BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çelebi: Darbe
devri bitti

Çelebi: Darbe
devri bitti

12 Eylül sonrası, uzun yıllar vatanından uzak kalan ülkücü lider Çelebi, “Türkiye’de milletin iktidarı var. Artık, halk getirip, halk götürecek” diye konuştu.



> Murat Arvas GEREKİRSE CANIMI VERİRİM Serdar Çelebi, arkadaşımız Murat Arvas’a, “Devleti bölüp parçalamak istemiyorum, eşit onurlu vatandaş kimliğimle yaşamak istiyorum diyorsan ve bu çerçevede kalıyorsan diyorum ki; Musa Serdar Çelebi olarak gerekirse canımı vereceğim... Ülkücüler böyle düşünürler. Biz devletimizin güçlü olmasını istiyoruz. Biz büyük devletten yanayız” dedi. EkoPOLİTİK isimli oluşumuyla yurdun her yerinde seminerler düzenleyerek “Tarihin yanlışlarını düzeltmeye” çalışan ülkücü lider Musa Serdar Çelebi’yle Hakkari seyahati sonrası bir araya geldik. “Güneydoğu’yu görmeden, Güneydoğu’yu anlayamayız” diyen Çelebi, yanlış siyasi tutumlar sonucu “Kürt/Türk davası” başlatıldığını söyledi. Çelebi, “Karşı karşıya bulunduğumuz problem, tarihte yaşamadığımız problemdir” dedi ve ekledi; “Tarih boyunca Türkler, kendi siyasi iradeleri altına giren toplulukların dinlerine, dillerine, kültürlerine karışmamıştır. Devlet olarak siyasi iradeyi temsil etmiştir. O insanları himayesine almakla sorumluluk üstlenmiştir...” KARDEŞLİKTEN SINIFTA KALDIK -Siz Hakkari’den yeni geldiniz, izlenimleriniz nasıl? “-Çok ciddi problemlerimiz var. Allah’ın izniyle bu problemleri aşarsak inşallah dünyanın en güçlü devletleri arasında yer alırız. Biz tarih sahnesine çıktığımızdan beri millet kavramını benimsemişiz. Bunun için de çeşitli kavimlerden kültür ve medeniyet etrafında toplanmış. Ulakları bile ayrı bir etnik kimlik olarak kabul etmişiz, onların dillerini ve kültürlerini yaşaması için ödenek çıkarmışız...” -Sizce film nerde koptu?... Cumhuriyetten öncesi ve sonrası?... “-Fransız devriminden sonra rasyonalist hareketler başladı. Yani kavmiyetçilik başladı. Buranın aydınları Avrupa’nın himayesine girdi, ayrı bir kavmimiz, ayrı bir devletimiz olmalı dediler, Osmanlı’ya isyan hareketleri başlattılar. Avrupalılar bunlara maddi yardım yaptılar, silah verdiler ve devletimizi parçaladılar, işin açıkçası budur. Son dönemde en son harekette Ermenistan’la Kürdistan kurdurulması İngilizler başta olmak üzere bütün Avrupa’nın açık ve gizli destekledikleri bir plandı. Ama o dönemde ne oldu, Kürtler’in büyük çoğunluğu, Kürt halkı Osmanlı tebaası buna yanaşmadı... İdeolojik savaş başlayınca, Marksist Leninist devlet, mücadele başlayınca bu etnik savaş geride kaldı. Sovyetler’in yayılma ideolojisi, komünizme karşı. İnançlı, ülkenin değerlerine bağlı, toprak bütünlüğünü düşünen Kürtler, Türkler milliyetçi bir çizgide buluştular, ülkücü harekete katıldılar ve Sovyet maşalarına engel olmaya çalıştılar. 12 Eylül’den sonra baktılar ki, sağ-sol çatışmalarında sonuca gidemeyince dediler Türkiye’yi nasıl meşgul ederiz, bu sefer etnik dava. Tekrar Kürt-Türk ayrıştırma başladı. Bizim ülkenin yöneticileri yine yaptılar. Kürtçe’yi yasakladılar. Çocuk Diyarbakır’da Kürtçe ayran satıyor, tutup içeri attılar...” -Bir darbe olma ihtimalini düşünüyor musunuz? “-Hayır, o devir bitmiştir artık, darbe olursa milletle karşı karşıya gelirler. Askeri seviyor bu millet. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazifesi, onu dış tehlikelere, dış düşmanlara karşı korumaktır. Maksatlı, çıkarcı, beleşçi siyasetçiler ikide bir orduyu piyasaya sürerek, ordunun gücünü kullanmak suretiyle kendi çıkarlarına alet ettiler. O devit bitti, Millet iradesi tecelli edecek. Asker bunun farkında. Bunun altını çizerek söylüyorum. Asker yapmak isterse darbe olur. Ama asker bu darbeyi yapmak istemiyor. Asker de görüyor tabloyu, kendisinin de politikaya alet olduğunu görüyor. Hakikaten ülke meseleleri var, sahipsiz. Siyasetçi hiçbir konuya çözüm üretmemiş, hepsini askere bırakmış. Asker de konuya güvenlik olarak bakar. Sosyal, ekonomik, kültürel, politik olarak bakmaz. Şimdi halbuki Türkiye’de halkın iktidarı var, milletin iktidarı var. Kim ne derse desin bu AK Parti övgüsü değildir. Her alanda kendi sözünü söylemeye, doğru yanlış iş yapmaya çalışıyor. Halk getirip, halk götürecek. Asker de yıpranmamış olacak.” İnsanlar silahların konuşmasından bıktı -Biraz da Hakkari’den bahseder misin, ilk defa mı gittin? “-İlk defa gittim, Hakkari benim için bir mektep olmuştur. Ne yazık ki benim gibi Türkiye sevdalısı, ülkücü kardeşim Hakkari’yi görmemiştir. İnsanlar artık silahların konuşmasından bıkmış. Türkiye zaten silahların konuşmasına ihtiyaç duymayacak zümreye gelmiştir. Demokratik ortamda konuşulabilir sıkıntılar. İki yanlış algı var. Birincisi bütün Kürtleri silahlı, bölücü ve Türk düşmanı olarak algılıyoruz. Bunun böyle olmadığını gördüm. Dağdan inen Seydi Fırat’la da konuştum, Ahmet Türk’le de konuştum, herkesle konuştum. Adamlar diyor ki, bizim ayrı devlet isteğimiz yok. Bizim çalışmalarımızı anlamayan arkadaşlarımız var. Yahu adam diyor ki bizim bölme derdimiz yok. Kendi Kürt kimliğimle ana dilimi öğrenerek ve konuşarak eşit ve onurlu yaşamak istiyorum. Başka bir devlet peşinde, başka bir bayrak peşinde değilim. PKK bütün Kürtlerin temsilcisi değildir.” -Barış süreci nasıl sağlanacak?... “-Birbirimizi anlayacağız, Orhan Miroğlu’nun dediği şey, kardeşim barış olacaksa karşılıklı razılaşmayla olur. Türklerin rızası olmadan, Kürtler bu ülkede huzur içerisinde yaşayamaz. Benim endişelerimi gidereceksin. Diyeceksin ki kardeşim benim bu devleti yıkma derdim yok, insanca yaşamak istiyorum. Benim devletimin vazifesi, ben onun insan gibi yaşamasını istemez miyim? Seni beni köleleştiren adamla birlikte mücadele edeceğiz. Bizi silahlı mücadele ettiren değil, bizi birbirimize sevdirecek adamları getireceğiz. Kalıcı barış yapacaksak, tam kardeşlik olacaksa bunların silahlarını bırakması gerekiyor. Ve suçlu olanlar, insanları katledenler cezalarını çekecekler. İşlememiş olanlar rehabilitasyon sürecinden geçirilerek topluma kazandırılacaktır. Barış istiyorlarsa makul şeyler isteyecekler. Bu ülkenin selameti için her şey yapılır, konuşulur, ama suçu olanlar adil bir biçimde cezasını çeker, gerçekten anaların ağlamaması için bir çalışma yapılır. -Açılım konusuna dönersek, siz gelişmeleri nasıl buluyorsunuz? Bu süreçte açılım gibi bütün bu umumi siyasetin bize mecbur bıraktığı iç politika konuları. Neden? Sen gidiyorsun Balkanlar’da, Orta Doğu’da barıştan, kardeşlikten söz ediyorsun. Adama demezler mi içerdekiyle geçinemiyorsun. Bu yüzden mecbursun Kürt kardeşini dinleyeceksin, onu PKK’nın eline bırakmayacaksın. PKK da anladı ki, 30 yıl daha savaşalım, 60 bin daha adam gitti, ne oldu, hiç. Türk devletine bir şey olmaz. Millete karşı gelenlerin akıbeti kötü olur. PKK yanlışı gördü, gerek yok diyor. Türkiye’de TRT Şeş var, 10 yıl önce söylesek ne olacaktık, diyeceklerdi atın bunu içeri. Bangır bangır yayın yapıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT