BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Can kuşu kime uçar

Can kuşu kime uçar

Gözleri gözlerimdeydi, yüreği çırpıntılıydı... Sanki kalbimin içinden sıcacık bir şey uzanıp ona yapışmıştı.



Gözleri gözlerimdeydi, yüreği çırpıntılıydı... Sanki kalbimin içinden sıcacık bir şey uzanıp ona yapışmıştı. Yüzünün ortasından öptüm. Sanki üşümüş gibi, avuçlarımın içinde içinin titrediğini hissettim. Yukarı kaldırdığım ellerimi açtım. Göğsünün ortasından gelir gibi derin ve uğultulu kanat sesiyle başımın üzerinde birkaç kere dönüp; ğuu ğuu, diyerek havaya yükseldi... Biraz sonra dirseğimi kaldırdım, gelip koluma bastı. Yüzümde kanatlarının rüzgârını; tenimde, tutunmaya çalışan tırnak uçlarını hissettim. * Mardinli Yusuf demişti ki bana: “Milyon verip alır İstanbul’a götürür, ama güvercin uçunca Mardin’e geri döner...” İnanılır gibi değil; Mardin neresi İstanbul neresi!.. Fakat kuş yeme bakmıyor, altın kafeslere bakmıyor. Vatan biliyor bir yeri, sahip biliyor birini; serbest kaldığı vakit açıyor kanadını, düşüyor yola. Kuş mu yapıyor bunu? Kuş olarak görme; ona “can” olarak bak!.. Mademki can olarak bakmak lazım her cana, o zaman iş değişir. O zaman kanadı kafese tıkmamalı, ayağı ipe takmamalı. Can, canın karşısında olmalı tıpkı ayna karşısındaki ayna gibi... Kalpler, kalbe bağlanmalı!.. * En kuvvetli kement; kalpten kalbe atılandır. Çünkü iki ucu vardır bu kemendin, gövdesi yoktur veya zamanların, mekânların üstündedir! Ondan kaçmak isteyen kaçamaz, kesmek istese biri, koparamaz. Nereye götürülsen o hep bir sıcak sızıdır, bir kuvvetli çağırıştır içinde. Sen hangi yöne gidersen git; kalbin hep o kapıya bağlıdır, yüreğin hep o hayal için atar... Kanadın hep o ufka doğru çırpınır. * Bağlamak için insanları; ip, urgan, zincir arayanların aklına şaşmak lazım. Kalbini tutmuşsan birinin, yüreğini almışsan; onu senden kim koparabilir?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT