BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Doping skandalı!..

Doping skandalı!..

Aslında “doping skandalı” ile ilgili görüşlerimi geçen hafta sonundaki “yazı günlerimde” yazacaktım; ama Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener’in “pazartesi günü bu konuda bir basın toplantısı yapacağını” öğrenince bugüne erteledim!..



Aslında “doping skandalı” ile ilgili görüşlerimi geçen hafta sonundaki “yazı günlerimde” yazacaktım; ama Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener’in “pazartesi günü bu konuda bir basın toplantısı yapacağını” öğrenince bugüne erteledim!.. Zira ortada tam anlamıyla “uluslararası” bir “doping analiz skandalı” vardı ve Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA)’na akredite “35 merkezden biri olan” Türkiye Doping Kontrol Merkezi’nin sadece “bugünü” değil, “yarını” da risk altında idi!.. “Dünyanın yaşayan en büyük kadın sporcularından biri” olan Fenerbahçe’nin Amerikalı basketbolcusu Taurasi’nin ve onunla beraber “3 sporcunun daha”, bu merkez tarafından verilen “doping yaptıklarına dair” rapor üzerine başlayan gelişmelerin, elbette “sadece” Türkiye’de değil, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünyada da yankıları olacaktı ve oldu!.. Aradan bir ay geçti, geçmedi, “aynı merkez” raporlarını geri çekti, “Hata yapılmıştır” denildi ve Taurasi başta “4 sporcu” ile ilgili olarak alınan “tedbir” kararları kaldırıldı, “ceza almaları” önlendi ve de “faal spor hayatlarına döndüler”; ne var ki, hem maddi olarak, hem manevi olarak, hem de sportif olarak kendileri de, takımları da, kulüpleri de “büyük zararlar görmüşlerdi!..” Cevabı aranan sorular vardı: Bir; bundan sonra ne olacak, bu sporcuların, takımlarının, kulüplerinin maddi-manevi ve sportif zararları nasıl telâfi edilecekti?.. İki; bunca yıl emek, bunca yıl uğraş verilerek, bunca masrafla ve bunca itina ile kurulan Türkiye Doping Kontrol Merkezi’nin geleceği ne olacaktı?.. Üç; bu talihsiz olay, bu merkezi kuran ve bünyesinde barındıran ülkenin en itibarlı bilim kurumlarının başında gelen Hacettepe Üniversitesi’nin “güvenilirlik” grafiğinde bir “kırılma noktası” olarak tarihe geçecek miydi?.. Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener, gençlik yıllarında milli bir sporcu ve “yıldız” bir okçu idi; bugün ise “Uluslararası Okçuluk Federasyonu (FITA) Başkanı” ve “Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) üyesi” unvanlarını taşımakta idi!.. İnanıyorum ki, meslek hayatının “en sıkıntılı ve en üzgün günlerini” yaşıyor; basın toplantısında, hem sporculardan, hem kulüplerinden, hem kamuoyundan özür dilemiş ve de “Gerekirse merkezi kapatabiliriz, bunu WADA da yapabilir” sözleri, onun içinde bulunduğu “acı ve zor durumu” çok iyi gösteriyor!.. Açıklamalarına göre; “Analizin sonucunda bir sorun yok. WADA teknik dokümanı değerlendirmesinde insan hatası yapıldı.” Oooo!.. Laboratuar, yani “aletler yani teknoloji hatasız”; değerlendirme, yani “insan”, yani “uzman” hatalı!.. Doping Kontrol Merkezi’nde “WADA teknik dokümanını tam olarak değerlendiremeyen” uzmanlar var; olacak şey mi?.. Diyelim ki, “uzman da olsa”, her insan “hata” yapabilir; evet yapabilir, ama “baştan sona inanılırlık ve güvenilirlik üzerine kurulmuş” bir kuruluşta, “bir sporcunun bütün bir sporculuk hayatını doğrudan etkileyecek olan”, dahası takımını, kulübünü de etkileyecek olan, “sosyal-sportif ve tıbbi” bir analizin değerlendirilmesi, hele “sonuç sporcunun aleyhine çıkmışsa”, yani “dopingli” sonucuna varılmışsa, nasıl “hata yapabilecek” bir insanın kararına bırakılabilir?.. Yoksa, “bir insan değil de, bir ekip bu karara varmışsa”; bunu “insan hatası” diyerek noktalayabilir miyiz?.. Hele hele, “Taurasi gibi” dünya çapında bir sporcunun adı da “doping olayına karışmışsa”, bunun “analiz değerlendirilmesinin”, mesela “itirazdan sonra yapılan” işlem gibi, yani “itiraz varmışçasına yeniden ve de yeniden ve de yeniden değerlendirmeye alınması”, ancak bu “çok dikkatli, çok hassas konsültasyondan sonra” değerlendirmenin rapor hâline getirilmesi gerekmiyor muydu?.. Sevgili Erdener Hocam, “böyle bir olay” faal sporculuk hayatınızda başınıza gelse, ne hisseder, ne yapardınız?.. Özür tamam, ama “bu hayati hatanın bedeli” ne olacak?.. Bu hayati hatayı yapan uzmanlar, sadece sporcuları değil, onların kulüplerini değil, “en az onlar kadar” Hacettepe Üniversitesi’ni de unutulması mümkün olmayan bir acıya gark ettiler!.. Hacettepe Üniversitesi, “merkezi kapatmakla değil, bu merkezi dünyanın en güvenilir doping merkezi yapmakla yükümlüdür” artık!.. Sporcuların, kulüplerinin kaybı ise, “vicdanlardan” da öte, bir “hukuk meselesi” hâline gelmiştir; bu kayıpların da bedeli, öyle ya da böyle ödenmelidir ve mutlaka ödenecektir!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT