BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sponsorluğun altın çağı

Sponsorluğun altın çağı

Sponsorluk Türkiye için çok da eski olmayan bir kavram. Araştırmalara göre, insanlar, beğendikleri organizasyonlara, sevdikleri şeylere destek olan markalarla duygusal bağ kuruyorlar. Sponsor markalara karşı sempati besliyorlar.



Sponsorluk Türkiye için çok da eski olmayan bir kavram. Araştırmalara göre, insanlar, beğendikleri organizasyonlara, sevdikleri şeylere destek olan markalarla duygusal bağ kuruyorlar. Sponsor markalara karşı sempati besliyorlar. 2000’li yıllarda, markaların sponsorluk yatırımları inanılmaz artış gösterdi. Sponsorluk, pazarlama iletişiminin stratejik bir silahı haline geldi. Türk Hava Yolları, ilk olarak Barcelona‘yla sponsorluk anlaşması imzaladığında bunun ne kadar muhteşem bir iş olduğu ortadaydı. Messi, Xavi, İniesta gibi yıldızlar artık “bizim” çocuklardı. Arkasından Manchester United bombası patladı. Bu defa Rooney‘yi, Scholes‘u, Berbatov‘u uçağın içini karıştırırken gördük. Euroleague’in isim sponsorluğu ise işin neredeyse zirve noktasıydı. Ancak spora yapılan yatırımların kat kat fazlasıyla geri döndüğünü fark eden THY yönetimi, çıtayı bu defa çok yükseğe koydu. Tenisin 1 numarası Caroline Wozniacki‘den sonra NBA’in yaşayan efsanesi Kobe Bryant da, Türk Hava Yolları’nın yeni yüzü oldu. Krize rağmen büyümesini sürdüren ve dünyanın en önemli havayolu şirketleri arasında yerini alan THY, her gün yeni bir ülkeyi ve şehri daha rotasına ekleyerek yoluna devam ediyor. Tabii, bu konuda birinci şart; sponsoru olduğunuz ismin ya da takımın da verdiğiniz desteğe paralel olarak başarılı olması. Son dönemde sponsorluğu bu kadar doğru ve bu kadar etkili kullanan bir başka firma daha olmamıştır herhalde. Şu futbol dedikleri Geçtiğimiz haftalarda Kolombiya Apertura takımlarından Atletico Junior de Barranquilla’nın hırçın futbolcusu Javier Florez‘in bir mağlubiyet sonrası kendisini evinin yakınında protesto eden taraftarlara arabasında bulundurduğu silahıyla rastgele ateş açtığını yazmıştık. Kolombiya futbolu adına uzun yıllardır akıllardan çıkmayan en üzücü olay ise 1994 Dünya Kupası’nda yaşanmıştı. Kolombiya Milli Takımı’nın defans oyuncusu Andres Escobar, ABD ile oynadıkları Dünya Kupası maçında kendi kalesine gol atınca Medellin şehrinde bir barda bahisleri yatırdığı gerekçesiyle silahlı bir saldırıya uğramış ve öldürülmüştü. Unutulmaz sözler... “Eğer ben Amerika’da doğmuş olsaydım, herhalde bu cüsseyle ya basketçi, ya da Amerikan futbolcusu olurdum. Allah’a şükür ki Jamaikalıyım ve atletizm yapıyorum” Usain Bolt
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT