BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Huzur” ve “medya”!..

“Huzur” ve “medya”!..

Her şeyin başı “huzur” Evde ve işyerinde “huzur”. Sokakta “huzur”. Resmi dairelerde ve okulda “huzur”.



Her şeyin başı “huzur” Evde ve işyerinde “huzur”. Sokakta “huzur”. Resmi dairelerde ve okulda “huzur”. Fabrikalarda “huzur”. Parlamentoda “huzur”, Evet, herşeyden önce, her yerde “huzur”. Huzuru bulduğumuz an, bütün meselelerin çözüldüğü an olmayabilir. Ancak, başarıya, istikrara ve mutluluğa giden yol huzurla başlar. “Huzur” en büyük ihtiyacımız. “Huzur”a böylesine ihtiyacımız varken, ne yazık ki, ondan uzaklaşıyoruz. Sanki, gizli bir güç, bizleri huzurdan uzaklaştırmak için çaba harcıyor... Bizler de elbirliği etmişçesine, kurulan tuzaklara düşüyoruz. Her sabah, gazetelerin değişik değişik fakat gerçekten de “dehşet” uyandıracak manşetlerini, her akşam televizyonların “panik” doğuracak anonslarını, büyük bir korku ve kuşku içinde izliyoruz. Bir kadın psikolojisi içinde, gelişmeler bizi daha da korkutuyor... İçine düştüğümüz böylesine “korkunç” durumun belki de, medya yüzünden oluştuğu öne sürülebilir. Hatta daha ileriye gidilerek, “Medyanın kirlendiği” suçlamasıyla da karşı karşıya kalınabilir. 1. İletişim Kongresi’nde de ele alındığı gibi, medyada bir kirlenmenin izleri aranabilir. Hatta, topluca olmasa bile, yeni bir medya kirlenmesinden söz edilebilir. Ancak, bu kirlenmenin temelinde neler yattığının da, incelenmesi gerekir. Her şeyden önce çoğu mesleklerde “yozlaşma” belirtileri mevcut. Her kesimde çarpıklıklara rastlamak mümkün. Değer yargılarından uzaklaştırılmak istenen bir toplumda, böylesi tahribat maalesef hızla yayılıyor ve yer ediyor. Denilebilir ki, her kesim “kirlenme” sürecine sürüklenmiş durumda. Kirlenmeye meyilli bir toplumda, bazı meslekler gibi “medyanın kirlenmesi” de beklenebilir. Hiçbir şekilde kirlenmemesi gereken “medya” olmalıydı. Üstelik, her türlü çarpıklığın üstüne, cesaretle gitmesi icap eden de medyadan başkası değil. Ne yazık ki, böylesine “ağır” bir atmosferde, medya da payını almış. Ancak, bu hiçbir zaman kabullenmemeli. Eğer, medya dünyasında, kirlenmenin izleri varsa, derhal temizlenmeli ve aklanmalı. “Toplum kirlenmesi” mi yoksa “medya kirlenmesi” mi ikilemine girmeden, mesleğimizin her türlü ithamdan arındırılması gerekir. Aslında, çarpık fikirlerin, ihtirasların bir uzantısı olan “kirlenme”nin önüne geçme, yine de toplumun en büyük uğraşı olmalı. Bu güç uğraş başarıldığında yani “kirlenme”nin önüne geçildiğinde, huzurun da yolu açılmış olacak. İster “fedakârlık” densin ister “feragat” densin ister “korku” densin, ne denirse densin, bu gidişe “nokta” koymak hepimizin görevi olmalı. En azından, çarpıklıklara sebep olanlar, suiistimaller içinde yüzenler, kendilerini frenlemeliler. Aslında, hiçbir kimseye “suçlu, ayağa kalk” diyecek ne pozisyonda ve ne haldeyiz. Ancak, vicdanlara seslenme hakkımızı kullanırken, binlerce kişinin fikrini paylaştığımızı sanıyoruz. Gerçekten de, her şeyden önce “huzur”a o kadar ihtiyacımız var ki. Bunun sağlanmasında da, medyanın önemli rolü asla unutulmamalı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT