BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Arap ihtilâli

Arap ihtilâli

Arap devletlerinde halkın ayaklanması, 2011 İhtilâli şeklinde tarihe geçecek. Önce Lübnan’da Şîî ve Sünnî partiler arasında anlaşmazlıktan doğan hükûmet buhranı başladı. Akabinde Tunus’ta diktatöre karşı halk ayaklanması, diktatörün kaçması ile sonuçlandı.



Arap devletlerinde halkın ayaklanması, 2011 İhtilâli şeklinde tarihe geçecek. Önce Lübnan’da Şîî ve Sünnî partiler arasında anlaşmazlıktan doğan hükûmet buhranı başladı. Akabinde Tunus’ta diktatöre karşı halk ayaklanması, diktatörün kaçması ile sonuçlandı. En büyük ve önemli Arap devleti Mısır’da daha büyük ölçüde halk hareketi, diktatörün kaçması sonucunu verdi. Her iki ülkede diktatörler 30 yıl civarına ulaşmış, multimilyarderler hâline gelmiş, yozlaştıkça yozlaşmışlardı. Her iki ülkede de ordu ağırlıklı geçici iktidarların ne yapacağı belli değil. Yemen’de gene çok eskimiş diktatöre karşı hareket, diktatörün 3 yıl sonraki seçimlere girmeyeceği vaadiyle askıya alındı. Bahreyn’de Şîî halk, Sünnî hanedana karşı, eşit haklar isteyerek ayağa kalktı. Bu coğrafyada Türkiye dışında hiçbir devletin demokrasi tecrübesi bulunmadığı için isteklerin mütevazılığı rikkat uyandırıyor. Fas ve Ürdün gibi gelenekli monarşilerde de halk reform istiyor. Genellikle istenenler şunlar: Cumhurbaşkanları hükümdar gibi ölesiye başta kalmasınlar, iktidarlar hilesiz seçimlerle oluşsun, cumhuriyetlerde kimse oğlunu halef göstermesin, polis ve askere dayalı yönetimler kurulmasın, devleti yönetenler çalıp çırpmasın... 40 yılı aşmak gibi akıl almaz bir müddete ulaşan, en güçlü diktatör sayılan Kaddâfî de Libya’da bu isteklere muhâtab oldu. Ama her türlü hokkabazlığı ve aktörlüğü yaparak yerinde kalan Kaddâfî, iç savaşı göze aldı. Eski Fransız sömürgesi Afrika devletlerinin Fransızca konuşan Müslüman Zenciler’inden oluşan 30.000 kişilik milisini, süper silâhlarını ateşleterek Libyalılar’ın üzerine sürdü. Gözü dönmüş bir durumda hâlen direniyor. Suriye ile İran’da daha da baskın ve hemen bütün hürriyetleri sınırlayan rejimler devam ediyor. Bu devletlerde hareketlenme hâlinde, tablo pek çok genişleyecektir. Yukarıda adı geçen devletlerde ABD ile iyi geçinme arzusunda hükûmetler kurulurken, Suriye ile İran’ın -şimdilik- Washington’a yaklaşmak gibi bir temayülleri yok. Temel reformlar, sıkıntı ve yıkıntı, yenilgi sonrası yapılabiliyor. Bu coğrafyada sıkıntıya düşmeden, yenilgiye uğramadan reform yapmak fikri oluşamıyor. Oluşsa bile uygulanamıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT