BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İçimizdeki yılan!

İçimizdeki yılan!

Pazar akşamından kalma, henüz kapanmamış bir hesabımız var. Antalya seyircisinin maç boyunca sürdürdüğü küfür sağanağı, şemsiye ile korunulacak afet değildir.



Pazar akşamından kalma, henüz kapanmamış bir hesabımız var. Antalya seyircisinin maç boyunca sürdürdüğü küfür sağanağı, şemsiye ile korunulacak afet değildir. Bir çatı altına sığınmak da yetmez... Küfür, sel oldu aktı... İnsaf, namus, terbiye, ahlâk ne varsa, hepsini önüne katıp sürükledi. G.Saray camiası, G.Saraylı futbolcular, G.Saraylı yöneticiler, Fatih Terim... Ana, avrat, bacı, kardeş, kuzen, tüm ailesi; Utanç Duvarı’nın ötesine taşındı. Yürekler katılaştı... Vicdanlar karardı... İnsaf duygusu paramparça oldu, Bu kadar iğrenç, bu kadar seviyesiz, bu kadar alçakça ve bu kadar süresiz aşağılama yaşamamıştık. Neredeyse, nefes bile almamacasına hiç ara vermeden; küfür ettiler.... Küfür ettiler... Küfür ettiler! Bir çok stadda bağırırlar, susarlar. Bunların gırtlağı, otomatiğe bağlanmış... “G.Saray’da para, F.Bahçe’de istikrar yok... Cimbom battı; Fatih Terim G.Saray’ı kurtarmak için, anasını sattı” ne demek? “Kerhane çocukları” dediler. Daha neler neler... Kime? 3 gün önce Almanya’da Dortmund’u dize getirenlere... Türklere kara kafalılar diyen kalın kafalılara ders verenlere... Juventus, Hertha Berlin, Milan, Bologna gibi Avrupa’nın devlerine kan kusturanlara... Yıllar boyunca ezik, büzük, üzgün, küskün, dermansız ve mutsuz yurda dönerken; omuzlarımızın üstünde başımızı dik tutturanlara... * * * Peki bu çirkin, bu adi, bu sebepsiz küfürler neden? G.Saraylı futbolcular sertlik mi yaptı?.. Pislik mi yaptı?... G.Saraylı taraftarlar, sizi tahrik mi etti? Gol attınız da, hakem mi saymadı? Hayır! Hayır! Hayır! Bunların hiçbiri olmadan; dakika bir-dakika doksan; inanılmaz bir küfür salvosuna başladılar... Asla susmadılar ve asla utanmadılar... * * * Oysa ben saf duygularla maça gitmiştim. Çünkü, o muhteşem perşembe gecesinin mutluluk emisyonu, halâ üzerimdeydi... Yalnız ruhuma değil, elbiselerime de sinmişti. Herkesi de öyle sanıyordum. Antalya seyircisinin, G.Saray’ı tribünlere çağırıp alkışlayacağını: çiçekleri yoksa, yüreklerinin bir parçasını onlara atacaklarını sandım. Tam aksine, utandım! * * * Fatih Terim, parasız kalan G.Saray’ı kurtarmak için; anasını satmış... Bir tezahürat bu kadar adi olabilir mi? Bağıran bütün Antalya taraftarı değil; yeni yapılan Adopen Tribünü... Ama bağırmayanlar, bağıranları engellemediği, en azından protesto etmediği için; suça ortak... Antalya Belediye Başkanı Bekir Kumbul; ağzı bozuk seyircinin kendi lehine tezahürat yapması üzerine, ayağa kalkıp onları selamladı... Ama küfüre karşı sesini çıkaramadı... “Yaptığınız ayıptır, yeter artık... Susun” demedi. Burası dağ başındaki bir kent değil. Antalya, Avrupa’ya açılan en güzel penceremiz... G.Saray, açık pencereden görünen süs çiçeğimiz.. Ama pencerenin önünü, kara bir naylonla kapladılar. Sarı şebboylar, kırmızı karanfiller dışarda kaldı. Evdekiler görmüyor! * * * Maç yazımın başlığı, G.Saray’ın başarılarıyla ilgili olarak; “KISKANMAYIN... İMRENİN” adını taşıyordu. Kıskananlar çatlar.... İmrenenler ulaşır! Doğru olanı deneyin. Birbirimizi alaşağı ederek değil, birbirimizi omuzlayarak yükselebiliriz. Küfürleri sahibine iade ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT