BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çöl yanıyor!..

Çöl yanıyor!..

Meğer çöl de yanarmış! Kuzey Afrika yanıyor! Orta Doğu yanıyor! Körfez yanıyor!.. Elbette ki gün gelip sönecek bu yangın ama biteceğe benzemiyor. Volkan gibi durup durup lav püskürteceği kesin.



Meğer çöl de yanarmış! Kuzey Afrika yanıyor! Orta Doğu yanıyor! Körfez yanıyor!.. Elbette ki gün gelip sönecek bu yangın ama biteceğe benzemiyor. Volkan gibi durup durup lav püskürteceği kesin. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, gitti. Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali, gitti. Onlarla sınırlı kalacağa benzemiyor bu gidiş. Libya Başkanı Muammer Kaddafi, gitti gidiyor. Hakeza Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih; o da gidici. Domino etkisi başladı bir kere. Durmaz artık! Alevler Bahreyn‘i de sarmış durumda. Bahreyn Devlet Başkanı Şeyh Hamad Bin İsa El Halife‘nin etekleri tutuşalı günler oldu... O ülkelerdeki rejimin ne olacağını bilemem. Bildiğim tek şey, globalleşme rüzgârının bu ülke insanlarını önüne katıp savurduğu. Fırtına dindiğinde kimin nereye düştüğü belli olacak tabii. De... tahmin etmek lazım. Hani “öngörü” diyorlar ya! İşte onu yapmak lazım. Yapanın kazandığı bir dönem çünkü. Üç aşağı beş yukarı mümkün bu. Saydığımız ülkelerin hemen hepsi diktatörler tarafından yönetiliyordu. Kimi “kral” unvanıyla anılıyor, kimi “halife” olarak tanınıyordu. “Başkan” olanlar da vardı tabii ama onların “başkan” unvanları, sahiplerinin diktatörlüğünü saklamakta aciz kalan bir kılıftı. Maksadım onları yargılamak değil. O işi başkaları bolca yapıyor zaten. Bir de bendeniz şişirmeyeyim kafanızı! Ancak, önemli bir husus var. Azıcık da olsa o mevzua temas etmeliyim. Ki, size farklı bir pencereden daha bakma fırsatı doğsun. Tek muradım o. Diktatörlerin aileleri, prensleri, prensesleri ve hısım akrabaları vardı. Saltanatın imkânlarını kullanıp zengin oldular. Hepsi âdeta birer Karun! Şimdi, bu adamların kendi ülkelerinde kalmaları hem canları, hem malları için mahzurlu! Bir yere gidecekler. Bugün olmasa bile yarın gidecekler! Neden Türkiye‘ye gelmesinler? Sadece onlar değil tabii. Çok zengin tüccarlar da var o ülkelerde. Sanki bugünleri yaşayacaklarını biliyorlardı. Hiçbirisi yatırım yapmadı ülkesine. Onların bir kısmı yine kalır belki ama önemli bir kısmı terk edecek yaşadıkları ülkeyi. Onlar da Türkiye‘ye gelse, olmaz mı? Ayrıca, bahis mevzu olan ülkelerin kahir ekseriyeti turizm yatırımı yapan ve iyi para kazanmaya başlayan ülkelerdi. “Şak” diye kesildi. İtalya, İspanya ve Yunanistan başta olmak üzere Akdeniz çanağındaki ülkelerin hepsi o turistleri ülkelerine çekme yarışına girdi. Türkiye neden en fazla turist çeken ülke olmasın? KKTC neden o pastadan en büyük payı alan ülke konumuna girmesin? KKTC deyip geçmeyin. Turizmde çok iddialı bir konuma geldi. “En iyi Kıbrıs tesisi” kategorisinde birinciliği alan Girne-Mercure Otel Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fethi Gürbüz, “Kuzey Kıbrıs bu yıl 500 binden fazla misafir ağırlayacak” dedi. Geçen sene 400 bindi bu sayı. Turizmin KKTC’ye katkısı 30 milyon euro. Ki, KKTC için önemli bir meblağ. Türkiye 2011‘i “Kuzey Kıbrıs Yılı” ilan etti. Aynı zamanda Türkiye-KKTC İş Konseyi Başkanı da olan Gürbüz, “Bu da olumlu etki yapacaktır hiç şüphesiz” dedi ve bu sene turist sayısındaki artışın 300 bini bulabileceğini söyledi...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT