BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > "Eşlerimizi
bagajda taşıdık"

"Eşlerimizi
bagajda taşıdık"

28 Şubat mağduru Binbaşı Kemal Şahin: Başörtülü eşimi koltukların arasına saklayıp nizamiyeden çıkarıyordum. Bazı subaylar da eşlerini bagaja kilitliyordu.



> HABER MERKEZİ 28 Şubat postmodern darbesinin toplumda ve insanlarda meydana getirdiği tahribatın boyutu her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Tıpkı ordudan ihraç edilen İstihbarat Binbaşı Kemal Şahin’in yaşadıkları gibi. Şahin, 1980 yılında Harp Okulu’na girdi. 1989 yılında bir teğmen olarak TSK’ya intisap etti. Kemal Şahin, bir taraftan da Harp Akademisi sınavlarına hazırlandı. 2 yıl süren gayretin ardından 70 kişi ile birlikte kurmaylık sınavını kazandı. Ancak bu sevinci uzun sürmedi. Şahin, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Eşim başörtülüydü ve haliyle okumayacağım söylendi. Stres ve üzüntüden mide kanaması geçirdim” IZDIRAP DOLU GÜNLER Ancak Şahin için asıl ızdırap dolu günler bundan sonra başlamış: “Eşimi her gün sabah arka ve ön koltukların arasına saklayarak nizamiyeden çıkarıp, akşam da dolmuş durağından alıp eve getiriyordum. Hatta bazen unutuyordum. Eşim saatlerce orada soğuk ve karın altında beklemek zorunda kalıyordu...” Şahin, eşleri başörtülü bazı subay ve astsubayların ise çok korkunç yöntemlere başvurmak zorunda kaldığını anlattı: “Bazıları eşlerini arabanın arka koltuklarına yatırıp üzerine battaniye atarak eşya süsü vererek buradan getirip götürmüş. Bunu da fark edince bu kez de, bagaja kilitleyerek lojmana giriş çıkışları da gece saatlerine denk getirmiş. Adeta bir tecrit ve hapishane hayatı yaşadık.” Kemal Şahin’in 28 Şubat sürecinde şahit oldukları ise, Türkiye’nin nasıl bir dönemden geçtiğini gözler önüne seriyor. Gelin gerisini Şahin’den dinleyelim: NEREDEYİM BEN? “Batı Çalışma Grubu’nun toplantısına katıldım. O toplantıda başkan o dönemde korgeneral olan Çetin Doğan idi. Bütün kuvvet komutanlarının temsilcileri ile toplantı yapıyordu. O toplantıda konuşulanlardan o kadar ürperdim ki... Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’ndaki işgal tabloları gözümün önüne geldi. Bir an Türkiye’yi işgale uğrayan Vietnam ile özdeşleştirdim. Kendi kendime ‘Bulunduğum salon ve karargâh nerenin acaba? Bir işgal ordusunun toplantısında mıyım?’ diye düşündüm. Özel okulların kuran kurslarının, cemaatlerin, İHL’lerin, Refah-Yol hükümetinin, dindar insanların ‘nasıl tehlike teşkil ettiğine!’ şahit oldum. Halkın tek tek fişlendiğini fark ettim. Evlerimiz BBG evine çevrilmişti. Subay eşleri tarafından çeşitli bahanelerle ziyaret edilerek raporlar tutuluyordu. Eşyaların rengi bile irtica sebebi sayılıyordu. Bazı subay ve astsubayların eşleri fotomontaj yöntemi ile çarşaflı kadınlarla bir araya getirerek delil üretiliyordu. Ve bunu YAŞ’a komutanların ve siyasilerin önüne koyarak, ‘işte bakın biz bu nedenlerle atıyoruz’ diye ikna ediyorlardı.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 90263
    % -3.38
  • 5.9638
    % -8.23
  • 6.7561
    % -8.41
  • 7.5427
    % 0.01
  • 224.364
    % -8.05
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT