BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son durak...

Son durak...

Bir sabah vaktiydi.. PTT emeklisi olan Hayri Bey uzun yıllardan beri karşılaşmadığı çocukluk arkadaşını gördü.. Çok sevindi.. Eski hatıralar debreşti.. Arkadaşı da aynı hislerle doluydu, o da Hayri Beyi gördüğüne pek memnun olmuştu..



Bir sabah vaktiydi.. PTT emeklisi olan Hayri Bey uzun yıllardan beri karşılaşmadığı çocukluk arkadaşını gördü.. Çok sevindi.. Eski hatıralar debreşti.. Arkadaşı da aynı hislerle doluydu, o da Hayri Beyi gördüğüne pek memnun olmuştu.. Daha sonrasını Hayri Bey’den dinleyelim; Günlerden cumaydı.. Çok zengin bir iş adamı olan arkadaşım Süleyman‘la birkaç saat sohbet ettikten sonra öğle vakti geldi.. “Hadi Süleyman, bugün cuma, camiye gidelim,” dedim!.. Ancak Süleyman‘ın namaza karşı soğuk olduğunu yıllar öncesinden biliyordum.. Zira daha önce de bu tarz tekliflerimi geçiştirirdi.. Yıllar geçmişti ama arkadaşım değişmemişti.. “Sen benim camiye gitmediğimi bilmiyor musun Hayri, dedi Süleyman!..” Ardından ekledi; “Israrcı olma, lütfen!..” Ben de dayanamayıp “Neden direniyorsun be kardeşim, bu gelişin bir de gidişi var.. Bak artık yaşımızı da aldık.. Seni ne zenginliğin, ne paran kurtaracak.. Nereye varacak bu işin sonu ey sevgili Süleyman” dedim!.. “Ne bileyim, olmuyor işte, içimden gelmiyor, belki de çevrenin tesiri, bilemiyorum” diye karşılık verdi Süleyman!.. “Peki, hayatında hiç camiye gitmedin mi?” diye sordum.. “Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, sonra da iş güç vs. derken fırsat bulamadım, halen de bulamıyorum!..” diye cevapladı.. Devam etti; “Hem sana samimi bir şey söyleyeyim mi Hayri, pantolonumun ütüsü bozulur, diye endişe ediyorum!..” İster istemez güldüm ve “Herhalde şaka yapıyorsun Süleyman, bunun için namaz terk edilir mi?” dedim!.. “Ciddi söylüyorum“ dedi Süleyman!.. Ciddi olduğuna inandım, çünkü giyimine özellikle de “yeşil” renge düşkün olduğunu bilirdim.. Süleyman en temiz giyinen arkadaşlarımızın başında gelirdi.. Giydiği birbirinden şık elbiseleri mutlaka yeşilin güzel tonlarından seçer ve her zaman ütülü tutardı.. Netice-i kelam; söyledikleri beni şaşırtmıştı ve cami daveti yaptığıma da pişman etmişti.. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık... Görüştüğümüzün iki ay kadar sonrasıydı.. Süleyman‘ın filanca camide olduğunu haber verdiler.. “Hayırdır inşallah” dedim!.. Süleyman ve Cami.. Doğrusu hayretime mucip olmuştu.. Verilen adresteki cami yakındı.. Hemen gittim.. Bahçede insanlar saf tutmuşlar ve bizim Süleyman da safın en önünde duruyordu.. Üzerinde ise yine “yeşiller” vardı.. Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle; “Hani camiye gelmiyordun be arkadaşım” dedim!.. Sesini çıkartmadı.. Çıkartamazdı, zira ölüler konuşmazdı.. Musalla taşının üzerinde ve yeşil örtülü bir tabut içinde öylece yatıyordu.. İşte böyle değerli okuyucularım; Süleyman herhalde hiç ölmeyeceğim sandı.. İbadetten ve dolayısıyla camiden, uzak bir hayat yaşadı.. Ama ne kadar uzak dursa da son durak orasıydı.. Evet, zil çaldı.. Plan, program, para, pul, makam, hepsi sona erdi...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT