözlerden sonra kapıdan çıkıp gitti. Şehnaz çaresizliğin o korkunç isyanını yaşıyordu yüreğinde. Bir şeyler yapmak istiyor, ama hiçbir şeye gücü yetmiyordu. Yitirdiği hiçbir şey geri gelmeyecekti. Bir saat önce kalbindeki sevgi dolu hisler yerini intikam, acı, kin duygularına bırakmıştı. Bu adamı elleriyle öldürmek, yok etmek istiyordu. Aklına polis geldi. Polise haber verirse mutlaka yakalarlardı. Bir kere yaşı küçük olduğu için suçluydu Şahin. Bir de katildi, sahte kimlikle dolaşıyordu. Telefona atıldı. Hemen resepsiyonun numarasını çevirdi. Karşısına çıkan adama kesik kesik, heyecanla yalvardı: - Ne olur... ne olur ... hemen polisi bağlayın bana.... hemen. Şehnaz’ın yalvaran sesi karşısında resepsiyondaki görevli tuhaf bir sesle cevap verdi: - Bir problem mi var hanımefendi? - Evet, çabuk polis istiyorum. Konuşmam lazım. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT