BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa notları

Avrupa notları

Avrupa Birliği’ne girme çabalarımızın yakın bir gelecekte ne sonuçlar vereceğini şimdiden kestirmek çok zor...



Avrupa Birliği’ne girme çabalarımızın yakın bir gelecekte ne sonuçlar vereceğini şimdiden kestirmek çok zor... Belki de biz Birliğe kabul edileceğimiz yıllarda, Avrupa Birliği fonksiyonlarını tamamlamış, hatta kaybetmiş olacaktır. Buna rağmen “Boş oturmaktansa boşa çalışmak daha iyidir” düşüncesiyle bir ölçüde tatmin olmaktayız. Avrupa Birliği’nin temelinde mevcut olan Hıristiyan dogmasını görememek “Kar körlüğü” gibi geçici bir durum olsa gerektir. Türkiye, Avrupa’daki beş milyonluk Türk varlığının hâlâ farkında değildir. Özellikle Almanya, Hollanda, Belçika, İsviçre ve Avusturya gibi Türk varlığının çıplak gözle hissedildiği ülkeler, ayrı ayrı ele alınarak incelenmelidir. Büyüklerimizin hedef gösterdiği “Adriyatik’ten Çin Denizi’ne” sloganı tutmasa da; Urallar’dan İspanya’ya kadar yeni oluşan bir Türk dünyası ile yüzyüzeyiz. Kendiliğinden oluşan bu gücün farkına varamayan ülkemizin; hâlâ çerden-çöpten meselelerle meşgul edilerek, çalışma ve üretim fonksiyonları dümûra uğratılmaktadır. Gerçi uğruna baş koyduğumuz Avrupa’nın gerçek yüzünü pek bilenimiz de yok ya, neyse... Ailelerin; çocuklarından çok, köpeklerine ilgi duyduğu, batı medeniyetinin geldiği noktayı iyi belirlemek ve hedeflerimizi buna göre çizmek gerekmektedir. Muhlis’i ıslah etmekten aciz bir anlayışın; Türkiye’nin milli hedefi haline gelmesi hiç hoş değildir. Malûm Muhlis Almanya’da doğup büyümüş ve batı kültürünün ürünü sayılan bir gençtir. Batı’nın suç makinesi haline getirdiği bu genç, daha sonra hiç de yasal ve insani olmayan bir davranışla sınırdışı edilmiştir. Yüzlerce Muhlisler üreten Batı toplumunun yalancı cazibesi hepimizi efsunlasa da, gerçekler çok, ama çok farklıdır. Gayri meşru çocukların çöp hükmünde sayılarak sokağa terkedildiği Batı toplumunun sağlıklı ürünler vermesi çok zordur. İstenmeyen çocuklar projesi ile Batı, bir bakıma kendi kendini yargılamakta, manevi refahtaki başarısızlığını kabullenmektedir. . Maddi refahın manevi huzur getirmediği Batı toplumunun meseleleri; bizim Türkiye’den gördüğümüz kadarıyla sınırlı değildir. Buz dağının sudaki kısmını da görmek gerekir. ÇEÇEN’E DUA Geçen hafta dolaştığımız Almanya, Belçika ve Hollanda’da Çeçen gençler yardım topluyorlardı. Türkiye ve İslâm aleminden ümidini kesen Çeçenler Avrupa’dan destek arıyor!... Ağır bir rahatsızlık geçiren ve şu anda sağlığına kavuşmaya çalışan Hollanda Temsilcimiz Mustafa Çam’ın değerli evlâdı Osman Çam’ın; kendi sağlığı ile ilgilenmekten çok, Çeçenlerin katliamına üzüldüğünü söylemesi buradaki Türk insanının haleti ruhiyesini yansıtan en güzel örnek olmuştur. Rüyalarında bile Çeçenlere yardımı ihmal etmeyen evlâtlarımızın duaları bizleri rahatlatmaktadır. Çeçenlere Avrupa’da kucak açan yine Türkler olmuştur. Karınca kararınca yapılan yardımlardan çok; topluca edilen dûalardan ümitliyiz. Yüzünü Batı’ya döndüğünü söyleyenler, doğuyu da ihmal etmemeli ve Çeçenistan’a sahip çıkmalıdırlar. Düşman kapıya dayandığında nedâmet kâr etmez. Haberimiz ola!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT