BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayat okulu dersleri: Üç küçük hikayecik

Hayat okulu dersleri: Üç küçük hikayecik

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta küçük bir kız getirdiler. Hayatta kalabilmesinin tek çaresi; beş yaşındaki kardeşinden acil olarak kan nakledilmesi idi.



Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta küçük bir kız getirdiler. Hayatta kalabilmesinin tek çaresi; beş yaşındaki kardeşinden acil olarak kan nakledilmesi idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan akıl almaz şekilde, kıl payı kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bir bağışıklık oluşmuştu. Doktor bu durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve eğer kendisinin kanını almazsa ölecek olan ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Çocuk bir an düşündü... Sonra derin bir nefes aldı ve; “Eğer ablam kurtulacaksa, veririm kanımı” dedi. Kan nakli ilerlerken mütemadiyen ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü giderek soluyordu... Doktor, bu cesur çocuğun saçlarını okşayarak kulağına eğildi ve; “Sen bir kahramansın, dedi. Bak, ablan iyileşmeye başladı bile...” Gülümsemesi yoktu artık çocuğun dudaklarında. Titreyen bir sesle doktora sordu: “Peki, ben?.. Dedi. Ben, hemen mi öleceğim?..” Bu fedakâr çocuk, ondan isteneni yanlış anlamış... Ablasına, vücudundaki bütün kanını verip, kendisinin öleceğini sanmıştı. Önemli olan vermektir Onun adı neydi? Okuldaki ikinci ayımdı. Öğretmenimiz soruları dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar bir solukta geldim ve işte orada çakıldım kaldım... Çünkü o son soru şöyleydi: “Her gün okulu temizleyen hademenin adı soyadı nedir?..” ..... Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Onu yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Tıknaz, kırçıl saçlı sıradan bir hizmetli kadındı. Yaşı 50’lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu cevaplamadan bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci; imtihan sonucuna, son sorunun da tesir edip etmeyeceğini sordu. - Tabii ki, dedi hocamız... İş hayatınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi de sizin ilginizi ve dikkatinizi hakeden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve “Merhaba” demeniz gerekse bile!.. Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Bir de o hademenin adını... Yağmurda otostop!.. Bir gecenin yarısına doğru, Alabama otoyolunun kenarındaki o zenci kadını gördüm. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında bekliyor ve dikkatleri çekmeye çalışıyordu. Geçen her arabaya el sallıyor, ama hiçbirini durduramıyordu. Yavaşlayıp yanına sürdüm arabayı... ..... 60’lı yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama’da yardıma kalkışması pek sıradan şeylerden değildi. Onu şehre kadar götürüp bir taksi durağında bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi. Verdim. Bir hafta kadar sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi bu armağana: ..... “Geçen gece otoyoldaki yardımınız için teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim ki siz çıkageldiniz... Sayenizde, ölmekte olan kocamın yatağının başucuna zamanında ulaşmayı başarabildim. Biraz sonra da zaten son nefesini verdi. Allah bana yardım eden sizden ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardımcı olan herkesten razı olsun!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole.” Tezkereye beş kala Hey benim yiğidim asil evladım Vatan toprağının canözü sensin Sen benim büyüğüm yiğit serdarım Kahraman ordumun sancağı sensin * * * Sen doğuda bar tutan balamsın dadaş Sen güneyde gül kokan yörüksün gardaş Sen Ege’de toprağa diz vuran efe Sen benim baş tacım sen Türk’sün gardaş Gel Karadenizlim horon tepelim Gel benim başkentlim misket diyelim Gel halaya duralım Kars’tan Maraş’a Trakya’dan Hatay’a marş söyleyelim * * * Ecdadın da belli atam da belli Sahipsiz değilim dünüm de belli Bayrağımın rengi yıldızı belli Türk oğlu Türk’üm ben şanım da belli * * * Ben ikinci bölükten üç istasyondan Ardahanlı Bedirhan adresim belli Gönül hekimi olan bir kumandandan Askerliği sevdik biz askeriz şimdi Az şey öğrenmedik biz bu kışlada Yürüdük koşturduk marşlar söyledik Hepimiz ayrıldık her bir postaya Paylamayı sabrı, aşkı öğrendik * * * Ayrı bir gururdur jandarma olmak Toplumsal olayda halkla dost olmak Düşmanın önünde yılmaz tavrıyla Panter, kartal, şahin hem aslan olmak * * * Enkazdan çıktık biz depremzedeyiz Yalova, Çınarcık Gölcük’lerdeyiz Ekmek kuyruğunda öksüz yavruyla Görevi başında Mehmetçik’leriz * * * Birinci Tabur’da Sayit Binbaşı İkinci Bölükte Tarık Üsteğmen Siz bu memleketin temel taşları Size saygı duyacak bilen bilmeyen * * * Çorumlu Recep Çavuş komuta sende Uşak’tan Ali Baral gönlümüz senle Aydın unutmaz sizi kadro erlerim Erzurumlu Harputlu sen türkü söyle * * * Bu bayrak hep böyle dalgalanacak Bu alnım hep böyle açık kalacak Aydın’ın bağrında bu tabur böyle Sancak düşmedikçe şanlı kalacak * * * İşte gidiyoruz günümüz bitti Aydın gönlümüzde güzel yer etti Birinci Jandarma dost taburundan Sivile dönenler seviyor sizi Sivile dönenler unutmaz sizi 801. Dönem Bedelli Jandarma Er Bedirhan Gökçe/Aydın Gönderen: Yusuf Kürkçüoğlu
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT