BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Onun için ölürdüm...

Onun için ölürdüm...

Kiminle kaçıp gittiğini sorduk. Verdikleri cevap karşısında ise dünyam başıma yıkıldı. Evet o kişiydi. Uğruna hayaller kurduğum, onun için her şeyden vazgeçtiğim o kişi. Meğer beni onunla tanıştıran abimin nişanlısıyla kaçıp gitmişlerdi. Hıçkırarak ağlarken bayılmışım...



Uşak’tan rumuz “Hüzün Çiçeği”nin hüzün dolu hatırasını yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz... Ağabeyinin nişanlısı kız sayesinde tanıştığı gence aşık olur Hüzün Çiçeği... Artık ondan başka kimseyi gözü görmez. Genç, bir gün kendisine evlenme teklif edince de dünyalar onun olur. Ne var ki, bu duruma kızın ailesi razı olmaz. Zorla gence telefon ettirirler. Kız, artık birlikte olamayacaklarını söyler. Fakat genç hiç de umursamamıştır... “Keyfin bilir güzelim der gibi, telefon suratıma kapanıvermişti. Ama daha acısı ailemin sözü oldu: -Bak, demek seni bu kadar seviyor işte. O gün sabaha kadar uyuyamadım. “Neden?” diyordum. “Neden hiç itiraz etmedi? Neden?” Oysa ki ben ona mecbur kaldığım için öyle konuşmuştum telefonda. Daha sonra, ilk karşılaşmamızda bütün bu olanları baskı altında yaptığımı ona anlatacaktım. Hatta benim için çok değerli olan ailemi bile sırf onun için terkedip kaçıp gitmeyi düşünüyordum.Onun için canımı bile verirdim. O telefon konuşmasından sonra kafamda bir sürü soru işareti oluşmaya başlamıştı. Neredeyse çıldıracaktım. O günden sonra dışarıya çıkamıyor, kimseyle görüşemiyor, telefonun yanına bile yaklaşamıyordum. Artık hapis hayatı yaşıyordum. Ona tüm olanları anlatabilmek için can atıyor ama hiçbir fırsat bulamıyordum. Aradan 2 ay geçmişti. Ondan hiçbir haber de alamamıştım. Değil haber almak yüzünü bile görememiştim. Onu penceremin önünde gece yarılarına kadar, “belki gelir, belki görebilirim” diye büyük bir heyecan içinde bekliyordum. Ama, ne yazık ki gelmemişti. Kafamdaki sorular daha da artıyor, bu olanlara hiçbir anlam veremiyordum. Birgün anneme, arkadaşıma gitmek için saatlerce dil döktüm. Bana güvenmesini, artık ondan ayrıldığımı ve bir daha görüşmeyeceğimi, yalan da olsa söyledim. Sonunda annemi inandırmayı başardım. Büyük bir sevinç içerisindeydim. Kendimi kafesinden kurtulan kuşlar gibi hissediyordum. 2 Kasım 1999 Salı... 2 aylık hapis hayatından sonra artık özgürdüm. Daha fazla vakit kaybetmeden apar topar evden çıktım ve ona telefon ettim: -Bir çay bahçesindeyim. Sana anlatacak çok şey var. Hemen gel. Heyecandan titriyordum. Onu iki ay değil, sanki asırlardır görmemiş gibiydim ve çok özlemiştim. Evet nihayet gelmişti. Hiçbir şey demeden oturdu karşıma. Ben ise nefes bile almadan tüm olanları ardı ardına anlatmaya başladım. Anlatmasına anlatmıştım ama bu söylediklerime sanki hiç sevinmemişti. Bakışları kin ve öfke doluydu. Benimle alay edercesine konuşuyor ve onu hiç ilgilendirmiyordum. Ama neden? Tüm olanları anlatmama rağmen neden öfke saçıyordu? Neden böyle değişmişti. Onu tanıyamaz hale gelmiştim artık. Sanki aylar öncesine kadar tanıdığım kişi o değildi. Kendi kendimi, “Belki bir sorunu vardır, belki canı bir şeye sıkılmıştır” diyerek teselli ediyordum. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bana ne yapacağımızı sordu. Ben de bu konuyu aileme tekrar açacağımı eğer yine ters tepki verirlerse onunla nereye olursa olsun gitmeye hazır olduğumu söyledim. Eve geldiğimde, her şeyi göze ala rak bu konuyu aileme tekrar açtım. Ama ne yazık ki ailemin kararından hiçbir şey değişmemişti. Hayır! Hayır! Hayır! Odama kapanıp günlerce ağladım. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Çok çaresizdim. Tek çaresi vardı. Buralardan kaçıp gitmek. Evet kafama koymuştum artık. Artık herşeyi bırakıp gidecektim. Ama hiç fırsat bulamıyordum. O birkaç saatlik özgürlüğün ardından yine hapis hayatı yaşıyordum. O gün yalan söyleyip onunla tekrar görüştüğüm için ailemin bana karşı güveni de sarsılmıştı. Kapılar üzerime kilitleniyor, herkesin her saniye gözleri bende oluyordu. Tabii bu arada onun beni ne arayıp ne sorduğu vardı. Derken bir gün saat 24.00’te bir telefon geldi. Arayan abimin nişanlısının ailesiydi. Ağlayarak kızlarının başka biriyle kaçıp gittiğini söylüyorlardı. Kulaklarımıza inanamadık. Çok üzüldük. Birkaç gün sonra nişan almaya evlerine gittik. Herkes perişandı. 3 ay sonra düğünü olacakken kaçıp gitmesine bir anlam verememişlerdi. Kiminle kaçıp gittiğini sorduk. Verdikleri cevap karşısında dünyam başıma yıkıldı. Evet o kişiydi. Uğruna hayaller kurduğum, onun için her şeyden vazgeçtiğim o kişi. Meğer beni onunla tanıştıran abimin nişanlısıyla kaçıp gitmişlerdi. Hıçkırarak ağlarken bayılmışım. Kendime geldiğimde her şeyi anlatmaya başladım. Daha sonra öğrendik ki, iki senelik bir birliktelikleri varmış. İyi de benden ne istemişlerdi veya ben onlara ne yapmıştım. Bir ay kadar hayata küstüm. Ama sonra düşündüm onun gibi birisi için hayata küsmeye değmez. Son olarak şunu söylemek istiyorum: “Artık hiç kimseye güvenemiyor ve sevmekten de çok ama çok korkuyorum”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89898
    % 0.37
  • 4.8232
    % -0.22
  • 5.6284
    % -0.33
  • 6.3815
    % -0.47
  • 192.903
    % -0.91
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT