BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Astımın
kontrolü mümkün

Astımın
kontrolü mümkün

Prof. Dr. Erdoğan Kunter “Tetikleyici faktörlerden kaçınıldığı, hasta ve yakınlarının eğitimi sağlandığı sürece astım, kontrolü mümkün bir hastalıktır” dedi.



Prof. Dr. Erdoğan Kunter “Tetikleyici faktörlerden kaçınıldığı, iyi tedavi edildiği, hasta ve yakınlarının eğitimi sağlandığı sürece astım, kontrolü mümkün bir hastalıktır” dedi İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Kunter, astımın çeşitli tetikleyici faktörlere maruz kalınması sonrasında çalışmaya başlayan bir dizi biyolojik mekanizmaya bağlı olarak akciğerlerimizde bulunan havayollarının spazmı (kasılarak daralması) ve bu havayollarının içinin yapışkan ve koyu bir balgamla tıkanması sonucunda rahat ve yeterli solunum yapılmasını engelleyen bir hastalık olduğunu söyledi. Araştırmaların, Avrupa ülkelerinde her yüz kişiden 5-10 kadarında astım hastalığına rastlandığını gösterdiğini belirten Kunter, “Ülkemizde de benzer oranlarda olduğu düşünülmektedir” dedi. AKCİĞERLERİ VURUYOR Hastalığın genellikle nöbetler halinde tekrarladığını açıklayan Kunter, “Kendiliğinden veya tedaviyle düzelerek hastanın nöbetler arasında normal bir hayat sürmesine imkan tanır. Ancak tekrarlayan astım atakları akciğerlerde geri dönüşü olmayan hasarlar bırakabilir. Zamanla bu hasarlar birikir ve kişinin solunum fonksiyonları ataklar dışındaki zamanlarda da tam olarak normalleşemez” diye konuştu. Kunter, allerjik astım hastasında da, kişinin duyarlı olduğu bazı maddelere maruz kalmasıyla atak başlayabileceğini (ev tozu akarları, evcil hayvanların vücudundan dökülen tüyler, hamam böceği antijenleri, rutubetli ortamlarda bulunan küfler, ağaç ve çiçek polenleri, çeşitli gıdalar, vs.), alerjik olmayan astımda ise bu şekilde tanımlanmış belli bir alerjik sebep ortaya koyamayacaklarını belirtti. AĞRI KESİCİLERE DİKKAT Hem alerjik astım hem de allerjik olmayan astım hastalarında ortak olarak bazı faktörlerin atağı başlatabileceğini dile getiren Kunter, “Sigara dumanı, kirli hava, tozlu ortam, keskin kokular, ani ısı değişiklikleri gibi faktörler sayılabilir. Diğer taraftan çeşitli mikrobik (viral veya bakteriyel) hastalıklar ve özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları da başka bir faktör olmasa bile atağı başlatabilmektedir. İlginç olarak bizzat tedavi amacıyla kullanılan antibiyotikler ve ağrı kesiciler de çok ciddi bir astım atağını başlatabilirler” dedi. Prof. Dr. Erdoğan Kunter, ilaçlar arasında aspirinin astımla ilişkisi çok iyi bilindiğini ve bu duruma “aspirine bağlı astım” adı verildiğini belirterek, “Bu sebeplerle birlikte kahkahayla gülmek, ısınmadan spora başlamak, üzüntü, korku, ruhsal sıkıntılar bile astım atağını başlatabilmektedir. Günümüzde çok rastlanan bir durum olan reflü hastalığında da çok küçük miktarlarda mide içeriğinin solunum yollarına kaçarak tahriş oluşturması ciddi bir atağı başlatabilir. Eğer kişi vücudun refleks mekanizmalarını zayıflatan alkollü bir içecek almışsa bu tür bir reaksiyonun gelişmesi çok daha kolay olacaktır” şeklinde konuştu. YÜZÜNÜ HER AN GÖSTEREBİLİR Günümüz şartlarında, astımın kontrolü mümkün bir hastalık olduğunu ifade eden Kunter, şunları kaydetti: “Tedavide havayollarını genişleten ve krizden sorumlu olan biyolojik mekanizmaları düzenleyen ilaçlar kullanılmaktadır. Bu şekilde iyi takip ve tedavi edilen hastalar oldukça kaliteli ve sağlıklı bir hayat sürdürebilirler. Unutulmaması gereken en önemli nokta uzun yıllar hafif şikayetlerle seyreden hastalığın umulmadık bir zamanda, belli şartlar bir araya geldiğinde en kötü yüzünü gösterebileceği gerçeğidir.” İnan ARVAS
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT