BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her hevesi yetenek zannetmeyin

Her hevesi yetenek zannetmeyin

Çocuklar hayatlarına giren yenilikleri hızla almaya meyillidir. Bu sebeple heveslenme duygusu onlarda, kendini sık gösterir. Bu sayede daha önce hiç fark etmedikleri yeteneklerini görürler. Ama yeteneği olduğunu düşünerek her istediğini almak da doğru değil.



> Sinem Bütün Bir gün yoğun ders programından bunalan bir genç kız org çalmaya heveslenir ve ısrarla ailesinden org ister. Aile, kızlarının sıkıntısına anlayış göstererek: “Belki de bilmediğimiz bir yeteneği vardır” düşüncesiyle bu isteğini kırmaz ve ona orgu alır. Arkasından da bir müzik öğretmeni bulur. Dersler başlar. Bir ders, iki ders geçer ve üçüncüde öğretmen aileyi karşısına alarak konuşur: “Kızınız belli ki müziği çok seviyor; ama hâlâ şansınız varken bu orgu bir oltayla değiştirin; çünkü şimdi de balık tutmak istiyor!” İşte heves böyle bir şeydir. İnsanın aklına hızla girebildiği gibi hiç var olmamışçasına birden kaybolabilir de. Her şey, canın çekmesiyle başlar. O, ilk anlık his, istek hâline döndüğünde ise merak uyandırır, insanı araştırmaya iter. Yapılandan zevk alınmasını sağlar; fakat demir tavında dövülmediğinde geride büyük bir hayâl kırıklığı bırakır. AYAR NASIL TUTTURULUR Çocuklarımızda bu duygu, kendini sık gösterir. Hayatlarına giren yenilikleri hızla almaya meyillidirler. Bazen bu heyecanları onları etkiler. Daha önce hiç fark etmedikleri yeteneklerini görürler. Bu yetenekleri, hayatlarını şekillendirir, gelecek planlarının belirleyicisi olur ya da boş zamanlarını değerlendirdikleri bir hobi olarak yerini alır. Hobiler çoğunlukla, varlığının farkında olmadığımız potansiyelimizi açığa çıkaran egzersizlerdir. Uzmanlar; zamanımızda bütün hastalıkların sebebi olarak bilinen stres ile savaşmanın en kolay yolunun herhangi bir hobi ile uğraşmak olduğunu savunurlar. Ahşap boyama, hayvan besleme, müzik aleti çalma, sporun herhangi bir dalıyla uğraşma, koleksiyon yapma, zekâ zorlayan oyunlar oynama gibi sayısız hobi, ister genç ister yaşlı birçok kişinin hayatında önemli yer tutar. Kendine çeşitli hobiler edinebilmiş kişiler, “zaman” dediğimiz kavramın öldürülmemesi gereken çok hayati bir değeri olduğunu daha çabuk anlarlar. Ancak; “Ne olursa, nasıl olursa olsun da mutlaka bir hobim olsun!” demek de yanlıştır. Özellikle anne ve babaların bu konuda titiz olması gerekir. Sırf çocuklarımız sıkılmasın, onların uğraşları olsun diye her hevesini onaylarsak ileride faydasız işlerle uğraşan, kendilerini geliştirememiş evlatlarımız olduğunu görebiliriz. Çocuklarımız, akıldan ziyade duyguları ile hareket eder. Onların hisleri ve hevesleri kör olduğu için akıbeti göremez onlar. Doğru ya da yanlış birçok şeyi isterler. Onları yanlışlardan korumalıyız. Bunun için de onların rehberi olacak biz büyüklere ihtiyacı vardır. İleride çocuklarımızın kendilerine ve insanlığa faydalı hünerleri olsun istiyorsak geç olmadan onların iyi bir izleyicisi ve yol göstericisi olmamız gerekir. PENCERELER Utku Öztürk / Emre Erdoğan utku.ozturk@ihlaskoleji.com YAZILI YOKLAMA Soru: Hayalinizdeki okulu yazınız. Cevap: Öğretmen bize hiç kızmasın, biz ona kızdığımızda bize para versin. Soru: Dünyanın şeklini açıklayınız. Cevap: Kutuplardan asık bir portakal şeklindedir. Soru: Ülkemizdeki ovalara birkaç örnek veriniz. Cevap: Çukurova, Yüksekova ve yamukluklu ova. “Tweetçi” twitter.com/twtci taci_kalkavan Elin gâvuru “Oyun bittiğinde şah da piyon da aynı kutuya konur” deyince karizma, ben kahvede “106 taşı aynı kutuya koyun kaybolmasın” deyince çaycı oluyorum. granieve ‘Hayat, başkasının hayallerini yaşamak için çok kısa’ demiş Steve Jobs. Yarısına geldim, kendi hayallerime başlayamadım bile. bucukucuk Babama “Gözlerini kapat ve gitmek istediğin yeri hayal et” dedim. “Yürü git yat yarın okula gideceksin” dedi. İçimdeki “Aref” öldü. ardaerdik Biri kurbağa öper... Biri yüzyıllarca uyur... Biri 7 cüceyle yaşar... Biri kuleye kapatılır... Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor zanaat. mserdark Dünyada en çok kullanılan ilk 3 şifre (hayatta tahmin edemezdiniz): 123456, 12345, 123456789. Rahim Er Bazı Türkiye gazetelerinin ABD’de elde görünmesi zor. Müstehcen yayın zannedilebilir. murat_aras Pazarlık futbolda da olmalı. Devre arasında “Bize en son kaç olur” deyip güzel bir skorda anlaşıp ikinci yarıyı oynamadan dönmek lazım. esulertas Ödünç aldığı kitapta cümlelerin altını çizerek okuyan adamla, başkasının bilgisayarında ayarları kişiselleştiren adamın pervasızlığı yarışır. carilevis Selam ben Soner Sarıkabadayı... Bunlar da yeni albümümdeki şarkılar; 1-Sus, 2-Pus, 3-Kas, 4-Muz, 5-Küf, 6-Tuş, 7-Koş, 8-Bak, 9-Vah, 10-Tut acimasiztweet “Hayat.exe, alinyazisi.doc, hatiralar.jpg, filmseridi.mov, eskidefterler.xls, kalbininsesi.mp3...” - Hepimizinsaniz.rar. necibeozer Bir kadının ‘memnun oldum’ dediği tek yer tanışma faslıdır. HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY- Tat alma duyusu Yemek seçimimiz önce anne karnında başlıyor > İlkokulda, bize öğretilen, dilin tat alma bölgelerini hatırlayın: Hani şu ucunun tatlıyı, kenarlarının ekşiyi, arkasının acıyı algıladığı bilgisi. Bu bilgi tamamen yanlış. Gerçekte ise dilin her tarafı her tadı alabilir, sadece duyarlılığı farklıdır. > Tat çeşitlerini hepimiz biliriz; tatlı, tuzlu, acı, ekşi. Daha az bilinen ise beşinci tat olan “umami”dir. Soya sosu, domates ve başka birçok yiyecekten aldığımız tat aslında umamidir. > Yemek ayırımı anne karnında başlar. Çocuğun ilerde seveceği ya da sevmeyeceği yemekleri çocuk henüz anne karnındayken annenin yediği yemekler belirler. Hatta ana rahminde tattığı ilk yiyecekler de çocuğun ilerde en çok seveceği yemekleri belirler. BİLİYOR MUYDUNUZ? 1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışı yapılır. Sonra meslektaşları ile sohbet eden dönemin Türkiye Büyükelçisi bir ara şöyle bir şey söyler: “Bu tesis, Suudi Arabistan’ın ilk, tuzlu su arıtma tesisidir.” Bunun üzerine Fransız Büyükelçisi hayretler içinde kalarak: “No, Sir! Bu, Suudi Arabistan’ın ilk, tuzlu su arıtma tesisi değildir. Buradaki ilk tesis, Osmanlılar’ın 1800’lü yılların sonunda yaptığı tesistir” der ve ortama bir müddet sessizlik hâkim olur. PAYLAŞIM MERKEZİ Arabalar hakkında ilginç bilgiler > Otomobiller dünyada en çok geri dönüşümü yapılan ürünlerdendir. > Geri dönüşüm sürecinde, ortalama bir otomobili, yumruk büyüklüğünde parçalara ayırmak yaklaşık 45 saniye almaktadır. > Ortalama olarak bir arabada 914 metre elektrik kablosu vardır. > Arabalardaki hava yastıkları saatte 320 km hızda patlar. > Ortalama hayat süresiyle, bir insan, tüm hayatının iki haftasını trafik ışıklarının değişmesini bekleyerek harcar. GOOGLE ARENA arama motorlarına göre karşılaştırma Diploma 85 milyon Tablo 8 milyon İlaç 11.2 milyon Meyve 6.7 milyon Para 57.8 milyon Huzur 7.1 milyon İbrahim Cebeci icebeci@ihlaskoleji.com Etkiliyorum Kardan kâr Yakında, ömrümüzden bir kış daha geçti diyeceğiz; bu, kimi için kârlı kimi için de kârsız olmuştur; fakat İstanbul için karsız oldu. Eskilerin “zemheri ayı” deyip ismini bile duydukları zaman titredikleri karakış, bu sene İstanbul için hafif ve ılık geçti diyebiliriz. Bir lütuf, beyaz bir hazine... Bembeyaz, pamuk gibi... Kar yağınca hava ve sokakların tertemiz olması, çiftçilerin kışın yağan karın oranına göre beklenti içine girmesi, toprağın yavaş yavaş suya doyması, barajların dolması, yer altı sularının beslenmesi... Bildiğimiz ve bilmediğimiz daha neler neler... Pamuk taneleri aheste aheste gökyüzünden aşağı yumuşak bir iniş yaparken insanoğlu da bu manzara karşısında mest olur. Fakat bu minik taneler biriktiği zaman övündüğümüz ve o çok güvendiğimiz 21. yüzyıl teknolojisi bu birikintiler karşısında aciz kalır. Dağın içindeki kayaları oyup tünel yapan, ülkeleri denizin altından birbirine bağlayan, atom bombasıyla kilometrekareleri yok eden teknoloji, kar taneleri karşısında aciz. Kar ise adeta “Birlikten kuvvet doğar.” dercesine bizlere nispet yapar, belki de nasihat eder: “Birlik olun; bölünmeyin, parçalanırsınız!” Bu güzel ihsana zaman zaman “beyaz felaket” de diyenler çıkmıyor değil. E, ne yaparsınız, insanoğlu, çiğ süt emmiş! Varlığında “felaket” diye isyan, yokluğunda “kuraklık” diye isyan. Trafik felç, okullar tatil, işine gidemeyen insanlar; barajlar boş, tarlalar kurak.. Ardı arkası kesilmeyen şikâyetler... Bir taraftan erimiyor diye şikâyet edenler diğer taraftan yağsın diye dua edenler... Son yıllarda tertiplediğimiz dünya çapındaki organizasyonlarla adından sıkça söz ettiren ülkemiz için yeni bir gurur kaynağı: Erzurum 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları. Kara yapılan 650 milyon dolarlık kârlı yatırım, bir nevi kumsala yazı yazmak gibi... Ya kar yağmaz da kârdan zarar edersek... Uludağ, Kartepe, Kartalkaya... Hepsi kara endeksli, hepsi pamuk tanelerinin birleşmesine ve bu birlikten doğacak kuvvete muhtaç. Ya yağmazsa... Kar için dünyanın dört bir tarafından akın akın kış turizmine koşan insanların yanında kardan mahsur kalanlar da var. Tanecikler gökyüzünden inmeye bir başlar ve dünyanın pek çok yerinde yollar kapanır. Ya erimezse! Hiçbir şeyden memnun olmayan bazı insanlar, bir gün memnuniyetsizliklerinin altında ezilir gider. Çünkü kıymeti bilinmeyen nimet elden gidermiş. O zaman: “Şikâyet etme şükret!” Kurşunkalem Bundan sonra cuma günleri çıkacak Sevgili Okurlarımız, haftaya bir yılı geride bırakıyoruz. Bu vesileyle bir değişiklik yapıp, sayfayı cuma gününe çekiyoruz. Önümüzdeki haftadan itibaren bizi cuma günü takip edebilirsiniz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT