BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Senaryosuz ülkeler başkasına figüran olur

Senaryosuz ülkeler başkasına figüran olur

Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İdris Bal’la Türkiye’deki ve Müslüman ülkelerdeki ayaklanma ile ilgili gelişmeleri konuştuk.



Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da yaşananları yorumlayan Bal, “Bundan sonra iki tür gelişme olabilir; ya demokratikleşme, yönetimlerin meşrulaştırılması yönünde adımlar atılacaktır, ya da daha fazla baskı uygulanacaktır” dedi. MURAT ARVAS’IN ÖZEL RÖPORTAJI Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İdris Bal, Murat Arvas’ın sorularını cevapladı. Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İdris Bal’la Türkiye’deki ve Müslüman ülkelerdeki ayaklanma ile ilgili gelişmeleri konuştuk. Sohbetimize Orta Doğu’dan başlamak istiyorum, neler oluyor? BAL: Bu bölge Osmanlı’nın dağılmasından sonra istikrarsızlığı ile ünlü hale gelmiştir. Bunda bölgede suni haritaların çizilmesi, su kıtlığı, milletleşme sürecinin tamamlanamaması, demokratik yönetimlerin olmaması, Filistin-İsrail probleminin var olması gibi faktörler önemli rol oynamıştırlar. Yine gücünü kendi halklarından almayan, hatta kendi halklarını tehdit olarak gören, legal muhalefete, serbest seçimlere izin vermeyen, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin bulunmadığı, demokratik olmayan yönetimler önemli rol oynamaktadır. Günümüzde “artık yeter” der gibi Tunus’ta başlayan halk ayaklanmaları, Mısır’da, Yemen’de Bahreyn’de ve bu günlerde Libya’da devam etmektedir. Göstericiler baskıcı rejimlerin sona ermesini talep etmekte, daha fazla demokrasi, serbest seçimler, legal muhalefet, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, gelir dağılımında adalet gibi reformlar istemektedirler. Fakat bu ayaklanmaların istenen sonuçları doğurup doğuramayacağı ise tartışma konusudur. Ayaklanmalar başarılı olabilir mi? BAL: Bölgedeki ayaklanmaların tabandan tavana organize olmuş devrimler olmadığı, daha ziyade dünden bugüne kendi yönetimlerine yönelik oluşmuş memnuniyetsizliğin bir göstergesi ve özgüven kazanma çabaları olduğu gerçeği unutulmamalıdır. İran devriminde olduğu gibi devrimler kısa zamanda hem iç politikada, hem devlet yapısında, hem de dış politikada radikal değişimler getirebilir, devlet ideolojisi değişir. Orta Doğu’daki halk ayaklanmaları ile bölgede tam demokrasinin kısa zamanda gerçekleşebileceğini düşünmek fazla iyimserlik olur. Dolayısıyla her ne kadar Tunus’ta, Mısır’ da olduğu gibi ayaklanmalar yönetimlerin başında yer alan liderlerin görevlerini bırakmalarına yol açsa da, yönetim yapısı büyük ölçüde aynı kalmakta ve bazı reform sözleri verilmektedir. Bölgede ne gibi değişimler olabilir? BAL: Bölgede bundan sonra iki tür gelişme olabilir; ya demokratikleşme, yönetimlerin meşrulaştırılması yönünde adımlar atılacaktır, ya da daha fazla baskı uygulanacaktır. İlk olarak Orta Doğu’daki yönetici elit, halkla barışabilmek için reformların bir zaruret olduğunu kabul edebilirler. KANLI DEVRİMLER OLABİLİR İkinci ihtimal ise, dünden bugüne güç kullanma, baskı yapma alışkanlığı olan bölgedeki yönetimler halk ayaklanmalarını engellemek için daha fazla güç kullanmayı, daha fazla halkın kontrol edilmesini deneyebilirler. Bu durum bu günlerde Libya’da görülmekte, Kaddafi halk ayaklanmasını zor kullanarak, üzerlerine ateş açarak bastırmayı denemektedir. Şurasını unutmamak gerekir ki, böyle bir seçeneği tercih eden yönetimler olursa, ileride daha organize, daha kanlı ayaklanmalar, hatta devrimler bölgede görülebilir. Peki Türkiye’deki iç çatışmalar ne zaman bitecek? BAL: Osmanlı’nın yediği şoktan sonra Türkiye’nin ayağa kalkamaması için dışarıdan bir el mütemadiyen bizim enerjimizi tükettirmek için önce sağ-sol sonra alevi-suni bugün de Türk-Kürt kavgası yaptırmaya çalışıyorlar. Böyle yaparak Türkiye’nin tam demokratik bir ülke hâline gelmesini istemiyorlar. Şükür ki halkımız artık olgunlaşmış ve bunlara müsaade etmiyor. Ben şunu söylerim hep: “Kendi senaryoları olmayan devletler başkalarını senaryolarında figüran olmaya mahkûmdurlar...” TÜRKİYE’NİN BAŞARISI ÖRNEK OLDU Aynı kültür ve tarihî özelliklere sahip olmasına rağmen, Türkiye’nin demokrasi, ekonomik kalkınma, dış siyaset alanlarında gösterdiği başarı ve özgüven, Orta Doğu halklarının kendi yönetimlerini sorgulamasına yol açmıştır. CHP’Yİ İYİCE BİTİRİYORLAR ODA TV yayınlarında dedelerime küfretti Türkiye’deki olaylara geçersek ODA TV’deki tutuklamaları nasıl yorumluyorsunuz? BAL: Avusturya’da bir gazeteye verdiğim mülakatın Türkçe çevirisini ODA?TV haber yapıyor ve şahsıma yönelik 80 hakaret ve tehdit savuruyor. Dedelerime bile küfür ediyorlar. Dava açtım. ODA TV genel anlamda objektif bir çizgide haber yapan bir kurum değil. Daha ziyade biraz provokasyon biraz böyle fanatizm radikalizm kokan bir çizgisi var. Tutuklama radikal açıklamalardan dolayı mı? BAL: Hayır. Büyük resme, Ergenekon’a bakılması gerektiğini düşünüyorum. Hep beraber göreceğiz. Yargı ne diyorsa. Kılıçdaroğlu’nun “Ergenekon’a üye olmak istiyorum” açıklamasını nasıl buluyorsunuz? BAL: Esefle karşılıyorum. Bu söylem Türkiye’de demokrasi zihniyetinin oturmadığının göstergesidir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Süheyl Batum’un bu tür söylemleri oy kazandırmaz...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT