BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eski eyaletlerimiz
kan ağlıyor

Eski eyaletlerimiz
kan ağlıyor

Tunus’ta Zeynel Abidin Bin Ali’yi deviren “Yasemin İsyanı”, tarihî Osmanlı eyaletleri içinde giderek yayılıyor.



ÖZEL HABER MEHMET KOCA RÜZGAR DEĞİL FIRTINA Tunus’ta Zeynel Abidin Bin Ali’yi deviren “Yasemin isyanı”, tarihî Osmanlı eyaletleri içinde giderek yayılıyor. Libya’da 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiği olaylar dinmek bilmiyor. HUZURSUZ TOPRAKLAR Cezayir, Yemen, Fas, Mısır, Lübnan ve Süleymaniye, Osmanlı dönemindeki huzuru özlüyor. Bu sebeple göstericiler açtıkları bayraklarda Osmanlı’yı hatırlatan renkleri kullanıyor. Mehmetçiğin Birinci Dünya Savaşı sırasında canı pahasına savunduğu Osmanlı toprakları bugünlerde kan ağlıyor. Son bir aydır Afrika’nın Akdeniz kıyısındaki ülkelerinde yaşanan olaylara bakınca Filistinli Bakan Salim Tamari’nin “Araplar Osmanlı Devleti’ne yaptıkları ihanetin bedelini ödüyor” sözlerini hatırlıyoruz. Mısır’da Kavalalı Ali Paşa ile başlayan ayrılık hareketi; 1921 yılında son Osmanlı Sancağı’nın indirildiği Yemen’in başkenti Sana’nın Fransızlara teslim olmasıyla Afrika Kıtası’nı Anadolu’dan koparmıştı. İşte bugünlerde gündemde olan o Osmanlı vilayetleri... TUNUS: AKRABA BEYLİK Osmanlı Devleti zamanında Tunus, önceleri Yeniçerilerin desteklediği bir Dayı, daha sonra da bir Bey tarafından yönetildi. 1710’dan sonra Beyler, irsi yoldan tahta çıktı. Bu arada Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya Tunus’ta ekonomik faaliyetlerde bulunmaya başladı. Fransa 1830’da Cezayir’i işgal ettikten sonra, Tunus ile daha fazla ilgilendi. Bu sıralarda Osmanlı İmparatorluğu kendi başındaki birçok mesele yüzünden Tunus’a daha fazla yardım edemedi. 1876-1877 Osmanlı-Rus Savaşı da bunu körükledi. 1878’de Kıbrıs’ı elde eden İngiltere, Fransa’nın Tunus’taki özel imtiyazlarını tanıdı. Fransa, bazı Tunuslu aşiretlerin (Krumirlerin) Cezayir topraklarına yaptıkları akınları ve bazı toprak taleplerini bahane ederek 1881 yılında Tunus’a asker çıkardı. 12 Mayıs 1881’de yapılan Bardo Antlaşmasıyla; Tunus Beyi, dış hükümranlığı, siyasi ve ordu işlerini bir Fransız Genel Valisine bıraktı. Tunus’un Muher ve güney kesiminde başlayan ayaklanmalar güçlükle bastırıldı. Vali Paul Cambon, yeni bey Ali Bin Hüseyin’e (1882-1902) Marsa Sözleşmesini kabul ettirince (1883), Fransız himayesi resmen kurulmuş oldu.Ancak fermanlarda Tunus Osmanlı eyaleti olarak zikredilmeye devam etti. Fransız himaye rejimi Tunus’un bağımsızlığını kazanmasına kadar sürdü. (1956). Tunus’taki Fransız idaresi 78 yıl devam etti. CEZAYİR: KESİK KOLUMUZ Cezayir 1516’da Baba Oruç ve kardeşi Hızır Reis (Barbaros) tarafından İspanyollar’dan alınmıştı. 1518’de Barbaros, Cezayir’in hükümdarı olmuştu. Daha önce Yavuz bu iki denizcinin kendisinden yardım istemesi üzerine onlara iki kadırga ve levent vermişti. Osmanlı’da Cezayir’in önemi oldukça büyüktü. Kanûnî, Barbaros Hayreddin Paşa’yı Kaptan-ı Deryalığa getirmesinin ardından Cezayir Osmanlı topraklarına katıldı (1533). Fransızlar tarafından defalarca işgal edilmek istenen Cezayir, 1830 yılında yapılan ilk baskını Türk askeriyle birlikte geri püskürttü. Ancak ikinci saldırıda ülke Fransızlar tarafından ele geçirildi. Fransız katliamlarının doruk noktasına çıktığı 1945 yılının 5 Ağustos’unda 45 bin kişi adeta soykırıma tabi tutularak öldürüldü. MISIR: AFRİKA’NIN KAPISI Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilen Mısır, Osmanlı’nın Afrika’ya açılan kapısı oldu. Osmanlılar, bölgeye “Beylerbeyi” olarak daima vezir payesinde görevliler tayin etti. Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart’ın 1798 yılında Mısır’ı işgal etmesi üzerine, bölgeye Kavalalı Mehmed Ali Paşa idaresinde bir kuvvet gönderildi. Söz konusu kuvvetlerin Fransızlar karşısında elde ettiği başarılar üzerine, Mısır’da Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın valiliğinde yeni bir devir başladı. Hilafete başkaldırarak Mısır’da yarı bağımsız bir yönetim oluşturan paşa, imar, ekonomik ve askeri alanda ülkeyi canlandırdı. Yerine, onun ailesinden gelen şahıslar vali sıfatıyla göreve geldi. Ancak Mısır, Bâbıâli’den kopuk bir şekilde yönetildi. Mısır, 1882 yılında Süveyş Kanalı’nın açılışından bir süre sonra da İngilizlerce işgal edildi. Sosyalist Nasır’ı devirerek iktidara gelen Enver Sedat, benzer bir darbeyle öldürüldü. Kanlı suikastin ardından devlet başkanlığı koltuğuna Hüsnü Mübarek oturdu. Bir aylık muhalif gösterinin ardından iktidardan uzaklaştırılan Hüsnü Mübarek’in şimdi nerede olduğu bilinmiyor. KAHİRE: İSTANBUL’DAN SONRA İKİNCİ ŞEHİR Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, mimarî, askerî ve ekonomik olarak yönettiği toprakların gelişmesini sağladı. Başkent Kahire bir dönem, Osmanlı Devleti’nin İstanbul’dan sonra ikinci büyük şehri haline geldi. Her alanda güçlenen Paşa, daha sonra Osmanlı’ya isyan etti. OSMANLI, TUNUS’U İŞTE BU ODADAN YÖNETTİ Osmanlı idaresindeki Tunus’un siyaseti, beyler tarafından Bey Sarayındaki işte bu odada şekillendi. Bu ülkenin vatandaşları0, yüzyıllarca İstanbul’a bağlı olarak huzur içinde yaşadı. Ancak 1830’lu yıllardan sonra gelişen olaylar, toprakları Osmanlı’dan kopardı. LİBYA: TURGUT REİS’İN MİRASI Bir zamanlar İspanya ve Malta şövalyelerinin elinde inleyen Trablus, 1551 yılında, meşhur Kaptan-ı derya Turgut Reis tarafından fethedildi. Libya, 400 yıl Osmanlı adaleti ve idaresi altında huzur ve refah içinde yaşadı. Osmanlı padişahının tayin ettiği valilerce yönetilir ve her yıl devlete vergi verirdi. Fakat Osmanlı Devletinin son zamanlarında iş başına geçen İttihat ve Terakki Partisinin beceriksizlikleri, üç kıtaya yayılmış büyük Osmanlı topraklarının elden çıkmasına sebep olduğu gibi, Libya da aynı akıbete uğradı. 1911 yılında Uşi Antlaşması ile ülke, İtalyanların eline geçti. Bu tarihten itibaren 1951 yılına kadar devam eden kargaşa dönemine girdi. Osmanlı döneminden kalma 34 vakfa ait yüzlerce cami, hastane, okul, istasyon binası, medrese, köprü İtalyanlar tarafından işgal süresinde yakıldı-yıkıldı. 27 yaşındaki Yüzbaşı Muammer Kaddafi, 1969 yılında bir darbe yaparak başa geçti. 42 yıldır yönetimden olan Kaddafi’nin şimdi koltuğu sallanıyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT