BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkler de büyükelçiyi anlamıyor

Türkler de büyükelçiyi anlamıyor

ABD yönetimi, Ankara’ya haylice bir zaman sefir gönderemedi. Kongre, kabul etmiyordu. Engel, sonunda başkanlık yetkisiyle aşılabildi. Seçilen isim, Türkiye zaviyesinden memnuniyetle karşılanmıştı. Francis Ricciardone, daha evvel Türkiye’de çalışmıştı. Çocukları Türkiye doğumluydu. İyi Türkçe biliyordu. Buradaki Türk dernek ve vakıfları onuruna bir gece tertipleyerek onu uğurladılar.



> Washington, DC ABD yönetimi, Ankara’ya haylice bir zaman sefir gönderemedi. Kongre, kabul etmiyordu. Engel, sonunda başkanlık yetkisiyle aşılabildi. Seçilen isim, Türkiye zaviyesinden memnuniyetle karşılanmıştı. Francis Ricciardone, daha evvel Türkiye’de çalışmıştı. Çocukları Türkiye doğumluydu. İyi Türkçe biliyordu. Buradaki Türk dernek ve vakıfları onuruna bir gece tertipleyerek onu uğurladılar. Misyonu iki ülke arasında hâlâ var olan soğukluğun ortadan kalkması için iyi bir vesile sayıldı. Konuşmasında çevresine pozitif enerji yaydığı hissedilen büyükelçi, herhalde Cumhuriyetçi Bush’un kötü mirasını temizlemekte önemli işler yapacaktı. Her ne kadar Demokrat Barack Obama, ilk seferini Türkiye’ye yapmış, her fırsatta memleketimizin değerine dair konuşmuşsa da bunu esas hayata geçirecek saha çalışmasıydı. Bu da bir toplumun içine girip onlarla fikir, duygu ev proje paylaşımı ile mümkündü. Ne var ki Amerikan elçisi, hem Ankara’yı ve herhalde ondan evvel Obama idaresini sukutu hayale uğrattı. Hiç üstüne vazife olmayan bir işe karıştı. Hakkında konuştuğu, Türkiye’nin iç meselesi bile değildi. Amerikan elçisi, Türkiye’de yargıya müdahale ediyordu. Söylediği malum ‘bir yandan basın özgürlüğü deyip, diğer yandan gazeteci tutuklamayı anlayamıyorum!’ Sayın elçi lütfen dikkat ediniz. Birçok ülke gibi bizde de hatta biraz da fazlaca kuvvetler ayrılığı var. ‘Basın özgürlüğü’ diyen siyasi iradedir. Şüpheli hakkında adli hüküm verense mahkeme. Mahkemeler, siyasi iradenin güdümünde değiller. Emniyet, delil toplar, bunları dosyalayıp savcılığa verir. Savcılık da gelen dosyayı tetkik eder, zanlıyı dinler ve mahkemeye tutuklama talebiyle dava açar. Savcı emniyetin dosyasını ciddi bulmazsa takibe mahal yoktur diyerek talebi reddeder. Mahkeme, iddianameyi yerinde bulmazsa tutuklama talebini reddeder. Bütün süreç işlemiş ve Soner Yalçın tutuklanmıştır. Siz işte bu sürece dair konuştunuz. Halbuki biz, bu mevzuda yazı yazsak mahkemeye tesir etmekten dolayı hakkımızda dava açılır. Siz neden diğer yazarlar, gazeteciler değil de yalnızca bu isim için basının önüne geçip o talihsiz beyanda bulundunuz? Mahkeme önünde imtiyazlı olanlar mı var? Gayet iyi biliyorsunuz ki bizde eyalet genel valisi veya müstemleke komiseri intibaı vermek çok rahatsızlık uyandırır. Böyle bir niyetinizin olmadığına eminiz. Lakin görüntü öyle çıkınca işiniz zorlaşır. Bazı gazeteler hakkınızda ‘acemi elçi’ başlığı attılar. O kanaatte değiliz. Siz duayen bir hariciye mensubusunuz. Öyleyse bu yapılan kimin adına, neden bir kayırma? Sayın Ricciardone, dakika bir ve kendi kalenize gol. Sizin o konuşmanız üzerine Obama’nın o anki hâlini tahmin ediyorum. Yüzü kireç gibi olmuştur. Gelmeniz sizin dışınızda krizle olmuştu. İnşallah benzer hatalarla bu defa sizin aktörlüğünüzde bir kriz doğmaz. Anlayamadığınız şu olsa gerek, ilk görev yıllarınızla bugün arasında köprülerin altından çok sular aktı. Türkiye’de artık yabancılaşmış aydınlar, köksüzler, laikçiler değil ülkenin öz çocukları iş başında. Onlar, yerli dokudan oldukları için aynı zamanda bütün bu coğrafyayı sarsıyorlar. Yanlış ata oynadınız.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT