BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İkna ve kandırma

İkna ve kandırma

Üretim odaklı, ürün odaklı, müşteri odaklı, tüketici odaklı, insan odaklı filan derken, şimdilerde “seçmen odaklı” olduk. Zihinler, işler ve düzenbazlıklar seçime ayarlı.



Üretim odaklı, ürün odaklı, müşteri odaklı, tüketici odaklı, insan odaklı filan derken, şimdilerde “seçmen odaklı” olduk. Zihinler, işler ve düzenbazlıklar seçime ayarlı. Ticarî veya siyasî olsun, etrafımız bizi kendi çizgilerine getirmeye çalışan sayısız etkiyle kuşatılmış durumda. Herkes kendi tezgâhında bir şeyler dokuyup, bir şeyler pazarlıyor. Evden sokağa, işten alışverişe, toplantıdan eğlenceye, medyadan yakın çevreye, her şey, ama her şey, görünür görünmez, yakın uzak, bilinir bilinmez, bizi hedef almış, kimi bizi kandırmaya, kimi de iknâya çalışıyor. İknâ ile kandırma arasındaki fark, nereden baktığınıza bağlı. Başkaları aklınızı, cüzdanınızı, oyunuzu, çeldilerse kandırılmışsınız; ama, kendi kendinizi inandırmışsanız, iknâ olmuşsunuzdur. İyi not öğrencinin, kötü not öğretmenindir. İknâcı yola getirir, diğeri yoldan çıkarır. Birilerinin bizi iknâ etmelerini bekler ve isteriz, ama kandırılmaktan hoşlanmayız. Kandırmacı olumsuzdur. Cekli, caklı konuşur. Bol vaatte bulunur. Hayallerden, hayalî kayıplar, korkular ve düşmanlardan dem vururlar. İknâcı olumlu konuşur, sağlam ve tutarlı gerekçeler, vesileler ve olgular üstünde çalışır. Müşterinin kendi tercihlerini özgürce yapmasına, kararlarını kendi kendilerine savunmasına yardımcı olurlar. Müşterisine saygılı firma ve kişiler, müşterilerini ve taraftarlarını kandırmaz, akıllarından bile geçirmezler. Samimî, dürüst ve içten davranırlar. Niyetlerini bozmadıkları sürece de karşılığında takdir görürler. Kandırma nispeten genel; iknâ ise kişiye özeldir. Belli konularda iknâ olmak için herkesin değişik sebepleri, farklı gerekçeleri vardır. Herkes kendini başka bir şekilde inandırır, iknâ eder. Sanıyoruz ki, aklı başında ahalinin siyasî arenada boş sözlere ve söz dalaşlarına karnı tok. Sağduyunun galibiyeti için ortada yeteri kadar sebep ve gerekçe zaten var. Yeter ki, bunlar zihinlere aktarılabilsin, iyice nakşedilebilsin. Yine de emin değilim: Halk, kandırıcıların farkında mı? Kandırmacılara ne kadar dirençli? İknâ olmaya ne kadar istekli? Yakında anlayacağız. > (Pazarola, pazartesi günleri yayınlanır.)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT